ÖKSE OTU
Yöneticiler, zincirle bağlanmaz. Zincir görünürdür, öfke doğurur, koparılabilir. Onlar ökseyle yakalanır.
Ökse, zor kullanmaz. Ökse, bağırmaz. Ökse, kan dökmez. Ama hareketi anlamsızlaştırır, yönü belirler, kaçışı suç sayar.
Bugünün dünyasında iktidar, saraylarda değil; kredi sözleşmelerinde, güvenlik anlaşmalarında, not raporlarında ve “uyum” belgelerinde kurulmaktadır. Yöneticilere önce destek sunulur. Ardından bu destek, vazgeçilmez bir bağımlılığa dönüştürülür. Sonunda ise yönetici, kendi halkına karşı bu bağımlılığı savunan bir memura çevrilir.
Ökseye yakalanan yönetici şunu söyler:“Başka çaremiz yok.”
Oysa, çare yok değildir; irade yoktur.
Bu sistemde halk oy verir; ama, karar veremez.
Yönetici konuşur; ama, ses başkasına aittir. Devlet, var görünür; fakat, yönü yoktur.
Küresel güçler, doğrudan yönetmez;“yönetiyormuş gibi yapanları” yönetir.
SORUMLULUK yerelde, ÇIKAR merkezde kalır. BEDEL halktan, KAZANÇ başkasından alınır.
En tehlikeli aşama, ökse hissedilmediği andır. Çünkü, o andan sonra BAĞIMLILIK, “gerçekçilik”;
TESLİMİYET, “ üst akıl”; İTİRAZ ise, “tehdit ve hainlik” olarak etiketlenir.
Bu bir işgâl değildir. Bu bir darbe değildir. Bu, rıza ile kurulan bir teslimiyettir.
Ökse çözülmedikçe;
- Bağımsızlık, bir slogan,
- Egemenlik, bir hasret,
- Siyaset ise, bir gösteriden ibaret kalacaktır.
Bu bir uyarıdır:
Milletten aldığı yönetimi iradesini devreden yönetici, milletinin (seçmenlerinin) geleceğini de devretmiştir.
12.10.2026
Dr. Salih GÜNGÖR
E. Emniyet Müdürü / Bilim İnsanı / Yazar


