MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: GAMALI (KAMALI) FATMA
Gamalı Fatma (diğer adlarıyla Kamalı Fatma veya Kamacı Fatma), 1885’te Adana’nın Karaisalı (bugünkü Çukurova) ilçesine bağlı Kaşoba köyünde doğmuş, 1964’te vefat etmiş, Kurtuluş Savaşı’nın unutulmaz halk kahramanlarından biridir. İstiklâl Madalyası sahibidir.
1885’te Çukurova’nın bağrında, Anadolu’nun sade ve yiğit toprağından doğan bu kadın, genç yaşta evlenmiş, I. Dünya Savaşı öncesinde eşini kaybetmiştir. Savaş sonrası Çukurova’nın Fransız işgali ve Ermeni çetelerinin saldırıları başladığında, kendi köyünden İbo Osman Ağa’nın Kuvâ-yi Milliye müfrezesine katılmış; vatan sevgisiyle silâha sarılmıştır. Çetenin ilk başarılarından biri, Kokarçeşme’de Ermeni çetelerini püskürtmek olmuştur.
Asıl efsanesi ise Belemedik–Hacıkırı arasında yaşanan olayla doğmuştur: Irzına geçmeye yeltenen bir düşman askerini, koynunda sakladığı kama ile öldürmüştür. O andan itibaren adı “Gamalı Fatma” olarak anılır olmuş; kaması, cesaretinin ve namusunun simgesi haline gelmiştir. Bu unvan, yalnızca bir lâkap değil, Anadolu kadınının düşman karşısında eğilmeyen iradesinin destanıdır.
Çukurova’daki mücadeleden sonra Batı Cephesi’ne geçmiş, Yunan Harbi’ne katılmıştır. Vereme yakalanan oğlunu tedavi için İstanbul’a götürmüş, onu Kuvâ-yi Milliyecilere emanet ettikten sonra yeniden cepheye dönmüştür. Zafer sonrası köyüne döndüğünde oğlu da iyileşip gelmiş; ancak sonra yeniden hastalanarak vefat etmiştir. Gamalı Fatma, savaşın ardından yeniden evlenmiş ve Kaşoba’da çiftçilik yaparak sade bir hayat sürmüştür.
Uzun yıllar boyunca Adana’nın 5 Ocak Kurtuluş Törenleri’ne at sırtında, siyah şalvarı, gaması ve tüfeğiyle katılmış; halkın önünde yaşayan bir efsane olarak boy göstermiştir. Kahramanlığı kuşaktan kuşağa anlatılmış, 2018’de Adana’nın Çukurova ilçesi Kurttepe mahallesinde bir parka anıtı dikilmiş ve 8 Mart Kadınlar Günü’nde açılışı yapılmıştır.
Gamalı Fatma, silâh tutan elleriyle hem namusunu hem vatanını savunan, kamasını bir simgeye dönüştüren, savaştan sonra toprağa dönüp sade bir hayat süren Anadolu kadınlarının destansı bir örneğidir. Onun hikâyesi, cesaretin, fedakârlığın ve direnişin Çukurova topraklarındaki canlı bir yansımasıdır.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
09 Ağustos 2026
M. Hüseyin OĞUZ

