ÖĞRETMENLER GÜNÜ
24 Kasım Öğretmenler Günü
Ey Türk milleti!
Sen ki küllerinden doğmayı başarmış bir ulusun evlatlarısın; bil ki o küllerin içinden seni çıkaran el, bir askerin değil, bir öğretmenin elidir. 24 Kasım, yalnızca bir gün değil; bir milletin minnet borcunu ödediği, başını kaldırıp “Bizi biz yapanlar onlar” dediği kutsal bir andır.
Mustafa Kemal, daha Cumhuriyet’in mürekkebi kurumadan, 1925’te Ankara’da Muallimler Birliği Kongresi’nde haykırmıştı:
“Öğretmenler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin değeri, sizin maharetiniz ve fedakârlığınızla orantılı olacaktır.”
Bu söz, bir vasiyetti.
Bu söz, bir emir değildi; bir yeminimdi.
Çünkü O biliyordu ki, ordular ilk hedefe varabilir; fakat asıl zafer, sınıfta kazanılır.
Yine O, başka bir gün, başka bir öğretmenler toplantısında şöyle demiştir:
“Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan toplumunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.”
Fedakârdır öğretmen; çünkü maaşından önce ideali için yanar.
Muhteremdir; çünkü bir milletin geleceğini sırtında taşır.
Bir başka sefer, Bursa’da genç öğretmenlere dönüp şu destansı cümleyi kurmuştur:
“Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir ulus, henüz ulus adını alma yeteneğini kazanmamıştır.”
İşte bu yüzden 24 Kasım, sıradan bir anma değil; bir milletin varoluş belgesinin yeniden imzalanmasıdır.
Başöğretmen Atatürk’ün izinden giden diğer büyük sesler de bu koroya katılmıştır:
İsmet İnönü:
“Öğretmenler, tarihin yazdığı en büyük kahramanlık destanlarının adsız kahramanlarıdır.”
Falih Rıfkı Atay:
“Bir millet, öğretmenine verdiği değer kadar özgür ve müreffehtir.”
Cemal Süreya:
“Öğretmen bir kıvılcımdır; bir ulusu tutuşturur.”
Halil İnalcık:
“Bir toplumun asıl mimarları ne devlet adamları ne generallerdir; öğretmenlerdir.”
Ve yine Atatürk, 1937’de, son kez öğretmenlerle bir araya geldiğinde:
“Unutmayınız ki, cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.”
İşte 24 Kasım budur:
Başöğretmen’in huzurunda, bir milletin topyekûn eğilip başını önüne koyduğu gün.
Bu, bir bayram değil; bir borç ödeme törenidir.
Ey Anadolu’nun çilekeş, gözü ışıklı öğretmenleri!
Siz ki, sıraların arkasında Trablusgarp’ı, Çanakkale’yi, Sakarya’yı yeniden kazandınız…
Siz ki, bir tebeşir parçasıyla koskoca bir geleceği çizdiniz…
Siz ki, maaşınız yetmediğinde yüreğinizi ortaya koydunuz…
Siz ki, bir çocuğun gözündeki parıltıyı vatan sevgisine çevirdiniz…
Bugün sizin gününüzdür.
Ama unutmayın:
Sizin gününüz, aslında bu milletin her günüdür.
Çünkü Atatürk’ün dediği gibi:
“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”
Ve bu millet, hâlâ kurtulmaktadır;
her sabah zil çaldığında,
her tahtaya bir harf yazıldığında,
her “Öğretmenim!” sesi yükseldiğinde…
Başöğretmen sensin Atatürk!
Ve senin kurduğun Cumhuriyet,
hâlâ senin yetiştirdiğin öğretmenlerin omuzlarında yükselmektedir.
Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!
24 Kasım Öğretmenler Günümüz kutlu olsun.
Minnetle, saygıyla, sonsuza dek…
24 Kasım 2025
M. Hüseyin OĞUZ

