BUGÜN, ANNELER GÜNÜ
Her yılın bir günü gelir, takvimler sustuğunda, kalpler en derin yerinden konuşur. O gün, Anneler Günü’dür. Fakat bu, sıradan bir kutlama değildir. Bu, insanlığın en eski ve en görkemli destanının, her yıl yeniden sahnelendiği andır. Çünkü annelik, tarihin en büyük kahramanlığının adıdır.
Bir anne, daha ilk kalp atışında destana başlar. Kendi bedenini bir savaş alanına çevirir; kanını, kemiğini, uykusunu, gençliğini feda eder ki yeni bir hayat doğsun. Dokuz ay boyunca içinde taşıdığı o küçük mucizeye “sen” der, kendi “ben”ini bir kenara koyar. Acıların en şiddetlisini, sevgilerin en safını aynı anda yaşar. Doğum anında attığı çığlık, aslında zafer narasıdır; “Ben buradayım, senin için her şeye katlandım!” diye haykırışıdır.
Sonra başlar asıl destan. Uykusuz geceler, ateşli alınlara konan dudaklar, “Anne” diye ağlayan bir çocuğun gözyaşlarını silen eller… Bir anne, evladının acısını kendi yüreğinde bin kat daha derin hisseder. Onun başarısı kendi zaferi, üzüntüsü kendi yenilgisidir. Kahramanlar bir kılıçla savaşır, anneler ise sessizce, kimsenin görmediği savaşları verir: Yoksulluğu, korkuyu, yalnızlığı, hastalığı, dünyadaki tüm kötülükleri evladından uzak tutmak için verdiği amansız mücadeleyi.
Tarihe baktığımızda, en büyük krallar, en dâhi bilim insanları, en cesur savaşçılar bile bir annenin dizinin dibinde öğrenmiştir hayata dair ilk dersi. Anadolu’nun yiğit analarına, modern dünyanın sessiz kahramanlarına kadar… Hepsi aynı zincirin halkalarıdır. Hepsi, sevgiyi kanla, terle, gözyaşıyla yoğurmuşlardır.
Bir anne gülümserken bile içinde fırtınalar kopar. “Yeter ki çocuğum mutlu olsun” derken, kendi mutluluğunu çoktan bir kenara bırakmıştır. Elleri nasır tutsa da, kalbi en yumuşak kadifeden daha narindir. Sesinde bazen yorgunluk, bazen sitem olur ama sevgisi asla eksilmez. Zamanla saçları ağarsa da, gözlerindeki ışık, evladına bakarken hâlâ ilk günkü gibi parlar.
Bu gün, Anneler Günü. Belki bir demet çiçek, belki bir telefon, belki sadece “Seni seviyorum anne” cümlesi… Ama bil ki, hiçbir hediye, bir annenin senin için döktüğü alın terine, göz yaşına, verdiği uykusuz gecelere denk değildir. Ona en büyük hediye, onun değerini bilmektir. Varlığını hissettirmektir. “Sen olmasaydın ben olmazdım.” gerçeğini yüreğinin derinliklerinde hissettirmektir.
Ey anneler!
Sizler, yeryüzünün en güçlü ordusunun, sevgiden dokunmuş askerlerisiniz.
Sizler, acıyla yoğrulup şefkate dönüşen mucizesiniz.
Sizler, Tanrı’nın yeryüzündeki en güzel imzası, en saf sevginin ta kendisisiniz.
Bugün ve her gün, dizlerinize kapanarak teşekkür ediyoruz.
Gözlerinizden akan her damla yaşa, saçlarınıza kondurduğumuz her öpücüğe, dualarınıza, hayır dualarınıza…
Sizler olmasaydınız, bu dünya çok daha soğuk, çok daha karanlık bir yer olurdu.
Sizleri sevmek, en destansı yolculuğumuzdur.
Ve bu yolculuk, sonsuza dek sürecektir.
Çünkü anne sevgisi, zamanın ve mekânın ötesinde, evrenin en güçlü sevgisidir.
Anneler gününüz kutlu olsun.
10 Mayıs 2026
M. Hüseyin OĞUZ

