MATEMATİK DİLİ GÜZEL TÜRKÇEMİZ (1)
Dil bayramının kutlandığı günlerdeyiz. Bu vesileyle dilimizin güzelliklerini hatırlama ve hatırlatma amacıyla bir şeyler yazayım istedim. Dil Bilimi (Gramer) beş ana dala ayrılır: Ses Bilimi (Fonetik), Anlam Bilimi (Semantik), Yapı Bilimi (Morfoloji), Cümle Bilimi (Sentaks), Köken Bilimi (Etimoloji).
Türkçe bu beş Dil Bilim Dalında da dünyanın en gelişmiş, olanakları en geniş, gelişmeye en açık ve uygun, anlatım gücü en yüksek, Matematik ve Bilgisayar dili olmaya en elverişli dillerinden biridir. Türkçenin bu güzellikleri yabancı dil bilginlerince de pek çok kez dile getirilmiştir. Bunlardan birkaç örnek verelim:
Önemli bir başvuru kaynağı olarak Türk Grameri kitabı da bulunan Fransız Türkoloğu Prof. Jean Deny: “İnsan, Türkçenin yüce bir bilim akademisinin dil müzakerelerinden çıkmış olduğu zannına düşebilir. Halbuki Türkçeyi, Türkistan bozkırları ortasında, kendi başına kalmış insan zekâsının sadece kendi yaradılışının ayrılmaz kanunlarıyla yarattığını biliyoruz. Hiçbir bilginler kurulu, böyle mucizeli bir yaratmayı başaramaz. ”
İngiliz Türkoloğu Prof. Max Müller: “Türkçe, insan aklının üstün kudretinin ürünüdür. Türkçe kadar kolay anlaşılan, insana her okuyuşunda zevk verici pek az dil vardır. ” “Türkçe bir cümlede düşüncenin iç oluşumunu, billur bir kovanda arıların bal yapışını gözlemliyorum gibi izleyebilirsiniz.”
Ünlü Fransız tiyatro yazarı Moliere: “Türkçe, az söz ile çok anlam ifade eden, hayran olunacak mükemmel bir yapıya sahiptir.”
Ord. Prof. Dr. Herbert W. Duda: “Türkçe; bütün düşünce ve duyguları en mükemmel bir şekilde ifade eden, çok zengin bir söz varlığına sahip olduğundan herkes bu dile hayranlıkla bakmakta ve onu en şanslı bir bilim dili olarak kabul etmektedir.”
Prof. Dr. Herbert Jansky: “Türk dili, söz varlığı itibariyle son derece zengin ve kolay anlaşılan, kolay öğrenilebilen bir bilim dilidir.”
Paul Roux: “Türkçe akıl ve düşünce dolu, matematiksel bir dildir.”
Ne yazık, geçmişte YÖK Başkanı bir Türk Profesör, Türkçeyi – eğer değilse – bilim dili yapmanın üniversitelerin ve bizzat kendisinin görevi olduğunu unutarak: “Türkçe ile bilim üretilemez.” deme aymazlığına düşmüştü. Fazla da haksızlık yapmayalım, o profesörün söylemek istediği, “Batı bilim ve teknolojide ilerlerken uzağında kalmamız, bunun sonucunda bugün pek çok bilim dalında Batı dillerinin sözcük ve terimlerini kullanmak zorunda kalmamızdı.” sanırım.
Türkçe, dünyanın en kurallı dilidir. Kuralların istisnaları yok denecek kadar azdır. Türkçe bir cümleyi ögelerine ayırmak, söz öbeklerini, tamlamaları çözerek sözcüklere ayırmak, sözcükleri kök ve eklerine ayırarak dilin en küçük yapı taşlarına ulaşmak mümkündür. Bu iş, çok bilinmeyenli bir cebir denkleminin aşama aşama çözülmesine benzer.
