KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARMAMALI!
Türk siyasetinin gelenekleşmiş, her beş on yılda bir tekrarlanan mahkumlara af uygulaması yeniden gündemde. 50.000 mahkum hemen bırakıldı, sayı 150.000’e ulaşacak. Bazı etkili siyasetçiler, geride kalanların üzülmemesini, onlara da bir şeyler düşünüldüğünü söylüyor. Aflarda ceza evlerinin kapasitesi ve doluluk oranlarının önemli rolü vardır. Ülkede suç oranlarının yükseldiği dönemlerde kapasite yetersizliğine en kolay ve çabuk çözüm aftır. Sonrasına Allah kerim.
Toplum alıştı; onlarca kişinin katili, iyi hal, şartlı tahliye, infaz yasası, af derken üç beş yıl sonra aramızda. Aklıma Özgür Özel’e saldıran adam geliyor.Adam iki çocuğunu öldürmüş, diğer ikisini yaralamış, hırsızlık ve başka suçlardan onlarca sabıkası var. Nasıl olup da dışarıda olduğuna normal aklın ermesi mümkün değil.
Ceza evlerinin en önemli konusu af çıkacağı söylentisidir. Daha son af çıkalı on gün olmadan yeni af söylentileri başlar. Suçlular ve yakınları toplumun küçük bir kesimi olduğu halde siyasetçilerden büyük ilgi görür. Pek çok siyasetçinin seçim propagandasında affın önemli yeri vardır.
Haber bültenlerinde şöyle haberlere çok sık rastlanır:
Ceza evinden çıktığı gün kuyumcu soygununda yakalandı.
Ceza evindeyken kendisini boşayan karısını ve üç çocuğunu ceza evinden çıktığı gün öldürdü.
İnsanın aklına şu serbest bırakılan 150.000 ve daha fazla hükümlünün birinci derecede mağdur ettiği kişi sayısının kaç olduğu geliyor. Ben mağdur sayısının en az affedilen hükümlü sayısının dört katı olduğunu sanıyorum. Aslında bütün millet mağdurdur. Devlet hükümlülere bir kıyak geçerken mağdurlar için de bir şeyler düşünmeli. Saçma ve gülünç olacak; ama onlara da uğradıkları mağduriyete eş değerde bir suç işleme ve cezasız kalma hakkı tanınabilir(!) Mesela evladına sarkıntılık ya da daha ileri tecavüz edilmiş bir baba, serbest kalan suçluyu hiç olmazsa bacağından vurabilmeli(!) Bir anne oğlunu uyuşturucuya alıştıran ve ona mal sağlayanı nasıl biliyorsa öyle yapabilmeli(!)
Devlet bu defa şu affettiklerini sıkı bir biçimde izlemeli ve çok ayrıntılı istatistikler yapmalıdır. Bunların yüzde kaçı ne kadar süre sonra tekrar suça bulaşmaktadır. Kaçı gerçekten islah olmuş, dürüst yaşamaktadır. Ceza evlerinin bir tür suç akademisi olduğu, suç örgütlenmelerinin ceza evlerinde tertiplediği iddiaları vardır. Suç örgütleri ve ceza evleri arasındaki bağlantılar nelerdir? Tahliye olan birçok hükümlünün dışarıdaki yerinin belli olduğu söylenmektedir. Bu istatistikler, sonraki yıllarda suçla mücadelede, yeni aflara karar vermede çok yararlı olacaktır.
Ülkede işsizlik oranının yüksekliği herkesçe biliniyor. Hemen hemen her vesileyle vatandaşlardan sabıka kaydı isteniyor. Pek çok insan bilmez; dershaneye üniversite hazırlık kursuna giden kız öğrenciden bile sabıka kaydı istenmektedir.
Bu işsizlik ortamında sicili temiz insanlar bile iş bulamazken bir anda topluma salınan bu yüz elli bin sabıkalı nasıl iş bulup hayatlarını dürüst yollardan kazanabilecek? Siz tanımadığınız bir sabıkalıyı işe alır mısınız? Devletin bu konuda bir çalışmasından hiç söz edilmiyor. Bakın PKK bile silah bırakma pazarlıklarında ceza evlerinden serbest bırakılacak ve Türkiye’ye dönecek militanları için kamuda iş garantisi istiyor.
İnsanları suça hazırlayan, iten ortamlar vardır. Yaşanılan çevre, aile önemlidir. Ceza evinden çıkan kişi, aynı ortama dönmek zorundaysa yeniden suça bulaşmaması mümkün değildir. Kişinin islah olması, temiz yaşamak istemesi yetmez. Ona eski ortamından uzak durma ve dürüst yaşama fırsatı da sunulmalıdır. Ne yazık ki bu konuda gelişmiş, refah düzeyi yüksek ülkeler bile tam başarılı olamıyor. Suçluyu suçtan uzak tutmak zor iş.
Af, gerçek kader mahkûmu, islah olmuş pek az suçlu için yararlı ve gerekli görülürken, aslında suçu ve suçluyu teşvik eden, ödüllendiren en kötü uygulamadır.
28.12.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

