Tarih: 20.09.2022 – Tarih: Sadık SOFTA
Türk folkloru içinde Çankırı’nın Yâren Meclisi ile başlayan ayrıcalığı, Halk Oyunları ile de zirveye çıkmaktadır.
Çankırı’da Halk oyunları deyince “çocuk oyunları, seyirlik oyunlar, eğlence oyunları, sportif oyunlar, kabiliyet oyunları ile halay, karşılama, karışık oyunlar gibi her biri büyük önem taşıyan, geniş bir kadro akla gelir.
Kapalı oyunlar il genelinde çok yaygındır. Çoğunlukla kadın-erkek ayrı oynarlar. Günümüzde çıkış ve oynayış nedenleri amacı dışına taşarak sadece eğlence aracı olarak varlığını sürdüren bu oyunlar, daha çok köy kesiminde oynanırken, son dönemlerde Çankırı şehir merkezine de girmiştir. Aslında köyün kendi malıdır ve köy ortamını tam olarak yansıtmaktadır. Bunun en belirgin özelliği de “Kürdün Kızı” oyununda görülür. Çiftetelli ise Türkiye genelinde olduğu gibi, Çankırı’da da yaygın yerini alır.
Çankırı halk oyunları arasında aslında en yaygın olanı halaylardır. Halaylar bölgenin özelliğini göstermekte, orijinalitesini de korumaktadır. Halaylar belli bir kural dairesinde ve belli sıraya göre çekilir(oynanır). Adları değişse de; değişen figürlerle birlikte genelde ağırlamadan başlayarak, yerleme ve hoplatma (üçayak) türleri hepsi birden tek halay gibi çekilir. Hiçbir zaman bu üçü bir arada çekilmeden bırakılmaz. Başlıca halay isimleri ise; ağırlama, yerleme, tekayak, çiftayak (çiftbasma), üçayaktır.
Bazı folklorcular, Çankırı halayını, Çankırı zeybeği, halay/alay, çiftayak, çiftbasma, helisa şeklinde de göstermişlerdir. Diğer halayları kendi aralarında kadınlar da çekmektedirler.
Yörede “köçek” adı verilen oyunlar erkekler tarafından oynanmaktadır. Günümüzde daha çok kadınlar arasında yaygın olan köçeğin, tarihe bakıldığında, Bolu Kastamonu, Safranbolu gibi yerlerin yanında Çankırı merkez, Çerkeş, Eskipazar, Ovacık gibi yörelerde çok yaygın olduğu görülür. (Sadi Yaver Ataman)
Çankırı oyunlarında bir arada görmeye ve düşünülmeye alışılan giyim, kuşam, süslenme ile inanışlar, örf ve adetler, çalgılar, ezgiler birbiriyle sıkı sıkıya kaynaşmıştır.
Çankırı il merkezi dışına çıkıldığında saz yerini kesinlikle davul-zurna ikilisi yanında defe (tef) bırakır. Bunlara ilave olarak kaşık ve zil de ayrı bir yer tutar. Erkek oyuncuların vazgeçemediği davul ve zurna gibi müzik aletleri, kadın oyunlarında yerini defe bırakır. Çankırı halk oyunları müzikle birliktedir. Bazı oyunlarda ise oyun hareketlerinde belirli oranda, gözle görülür şekilde yaşatılarak –mesela halaylarda- davul susturulur ve zurna eşliğinde bir türkü veya mani söylendikten sonra, oyuna eski kaldığı yerden aynı hızla devam edilir. Bir oyun içinde istenirse birkaç defa tekrarlanabilir.
Çankırı’nın köylerinde kadın, erkek tam bir eşitlik dairesinde toplanıp saz ile karma oyunlar oynanır. Bazı köylerde ise karışık oyun nadirdir. Her eğlence vesilesinde kaşık veya zillerle oyuna kalkarlar. “Oyun”, “Köy oyunu” gibi mütevazı adları tercih ederler. Karışık halay çekme tarzında zeybek, erkek kadın birlikte çiftetelli oynarlar. Çoğu zaman davul zurna eşlik eder. (Mahmut Ragıp Gazimihal)
Çankırı Halk Oyunlarını Doğuran Faktörler
Çankırı’nın zengin bir folklora sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Anadolu’nun tarihi seyrine bakıldığında, bütün Türkiye’nin aslında bu zenginliği sergilediği çok açık olarak görülür. Türk folkloru içinde Çankırı’nın yeri ise bir ayrıcalık kazanır. Hatta dünya folkloruna bakıldığında Çankırı’nın adından açıkça bahsettirecek bir Çankırı Yâren Meclisi vardır ki, bugün için bile hâlâ orijinalitesini korumaktadır. Zaten araştırmacılar genelde Çankırı folkloru denildiğinde hep “Çankırı Yâren Meclisi’ni ön planda tutmuşlar ve yine yörede ayrı bir yeri ve önemi olan “köçek” oyunlarını tespitte geç kalmışlardır. Yörede; Bolu, Kastamonu ve Safranbolu’nun yanında Çankırı merkez, ilçelerinden Çerkeş, Eskipazar ve Ovacık gibi yörelerde çok yaygın olduğu ve çocukluk yaşından itibaren “köçek” yetiştirildiği, bunların ise saraya kadar ulaşabildikleri bilinenler arasındadır.
Çankırı halk oyunlarının ve müziğinin incelenmesinde, bunları meydana getiren bazı öğelerin varlığı ve etkisi hala kendini göstermektedir. Çankırı halk oyunlarına etki eden faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1- Aile Hayatı
2- Sosyal Yaşantı
3- Tarih
4- Coğrafi yapı
1- Aile Hayatı
Günümüzde büyük aile topluluklarının yerini küçük aile yapıları almasına rağmen, hala eski zamanlarda olduğu gibi, anlatılan hikâyelerde türkülere ve oyunlara yer verilerek önemsendiği görülür. Evde küçüklerin oyun halinde geçen zamanları büyüklerin katkıları oranında, yaşantıya küçük yaşta girebilmektedir. Ailenin sosyal yaşantı içindeki yeri, kişilerin yaşantısı, yaşamın kendisi kişileri etkilemiş, doğasına girmiş, türkü olmuş, destan olmuş ve zamanla oyuna dönüşmüştür. Aile içinde, bölgede “yeni yetme” tabir edilen genç kız ve erkeklerin aile bireylerini örnek almaları ise, aile içinde bu konuda marifet sergileyenlere özenti ve bunların zaman zaman öğretisi şeklinde kendisini göstermesine Çankırı’da hâlâ şahit oluruz. Bunun açık örnek ve delilini “köçek” oyunlarının öğretilişinde görmek mümkündür.
2- Sosyal Yaşantı
Sosyal yaşantı içinde meydana gelen başta düğün, dernek, nişan, doğum, ölüm gibi olayların yanında doğal etkenlerde; sel toprak kayması, yıldırım düşmeleri, iş kazaları gibi konularda üzüntü içinde ağıt, uzun hava gibi türkü olarak yaşantımıza girmiştir. Cemil Demirsipahi’nin deyimiyle “Acılar, zamanın geçmesi ile hafif gülümsemeye, unutulmaya başlandığı anlarda ise oynanmaya” yüz tutmuştur.
Çankırı’da uzun kış gecelerinde, Çankırı merkezde yâren evlerinin, köy ve kasaba bazında ise kişi ve umuma ait odaların dolup taştığı, burada toplananların masal, hikâye, bilmece anlattıkları, muhtelif oyunlar çıkardıkları, ağıt ve gazellerin okunduğu, yâren ocaklarında ise orta oyunu dahil bunların tümüne yer verildiği görülür.
Buradan da anlaşılacağı gibi folklorun daha da oturmasına, kendini yenilemesine ve yeni ustaların yetenekleriyle bunların da kendisini hazırlamasına, sosyal hayatın içine bütün bunların taşınmasına sebep olmaktadır. Zaten gülüp eğlenmenin yanında sosyal üzüntülerinden işlendiği konulardan dolayı sosyal hayatın kendisi buralarda sanatsal etkinliklere taşınmış olmaktadır. Böylece sosyal yaşantı içinde folklorik unsurlar yaygınlaşmaktadır.
3- Tarih
Türklerin yüzyıllardır yaşadıkları Anadolu, Asya ile Avrupa arasında bir köprüdür. Anadolu kültürünü ve bu kültürle çok yakından bağlantılı gösteri sanatları geleneklerini incelerken Anadolu’nun birçok büyük kültürlerin geçiş yolu olduğu ve birçok geleneklerin kat kat birikmesinden oluştuğunu göz önünde tutmak gerekir. Bunların varlığını, bir yandan bunlar içinde bozulmuş olsalar da Anadolu köylüsünün yaşattığı örneklerden, öte yandan da tarihsel belgelerden, arkeolojik buluntulardan ve ikonografik malzemesinden öğrenebiliyoruz. Özellikle Türk kültürünü incelerken iki önemli eğilimin göz önünde tutulması gerekir. Asya’dan batıya göçlerle gelen kültür, Avrupa kültürü üzerinde büyük etkisi olan ve Akdeniz mirası diyebileceğimiz Yakın Doğu kültürü, Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle bu iki kültür arasında bir kaynaşma olmakla birlikte her biri kendi ayırıcı kökenlerini ve özelliklerini ve özlerini bugüne dek koruyabilmiştir.” (Metin And)
“Şamanizm geleneklerini devam ettiren Başkırtlar, Altaylar, Kırgızlar ve Doğu Türkistan Türkleri “Şaman ayini”ne İslamiyet’i kabul ettikten sonra “oyun” demişlerdir. Bu günde Şamanizm’den kalma “şaman ayini”ni bilmeden icra ederlerken “oyun” oynadıklarını zannederler. Aynı oyunu, Deveci, Sayacılar ve Arap oyunlarını oynarken atalarının ta Orta Asya’da icra ettikleri şaman ayinini değişik biçimde icra ettiklerini bilmezler. “ (Abdurrahman Dede) Çankırı’da bilhassa düğünlerde Türk oyunları başta çiftetelli ve köçek oyunları olmak üzere değişik varyantlarıyla iç içe geçmiş vaziyette ve hala canlılık ve tazeliğini korumaktadır. Toplumun tarihi seyri içinde süregelen yapısını, savaşlarını ve bu savaşlarda cansiperane hareketlerini görmek de mümkündür. İmaret türküsü ve oyununda bunu figür olarak açıkça görmek mümkündür.
4- Coğrafi Yapı
Çankırı, yer itibariyle Karadeniz ile İç Anadolu bölgeleri arasında geçiş gösterir. Bu yapı ikliminden tutunuz da sosyal yaşantıya kadar kendini hissettirir. Çankırı’nın diline bakıldığında; Karadeniz insanından gelen dil ve kelime özelliğini de gösterir. Fakat Çankırılı “Ha uşak” demez, ama “uşak” kelimesini kullanır. Oyunlarında da kendine has hareketlilik gösterir. Oyunun konusuna göre ağırlık ve hareketin yanında geçiş özelliği de coğrafi yapıyla paralellik arz eder. Ama çok hızlı hareketlerde o derece dengeleyecek vaziyettedir. Oyun dizilişlerinde; “doğanın görüntüsü ve örgüsü de oyunların yaratılmasında ve giysiler üzerinde etkili olmuştur. Oyunlarda doğal örgüyü dizilişlerde bulmaktayız. Bölgede dağlar bir çember gibi ve ortası düz ise, hemen “halka oyunları” vardır. Seyrekleşir ya da tekleşirse oyun da tek oyun, tek zeybek niteliği taşır. Su, çay ve nehir dolaylarındaki oyunlarda yılanvari kıvrılış ve bükülüşlere suyun hızlı ve yavaş akış görüntüsü sergilenmiştir.” (Cemil Demirsipahi) Çankırı oyunlarında da bütün bu özellikleri görmek mümkündür. Dar bölgede çeşitlilik gösteren oyunlar vardır. Ölçülü adımlarla, bilinçli oynanan ve ritimleri açık seçik belli olan kır adamına oyunlarda da rahatça rastlarsınız.
Halk Oyunlarında Ana Figürler
Oyunlarda, genelde görülen figürler vardır. Yalnız bu figür değişikliklerinin zaman içinde fakirleştiği görülür. Halk oyunlarına eskisi gibi fazla zaman ayrılmaması, geçim sıkıntısı ve televizyonun daha çok zaman geçirme aracı olarak devreye girmesi ve belli yaşa geldikten sonra eski ustaların halk oyunlarından uzaklaşmasının yanı sıra okullarda gerekli düzeni sağlayabilmek amacıyla çalıştırıcıların, oyunlarda figürleri değerlendirmede ayrıntılı fikirlere sahip olmaması gibi konuların da etkisiyle Çankırı halk oyunlarında basitliğe doğru, tek düze bir gidiş vardır. Bu eskiden olan figürlerde, sön dönemlerde çok fakirleştiğini göstermekte, eğilmeler, çömelmeler, sıçramalarda ve sıra ilerlemesinde yön ve durum farklılıkları artık kalkmış durumdadır. Çankırı’da oyun oynanırken görebildiğimiz figürleri şöyle sıralayabiliriz.
1- Çömelme / Doğrulma: Oyun oynanışı esnasında sıra halinde ve oyunun seyri içerisinde yer alan değişik figürlerden birisi de çömelmektir. Çankırı halaylarında ve “şıkıdım” türü oyunlarında kendini gösterir. Tek ve toplu çömelme yapılmaktadır.
1.1- Tek Çömelme: Bilhassa halaylarda ve diğer oyunlarda sık görülen bir figürdür. Tek çömelme, Çankırı Zeybeği adı ile anılan halayda açıkça kendini gösterir. Halay başında bulunan oyuncu, ritme uyarak ve sıradan kopuk olarak dizler üstüne çöker ve ani çöktüğü gibi yine ani süratle kalkarak (yerlemede) halaya devam eder. Bu sırayla aynı anda ve oyunda bütünlük içerisinde yapılmaktadır.
Aynı şekilde, “Kömür Gözlüm” oyununda da el çırpıp topuk üzerine ani bir çömelme söz konusudur. Fakat bu oyunda müziğin ritmine uyularak ve sağa sola yaylanarak, başlangıçta sağa ve sola diz vurarak kalkışa geçilir. Sonra oyun içindeki normal figüre dönüşe kadar bu tür kalkış devam eder.
1.2- Toplu Çömelme: Toplu çömelme halay sırasında bulunan oyuncuların birbirlerine bağlı olarak ve aynı anda yaptıkları çömelmedir. Halay başının durumu o anda halaydaki oyuncunun keyfiyetine bağlıdır. Ya sıra ile bağlı olarak, ya da tek çömelmede anlatıldığı gibi sıradan ayrı olarak gerçekleştirilebilir.
Yine “Kömür Gözlüm” oyununda görülen örnekte olduğu gibi bağsız, bağımlı olarak bu figür gerçekleştirilir.
Halayda sıçramalı ve ayakuçları üzerine çömelme yapılırken, “Kömür Gözlüm” oyununda sıçramalı ve taban üzerine çömelme yapılmaktadır. Ayrıca sinsin oynanırken de zaman zaman usta oyuncuların ateş etrafında dönüşleri sırasında -bilhassa sağ ayak ateşten taraftadır ve ayak uçları üzerine, sol ayak ise yere düz basar vaziyette- çömeldikleri görülür. Ayrıca pusuya yatmış görüntüsü verdiği gibi, karşıdan gelecek olan tehlikeyi de karanlıkta daha iyi seçme imkanı veren bir duruş şeklidir.
Çankırı oyunlarında çömelmeler iki şekilde yapılır. Bağımlı çömelme halay oyunlarında, bağımsız çömelme ise sinsinde görülür.
2- El Vurma Figürü: Çankırı’da oynanan, bilhassa “Çekirge” oyununda açıkça görülür. Oyuncular iki veya dört kişi ile karşılama türünde oyunu sergilerken hızlı tempoda gerçekleştirilen oyun içinde sıçramalarda çaprazlama el vururlar. İkili oyunda, ilk oyuncu sağ elini ikinci oyuncunun sol eline vururken, iki oyuncunun diğer elleri de aynı hızla bellerine dayalı ve diğer sıçramada da beldeki eller baş hizasında karşılıklı vurulurken, önceki vurulan eller hemen bele alınır.
3- Ayak Vurma Figürü: Çankırı oyunlarından “Mineler” oyununda oyuncular, açık halka şeklinde oynarken, oyunun belli bir yerinde ayak tabanlarını üç defa yere vurarak bu figürü gerçekleştirirler ve budan sonra oyun normal seyrinde hareket eder.
4- Dönme Figürü: Çankırı oyunlarında dönüşlere çok sık yer verilmiştir. Dönüşler oyundan oyuna değişiklik gösterir. Çankırı oyunlarında bütün dönme figürlerini görmek mümkündür. Hatta bu figürler arasında toplu yarım dönme bile vardır.
4.1- Kendi Etrafında Dönme: Kendi etrafında dönme figürü, tek kişi olarak yapılan dönmedir. Oyuncu, halaylarda olsun, diğer oyunlarda olsun aralıklı tek dönmeler yapmaktadır. Mesela halayda, oyuncu, ani tek dönmeyi zaman zaman tekrarlar. Diğer oyunlarda ise “toplu tek” dönme vardır. Ayrıca bağsız tek dönme figürü de görülür. Bu figüre en çok “Yıldız” oyununda rastlanır.
4.2- Daire Merkezi Etrafında Dönme: Oyunların genelinde vardır. Aslında Çankırı halaylarında olduğu gibi “daire merkezi etrafında dönme” figürü, bütün oyuncuları kapsadığı gibi, oyunda bulunan bütün oyuncuların toplu olarak, bağımlı yada bağımsız, tek yada toplu olarak da görülür. Bilhassa halaylarda yarım ay şeklinde diziliş figüratif olduğu kadar sıranın da daire merkezi etrafında dönmesi üzerine kurulmuştur. Diğer Çankırı oyunlarından olan “Üçmum, Mahim, Mineler” oyunlarında da aynı yapı göze çarpar.
4.3- Kerteli Dönme: Kerteli dönmeler, yavaş yavaş, derece derece dönme hareket edilerek yapılır (Cemil Demirsipahi). Tek ve toplu kerteli dönme figürleri Çankırı oyunlarında da vardır. Yukarıda da bahsedildiği gibi, tek olsun, toplu olsun dönüşlerde biçim özelliği olmasına rağmen oyunlarda dönme figürleri ağırlık kazanmıştır.
“Dönme hareketleri bir topluluk oyununa bağlı olarak, ister tek, ister toplu yapılsın, bu tip dönmelere “bağımlı dönme”, bu toplulukla ilişkisi olmadan yapılan dönmelere ise “bağımsız dönme” adı verilir.” (Cemil Demirsipahi)
Dönme hareketi, hep aynı yönde olursa tek yönlü denme, iki yönde olursa çok yönlü dönme adını alır. Ayrıca dönme hareketi iki biçimde daha kendini göstermektedir. Birincisi, kendi çevresi etrafında dönme ki, buna “basit dönme” ya da “düz dönme” adı verilir. İkincisi ise, belli bir daire çevresindeki dönmedir ki, bu da “yörüngeli dönme” adını alır (Cemil Demirsipahi.”
Çankırı’da halaya “alay” da derlermiş. Çankırı köylerinde 15-20 kadar genç ve orta yaşlılardan birleşik bir gurup elele yapışarak yarım halka kurarlar. Her iki baştakiler, ellerinde birer çevre / mendil sallayarak ve çalınan havanın ahengine ayak uydurarak, usulü dairesinde dönerler. Davul-zurna yarım dairenin ortasındadır. Halaya Çankırı’da “Ağırlama” ile başlanır.
1- Ağırlama
Halay önce ağırlama sekliyle baslar. Adından da anlaşılacağı gibi, hareketler ağırdır ve adeta halaya ısınma faslıdır. Davul ve zurnanın ritmine uyularak, bastaki oyuncunun yönetiminde eller ve kısa, kısık seslenmelerle, ayaklar çok yavaş hareket eder. Sonra ayni hava içinde yavaş yavaş hareketlerde bir canlanma hissedilir. Bu hareketlerden oyunun hızlanacağı hissedilir. Ağırlamanın hemen pesinden, oyuna hiç ara verilmeden “yerlemeye” geçilir.
2- Yerleme
Yerlemeye geçişte, ya baştaki oyuncunun davulcuya, ya da zurnacıya işaret etmesiyle veya çalgıcıların kendiliğinden havayı değiştirmesiyle geçilir.
Bu bölümde, ağırlamanın aksine hareketler çok hızlıdır. Ayak hareketleri hızlı, dizler hareketli, seslenmeler yüksek perdeden ve vücut öne doğru eğik, omuzlar ise daha çok dizlerin hareketlerini destekler şekilde sarsılmalar gösterir.
Oyunun hoplama denilen kısımlarının ardından, zaman zaman davul susarak zurna eşliğinde halaycılardan birisi, bir dörtlük türkü ya da mani söyler. Maninin bitimiyle birlikte, çok acil olarak davul hemen halayı kaldığı yerden başlatır.
Dairenin basında bulunan oyuncu, dairenin basından ayrılarak, çemberin içinde ve meydanda, diğer oyuncularla ayni ritmi tekrarlayarak tek başına ortada döne döne oyunu idare eder. Davul ve zurnanın yavaşlamaya geçeceği anla birlikte, dairedeki yerine gelir ve diğer oyunculara verdiği işarete kendisi de uyarak diğer oyuncularla birlikte oyunun normal seyrine dönmesini sağlar. Bu işaretleşmeler hem halay çekenlere, hem de davul ve zurnacıyla uyum içinde yapılır.
3- Üçayak / Hoplatma
Halayın üçüncü ve son bölümü, bazı köylerin “hoplatma” dedikleri üçayak kısmidir. Yerlemenin pesinden hoplatma ya da diğer söylenişiyle üçayak bölümüne geçilir.
Bu bölümde, yerlemeden daha hızlı hareketler vardır. Üçayak halayın en hızlı bölümünü teşkil eder. Aslında ağırlama, yerleme ve üçayak halayları başlı başına bir oyundur. Fakat halayda öteden beri bu sıralama ile çekile gelmiştir.
Üçayağa geçişle birlikte daha da hızlanan oyunun ana figürü çok hızlı olarak, peşpeşe, ileri üç defa sekerek gidilir ve yine davul ve zurnanın ritmine uyularak hemen pesinden üç adim ve ayni hızla geriye doğru sekerek çekilir.
Oyun böylece devam eder.
Aslında üçayak yerine diğer oyunlardan birisi ve hızlı olarak çekilen halaylar yerlemeden sonra çekilir. Bütün hoplamalar, ağırlama, yerleme ve hoplama olarak üç ana bölümden meydana geldiği görülür.
Bu üçleme tamamlanmadıysa, halay eksik çekilmiş sayılır.
