STRATEJİK DEHA YETMEZ; LİDERLİK, ÜSTÜN CESARET VE KARARLILIK GEREKİR
27 Aralık 1919’da gelinen Ankara millî mücadelenin merkezi yapılmış, Meclis açılarak milletin egemenliğine sahip çıkılmıştır. 23 Nisan 1920’nin üzerinden ancak on dört ay geçmiş. Anadolu yeni yeni teşkilatlanmakta, güç toplamakta. Düzenli orduya geçileli çok olmamış. Ordu henüz yeterli düzeyde hazırlanıp donatılamamış. İç isyanlar çok zaman ve güç kaybına yol açmakta. Asker kaçağı sayısı ürkütücü.
Düşmanın üstün kuvvetlerle 10 Temmuz’da başlayan taarruzu hızla ilerleme eğilimindedir. Saray basını Ankara’daki haydutların akıl dışı kalkışmalarının yok edilmekte olduğunu yazıyor, Ali Kemaller, Ulunaylar düşman lehine sevinç çığlıkları atıyor. Batılı ülkelerinin askeri ataşeleri ülkelerine Türk direnişinin yıkıldığını anlatan raporları gönderiyor.
Başarı için doğruyu görmek, ne yapılması gerektiğini bilmek asla yeterli değildir. Askerî deha da olunsa yapılması gerekeni uygulayacak liderlik, cesaret, kararlılık yoksa ya da uygulanmasına karşı çıkanlara rağmen otorite kurulup gerekenler yapılamıyorsa sonuç hüsrandır.
Mustafa Kemal Atatürk, coğrafyayı avucunun içi gibi bilmektedir. Görsel hafızası muhteşemdir. Araziyi, haritayı doğru okumak askerî harekâtta başarının anahtarıdır. O, dünya harp tarihinde çok ender görülen stratejik bir geri çekilmeyle orduyu Sakarya nehrinin doğusuna alma emrini vermiş; askerî dehasını ortaya koymuştur. Askerî terminolojide “oynak savunma” diye adlandırılan yönteme başvurmuştur. Bir savunma hattında direnme imkânsız duruma geldiğinde düşmanla temas kesilerek düzenli bir harekâtla daha gerilerde uygun bir başka savunma hattı oluşturularak bütün bir alan savunulacaktır. Bu yöntem, savunma kuvvetlerinin düşmanca ezilmesini önlediği gibi, düşmanın ikmal hatlarından uzaklaşmasını ve yıpranmasını da sağlayacaktır. Ancak böyle bir harekât, en küçük rütbeliden en büyüğe, büyük bir disiplin içinde yönetilmezse her an paniğe, dağılmaya, kaçışa, hezimete dönüşebilir.
Eskişehir, Kütahya, Afyon, Bilecik gibi çok geniş bir alanın boşaltılması, ordunun düşmana kaptırılmadan 100 km. Kadar geride uygun savunma mevzilerine çekilmesi her komutanın göze alabileceği bir manevra değildir. Çok büyük cesaret, otorite ve kararlılık gerektirir.
Bu çekilmeyle yaklaşık bir ay zaman kazanılmıştır. Bu süre içinde olağanüstü gayretlerle ordunun eksikleri kısmen de olsa giderilmiş, Tekâlif-î Milliye kararnamesiyle olabildiğince halkın desteği sağlanmış, doğu cephesinden birlik ve silah kaydırmaları yapılabilmiştir. Düşmanın ikmal üslerinden uzaklaşmasını, yıpranarak taarruz gücünün azalmasını sağlamanın da büyük yararı olmuştur.
23 Ağustos 1921’de başlayarak 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi kahraman ordumuzun büyük zaferi ile sonuçlanmıştır. Batı karşısında 1684 II. Viyana seferinden bu yana süren geri çekilme Sakarya’da sona ermiştir.
Bu zaferle çok ağır kayıp veren düşmanın taarruz gücü bir daha toparlanamayacak ölçüde kırılmış, bundan sonra savunmaya çekilmesi sağlanmıştır. Artık Yunan ordusu Türk’ün kahredici son büyük taaruzuna kadar sürekli savunmadadır. Yine bu zaferle dış politikada elimiz güçlenmiş, Fransa ile anlaşma sağlanmış, Fransız ve İtalyanlar yurdu boşaltmıştır.
Kahraman ordumuza minnet doluyuz. Şehitlerimizi, hayatta olmayan gâzilerimizi şükranla, rahmetle anıyoruz.
SAKARYA ZAFERİMİZ KUTLU OLSUN.
23.08.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist




