BİR TOPLUM NE ZAMAN KAYBEDER?
Hannah Arent…1906’da Almanya’da doğmuş bir Yahudi. Nazilerden kaçmış, Fransa’da yaşamış; sonunda ABD’ye sığınıp 1975’te de ölmüş. 1951 yılında yaşadıklarından hareketle yazdığı “Totalitarizmin Kökenleri” isimli kitabında “eğitimli ve kültürlü bir halkın, karanlığa nasıl gömülebileceğini” anlatmış. Diyor ki;
Totaliter rejimin öznesi, İnanmış bir Nazi veya inanmış bir Komünist değil, doğru ile yanlış arasındaki ayırımı kaybetmiş bir insandır. Herhangi bir şeyin hem doğru hem de yanlış görünmeye başladığı bir ortamda insan, kime ve neye güveneceğini şaşırır; düşünmekten yorulur, sonunda pes eder. Totaliter rejimin istediği de budur. Yani, insanları hiçbir şeye inanmayana kadar şüpheye düşürmek…
Bundan sonrası kolaydır. Toplum bir defa düşünmeyi bırakınca gerçekler gücünü kaybeder, adalet, ahlâk ve onur da yavaş yavaş çözülür.
Yazar, 1930’lar Nazi Almanyası için şunları söylüyor:
Naziler sadece yalan söylemekle kalmadılar; dünyayı o kadar çok yalana boğdular ki, insanlar sonunda gerçeği aramayı bıraktı, kimse kimseye güvenmez oldu; herkes herkesi yalan söylüyor gibi görmeye başladı.
Ve, 1945 yılı… Kızılordu Almanları yenmiş, Berlin’e girmeye sadece 50 km kalmışken, Alman gazeteleri hâlâ “Ordumuz zafer üstüne zafer kazanıyor” başlıkları atıyordu. O yıllarda TV yok, internet yok. Cepheden haber getiren askerler ise, Berlin’e 500 km uzaktaki kamplarda tutsak.
Sonuç mâlum:
Yerle yeksan olan bir ülke ve intihar eden bir lider.
Totaliter rejimlerin kitlesel propaganda aracı olarak kullandıkları “Büyük Yalan Tekniğinin panzehiri” düşünmektir: Merak etmek ve soru sormak…
Eleştirel düşünmeyi bırakan, körü körüne inanan kişi veya toplumlar er yada geç kaybederler.
Dr. Paul Joseph Goebbels, Alman politikacı ve Adolf Hitler’in en yakın arkadaşlarından biri. Kitlesel propagandanın Büyük Yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığıyla bilinir.
ADOLF HİTLER’İN PROPAGANDA BAKANI GOEBBELS’İ BİLMEDEN GÜNÜMÜZ SİYASETİNİ OKUYAMAZSINIZ…
GOEBBELS DİYOR Kİ:
1 – İnsanların BEYİN TEMBELLİĞİNE dayanarak hareket edin.
2 – Yalan söyleyin, MUTLAKA İNANAN çıkacaktır.
3 – Bir söylemi DEVAMLI TEKRARLAYIN, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser.
4 – Söylediğiniz YALAN NE KADAR BÜYÜK OLURSA o kadar etkili olur.
5 – Halk BÜYÜK YALANLARA, küçük yalanlara göre DAHA ÇABUK İNANIR.
6 – Hatalı olduğunuzu veya YANLIŞ YAPTIĞINIZI asla kabul etmeyin.
7 – Kendinizi savunmak yerine KARŞINIZDAKİLERİ SÜREKLİ SAVUNMADA BIRAKIN.
8 – Sadece bir rakibinize odaklanın ve KÖTÜ GİDEN HER ŞEYİN SUÇUNU onun üzerine yıkın.
9 – Önemli olan AYDINLAR DEĞİL, KİTLELERDİR. Çünkü onları KANDIRMAK kolaydır.
10 – İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır.
11 – Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır.
12 – Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.
13 – Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım
14 – Yargı, devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.
15 – Asla kabahat ve suç üstlenmeyin.
16 – Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın.
17 – Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.
18 – Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.
19 – Devletin sosyal yardımlarını PARTİNİN SOSYAL YARDIMI gibiymiş dağıtın.
Halk yardım kesilir endişesi ile PARTİDEN ayrılamaz.
20 – Başarısız olduğunuz her konuda GEÇMİŞİ suçlayın.
21 – İktidarda yolsuzluğunuz mu çıktı? Muhalefetin yolsuzluk yaptığını ve yalan söylediğini ileri sürün.
22 – Ötekileştirmek, ayrıştırmak ve çatıştırmak oy veren kitlenizin hep yanınızda kalmasını sağlar.
23 – Güvenlik, savaş tehdidi ve bölünme duygusu ile halkın MİLLİYETÇİLİK DUYGULARINA hitap ederek başarısızlığınızı milli mesele olarak halka sunun.
24 – YENECEĞİNİZ RAKİBİNİZİ GÜÇLENDİRİP KARŞINIZA ALIRSANIZ SONUCU SİZ TAYİN EDERSİNİZ.
25 – İktidarınız sallanıyorsa teorisi teorileri üreterek suçu iç ve dış güçler ile üst akılın üstüne atın. Halk bununla oyalanır. Muhalefetin etkisi de azalır.
Neyi, nereyi, kimi hatırlatıyor?
13 Kasım 2025
M. Hüseyin OĞUZ

