MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN: “YÖRÜK PARMAKSIZ HASAN EFE”
Gâzi Yörük Parmaksız Hasan Efe, asıl adıyla Mastavralı Urufoğlu Yörük Musa oğlu Hasan, Ege’nin yüce dağlarında, Yörük çadırlarının gölgesinde doğmuş, vatan uğruna parmağını ve yüreğini feda etmiş destansı bir Kuvayı Milliye kahramanıdır.
1883 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesine bağlı Mastavra (bugünkü Bozyurt) köyünde, Sarıtekeli Yörük aşiretinin kıl çadırlarında dünyaya geldi. Yörük Ali Efe ile aynı soydan gelen bu yiğit, genç yaşta Osmanlı ordusunda hizmete başladı. Selanik’te ilk askerliğini yaptıktan sonra Yemen, Trablusgarp, Libya, Bağdat ve Şam cephelerinde uzun yıllar savaştı. Yemen’de İngiliz pususuna düşen birliğini, o dönem Binbaşı Mustafa Kemal Bey’in (Gâzi Mustafa Kemal Atatürk) kurtardığı anlatılır.
Asıl efsanevî unvanını ise Çanakkale’de kazandı. Haberci neferi olarak mermilerin arasında koşarken sağ işaret parmağını kaybetti. Görevini tamamlayıp komutanının önünde selam vermek için elini kaldırdığında, komutan dehşetle bağırdı: “Evladım, bırak şimdi selamı! Sağ işaret parmağın kopmuş!” İşte o kopuk parmak, vatan sevgisinin nişanesi olarak ona “Parmaksız” lakabını kazıdı. Çanakkale’nin kanlı siperlerinde bırakılan o parmak, onun adını dağlara altın harflerle yazdırdı.
15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle yüreği alev alev yandı. Yörük çadırındaki huzuru bir kenara itti, zeybek mintanını giydi, yatağanını ve mavzerini kuşandı. Henüz 36 yaşındayken, kendisinden 12 yaş küçük Yörük Ali Efe’nin açtığı zeybek sancağına koştu. Daha önce zeybeklik hayatı olmamıştı; efeliği, emperyalist işgale karşı halkın feryadından doğmuştu. Yörük Ali Efe ona “Hasan Efem” derdi; o da “Ali oğlum” diye hitap ederdi.
Malgaç Baskını’nda (16 Haziran 1919), Yörük Ali Efe ile omuz omuza, gece karanlığında Menderes’i yararak Yunan karakoluna sızdı. Çanakkale’den edindiği askerî tecrübeyle stratejik destek sağladı. Üç Yol Savaşı’nda ve Yörük Ali Efe Müfrezesi’nin katıldığı tüm muharebelerde kahramanca savaştı. Ege dağlarının çam kokulu yollarında, düşmana aman vermeden, Kuvayı Milliye’nin saf, vatansever zeybeklerinden biri olarak destan yazdı.
Zaferden sonra makam, şöhret ve unvan tekliflerini elinin tersiyle itti. Atça’ya yerleşti, sessiz ve mütevazı bir hayat sürdü. 1974 yılında, 91 yaşında hayata gözlerini yumdu. Mezar taşındaki 1881 tarihi yanlıştır; doğru doğum yılı 1883’tür. Oğulları Hüseyin ve Cengiz Uruk, babalarının fotoğraflarını, anılarını ve şerefli mirasını saklayarak günümüze ulaştırdı.
Halk hafızasında bazen “Parmaksız Hüseyin Efe” olarak da anılsa da, asıl adı Hasan’dır. Kimliği, oğlu Hüseyin ve bölgedeki diğer Hüseyin efelerle harmanlanarak bir halk efsanesine dönüşmüştür.
O, Yörük çadırlarından milli kahramanlığa uzanan yolun simgesidir. Çanakkale’de parmağını, Ege dağlarında yüreğini vatan için feda eden; dağların kanununu bırakıp Cumhuriyet’in nizamına boyun eğen; şan ve şöhreti reddedip sessizce yaşayan bir gazi.
Gâzi Yörük Parmaksız Hasan Efe’nin ruhu şad olsun. Ege’nin bağrında yatan bu yiğit, kurtuluş destanımızın unutulmaz sayfalarından biridir.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
17 Ağustos 2026
M. Hüseyin OĞUZ