Başta İngilizce olmak üzere Hint-Avrupa Dil Ailesi öbeğinde yer alan dillerin yeni sözcük üretme yolları tıkanmıştır. Uzun süre başvurdukları Lâtince köklerden yeni sözcük türetmede sınırlara dayanılmıştır. Günümüzde üç dört sözcükten oluşan bir söz dizisinden sözcüklerin ilk harfleri kullanılarak yeni sözcük türetiliyor. “NATO, UNESCO” gibi. Karma (blend) denen yöntemle birden fazla sözcüğün heceleri birleştirilerek de sözcükler yapılmaktadır. Bizde de örnekleri görülüyor. “Elektronik” sözcüğü ile “mektup ve kart” sözcüklerinin ilk hecelerinin birleştirilmesiyle “elmek ve elkart” sözcüklerinin türetilmesi gibi. Bu sözcüklerin ne anlamlı bir kökü vardır, ne de ilk kez duyan için bir anlam taşır. “NATO, UNESCO” sözcüklerinin ilk kez duyanlar için ağzımızdan çıkan “hır, zır, vb.” seslerden farkı yoktur. “NATO” yerine “gürger” dense de olurdu. Hangi anlama geldiğini bilmek için bu sözlerin ikisinin de öğrenilmesi gerektiğinden hiçbir farkları yoktur.
Türkçe, yeni sözcük yapım yolları en geniş dillerden biridir. Eklemeli bir dil olan Türkçede işlek olarak kullanılan yüzden fazla yapım eki vardır. İşlek olmayanlar da dahil edilirse yapım eki sayısı yüz otuzdur. Kuzey ve Doğu Türkçesinde kullanılıp Batı Türkçesinde olmayan bazı ekler de kullanıma sokulabilir. Bu yapım ekleri, on binlerce sözcüğe eklenerek gerek duyulan her sözcük üretilebilir. “Türk-çe-leş-tir-il-en-ler” gibi türetmeler yapılabilir. Aynı sözcüğe aynı yapım eki aralıklı olarak yine getirilerek eklerin kullanım olanağı artırılabilir. “Göz, göz-lük, göz-lük-lü, göz-lük-lü-lük, göz-lük-çü, göz-lük-çü-lük” gibi. Yüz binlerce, hatta sınırsız sayıda sözcük türetme olanağı vardır Türkçenin.
Birkaç örnek verelim: Ad türü bütün sözcüklere “-la/-le” eki getirilerek eylem türetilebilir. “Tuz-la-mak, yağ-la-mak” gibi. Hiç duymamış birine “nane-le-mek” derseniz ne dediğinizi hemen anlar. Bilgisayar dilinde İngilizceden alınan “hek (hack)” sözcüğünden hemen “hek-le-mek” eylemi türetiliverir. Adlara “-cı/-ci/-cu/-cü” ekini getirerek meslek adı türetebilirsiniz. “Taş-çı, aş-çı” gibi. “Avokado” sözcüğünden “avokado-cu” türetmesini yaparsanız ilk kez duyan kişi “avokado satıcısı” olduğunu anlar. Eylem türü bütün sözcüklere “-ık/-ik/-uk/-ük” eki getirerek yeni adlar türetebilirsiniz. “Del-ik, kes-ik” gibi. Bugün kullanılmayan “gör-ük” diye bir sözcük türetebilirsiniz. Duyan herkes “görme eyleminin sonucunda ortaya çıkan şey” olduğunu anlar. Böyle geniş türetme gücü olan bir dilimiz varken bazı anlamları karşılamak için yabancı sözcükler kullanmak, en azından elindeki hazinenin bilincinde olmamaktır.
Türkçenin daha başka sözcük türetme yolları da vardır. Ciltler dolduracak kapsamdaki bu çok önemli konuyu bir sonraki yazıda sürdürmek üzere burada noktalayalım. Görüşmek, okuşmak üzere.
NOT: “Oku-ş-mak” sözcüğünü örnek olarak şimdi türettim. “Gör-üş-mek” ile kıyaslandığında “karşılıklı birbirlerinin yazdıklarını okumak” anlamında olacağı kolayca anlaşılır. İlk kez duyanlar yadırgasa da zamanla alışılır. Beğenilmezse kullanılmayıp, unutulur gider.
18.05.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

