BOZKIR’IN YELİ
Uzun gecelerin fermanı varken,
Hayallerin sınır ötesi vardı.
Beyaz bir tebessüm köyü sararken
Kardan da beyaz bir neşesi vardı.
***
Kışı kıştı kar yağardı diz boyu
Sohbetler olurdu koyu mu koyu
Çeşmenin Dere’den gelirdi suyu
Acı Çay’ın bile ezgisi vardı.
***
Kurşunî gökyüzü bulut mu sis mi?
Sevince karışan bilmem yeis mi?
Hayale karışan yoksa nefis mi?
Hislerin şaşmayan sezgisi vardı.
***
Aldığım nefeste Bozkır’ın yeli
Çağlayıp akarken duygunun seli
Elimi bırakmaz mazinin eli
Bozkır’ın yaşayan efesi vardı.
***
Dostluklar sıkıydı insan sırdaşı
Aklıma takılır “Cırcır” gardaşı
Ne zaman babamın çatılsa kaşı
Beni görünce bir gülmesi vardı.
***
Güneş ile yağmur savaşır sanki
Toprak dinçliğine kavuşur sanki
Oğlaklar kuzular yarışır sanki
Bozkır’ın yaşanan sefası vardı.
***
Mazi defterine uzansa elim
Türküden türküye koşardı dilim
Yerinde durmayan coşkun bir selim
Sanki bu ömrün bir bekâsı vardı.
***
Doyum olmaz lezzet dolardı aşım
Dünya benim idi ağrımaz başım
Samimi dostluklar vardı gardaşım
Harmanda yürürken cakası vardı.
***
Baharında kelebekler uçuşur
Gölgeleri güneşinden kaçışır
Mazi gelir tam yakamdan yapışır
Anamın yüzümde nefesi vardı.
***
Toprak damlı evde hayal kurarken
Küçücük dünyamda ufku tararken
Bozkır’ın bağrında kafa yorarken
Ömre işaret bir çizgisi vardı.
11.09.2026
Sadık SOFTA


