ORMAN TERÖRÜ
Toplumumuzda “Terör, kanla beslenir.” diye bir genel kanı vardır. “Terör” kelimesi dilimize yabancı dillerden yakın zamanda girdiği için, diğer yabancı kökenli kelimeler gibi sade vatandaşta farklı çağrışımlar uyandırmakta, hatta bazen bu kavramın içeriği tam olarak da anlaşılamamaktadır. Eşkıyalık, şakilik, canilik, haydutluk, hırsızlık vb. insanlık dışı davranışların tarihî süreçte dönüşümünden meydana gelen bu davranış biçimi, günümüzde eski vahşilikleri adeta aratmaktadır.
Terörist; yerine göre canavar, hırsız, eşkıya, haydut veya tacizci, kaçakçı, ajan vb. her role girmektedir. Bu nedenle, terör sadece kanla beslenmiyor. Uyuşturucudan kara paraya, organ ticaretinden kadın veya çocuk pazarlamaya, hatta resmî evrakta sahtecilikten devlet kademelerine sızmaya kadar pek çok yasa dışı alanda yolsuzluk ve usulsüzlüklerle palazlanmaya çalışıyor.
Ben, bu insanlık düşmanı yaratıklara “cani” demek istiyorum. Çünkü sadece kan emmiyorlar; can yakıyor, canın yongası olan mala zarar veriyorlar; ormanları yakıyor, can damarlarımızı kesiyorlar ve insanı canından bezdiriyorlar. Bunları yaparken de kalıptan kalıba, kılıktan kılığa giriyor, “Gündüz külahlı, gece silahlı”, nur yüzlü şeytan, derman görünümlü zehir dilli yılan oluyorlar…
Orman; candır, hayattır; servet içinde sağlık ve saadettir. Çoraklaşan topraklar; kül olmuş umutlarla silinmiş ezel, tükenmiş ebet gibidir. Her ağaç bir insan, binlerce karınca, börtü böcek, kurt ile kuş ve sonsuz gelecektir; dalı, meyvesi, tertemiz havası, mucizevî her zerresi, hücresiyle…
Toprak, anamızdır. Tohum, tane; kol, kanat; sevgi ve şefkatin her zerresiyle ana vatanımız, ata yurdumuzdur bu kutsal mekân. Bin yıllık bir çınar, nasıl yaprak yaprak okunası bir hafıza depomuz ise; binlerce yıllık vatanın her zerresi; dimağımız, duygu barınağımız, düşünce sığınağı ile inanç membaımızdır.
Yok olmak istemiyorsak, yakılmamalıyız ve yanılmamalıyız. Çare, uyanık olmada ve bir an evvel önlem almadadır. Ağustos 2019 itibariyle artık canilerin cesareti kırıldığı, dilleri kendi boyunlarına dolandığı ve büyük ölçüde destek kanalları tahrip edildiği için gözü dönmüş hainler, insanımıza kolaylıkla erişemiyor; yerleşim yerlerimizde semiremiyorlar. Bu nedenle ağzı var dili yok masum canlarımızı kemirmeyi, cennet vatanımızı cehenneme çevirmeyi son koz olarak kullanıyor, kozalakların can havliyle çırpınışından medet umuyorlar.
Gecemizi gündüzümüze katarak, yangın söndürme yeteneklerimizi geliştirmenin ötesinde, yangın çıkmasını önleyecek önlemler bulmalıyız. Bütün Ar-Ge grupları, üniversitelerin proje merkezleri, sivil toplum kuruluşlarının düşünce kulüpleri vb. her yurt sever sivil ve resmi kişi, kurum ve kuruluşlar bu konuya kafa yormalı. Çünkü bu konu beka sorununun bir parçasıdır. İşin ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel yönü bir tarafa; asıl güvenlik boyutu önem arz etmektedir.
Devletimiz güçlü destek ve teşvik paketleriyle bilim insanlarını, mucit genç beyinleri ve gönül erlerini bu konuda araştırma yapmaya yönlendirmelidir. Mesela, yol ve sokak kameraları; hırsızlık, kapkaç ve diğer terör olaylarını mahallemizden temizlemede çok faydalı oldu. Ülkemizde şehir eşkıyalığı ile trafik terörü dünya standartlarının çok altına düştü; adeta can çekişiyor, korku ve haksız kazanç baronları. Bunda yasaların etkin kullanılması, caydırıcılığı ve emniyet güçlerimizin özverili çalışmalarının payı elbet de çok büyük. Aynı şekilde orman yakmanın cezası artırılmalı ve failler en kısa zamanda cezalandırılmalıdır. Yerleşim yerleri ve ulaşım alanlarına kurulan sistemlerin benzerleri, yerleşim yerlerine yakın ormanlık alanlarda da (insan ısısı ve hareketine duyarlı cihazlarla) kurulmalıdır. Hiçbir maliyet, bir ağacın bile canından kıymetli değildir.
Bu konuda her türlü çözüm önerilerine açık olunmalı, en uçuk projeler bile dikkatle incelenmelidir. Mesela, karadan ulaşmanın mümkün olmadığı yerlere gece ve gündüz müdahale imkânı verecek yangın söndürme bombaları üretilmeli, yangın mahallinde havada patlayarak su, karbondioksit vb. yangın söndürücü gaz veya madde yayan mühimmatlar veya güdümlü füzeler üretilmelidir. Gerektiğinde komşu ülkelerin yangınlarına bile çare olacak benzeri barış ve insanlık araçları, insanlığın ortak hazinesi olan dünya ormanlarının korunması için elzemdir. Küresel ısınmanın vahim sonuçları göz önüne alındığında yegâne köyümüz olan dünyanın geleceği için, küresel ölçekte orman yangınlarını önleyici tedbirler alınmasında geç kalınmamalıdır.
Yerleşim alanlarına yakın ormanlık alanlardan başlamak üzere, bir plan dâhilinde, ısıya duyarlı yangın alarm sistemleri geliştirilmeli; hiç olmazsa kritik bölgelerde ısıya duyarlı su fışkırtma sistemleri kurulmalıdır.
Orman alanlarında kesinlikle ocak, mangal vb. yakılmasına izin verilmemeli, yasağa uymayanlara ağır para cezaları getirilmelidir. Piknik alanlarına Ümraniye Belediyesinin yaptığı gibi doğal gazlı merkezi pişirme ocakları kurulmalı, kontrolsüz ateş yakma önlenmelidir.
Unutmayalım ki en büyük tehlike cehalettir. Köylerde ve her türlü orman bölgesinde halkı bilinçlendirecek eğitim programları icra edilmeli, kitle iletişim araçları ile sosyal medyada sürekli bilinçlendirme faaliyeti yürütülmelidir.
Orman terörünü, ihanet ve cehalet girdabından kurtularak önleyebiliriz. Kış boyu gaflet ile uyuyanların yaz süresince dehşetle kıvranmaları fayda vermeyecektir. Lütfen terörle top yekûn mücadele edelim. Trafik, şehir ve dağ terörü gibi orman terörünün de köküne kibrit suyu dökelim.
Ağacı koruyalım ki can bulalım, ormanı yaşatalım ki canlı kalalım.
10.08.2025
Dr. Ali TAŞTEKİN
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı

