ÜLKÜCÜ ŞEHİT RUHİ KILIÇKIRAN
Osmaniye’nin Rızaiye Mahallesi’nde, 1946 yılının bereketli toprağında doğdu Ruhi Kılıçkıran; bir yiğit ki, kaderin erken vurduğu darbeyle babası Ömer Efendi’yi kaybedip, annesi Münire Hanım’ın kucağında büyüdü, kardeşi Hüseyin’le omuz omuza hayatın fırtınalarına göğüs gerdi. Çocuk yaşta simit tezgâhlarında ter döktü, soğuk kışlarda, kavurucu yazlarda ailesine ekmek taşıdı; ama ruhu, Türk-İslam davasının ateşiyle yanıyordu, inancın bükülmez dalı gibi dimdik duruyordu.
Lise yıllarında müsamerede şiir okurken ödünç ceket giymiş olsa da, mahcubiyetiyle birlikte haksızlığa karşı isyanı öğrendi; “Korkmazdın, cesurdun, inanç doluydun / Davamızın bükülmeyen dalıydın / Yüce Rabbin çok sevdiği kuluydun” diye anıldı sonradan, Bilge Atam’ın dizelerinde.
1966’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne adım attı; ülkücü hareketin tohumları burada filizlendi, mukaddes değerlerin savunucusu oldu. Kendi sözleriyle, “İlahî Saadeti, Allah’a ve Resulüne inanmanın dışında arayan kişinin, saadet anlayışı sahte saadettir” diyerek yolunu çizdi; mutluluğu imanda, davada aradı. Kurban Bayramı’nda ailesine gönderdiği fotoğrafta, “Bensiz geçen Kurban Bayramınızı kutlar, ellerinizden saygıyla öperim” notuyla hasretini döktü kağıda; defterine ise Arif Nihat Asya’nın beyitini nakşetti: “Bayram dedi; ben mutluların bayramıyım! / Toplum dedi; mutsuz kişiler toplamıyım…”
Ama kader, 4 Ocak 1968’de, Site Öğrenci Yurdu kantininde iftar sonrası vurdu darbeyi. Hain güruh, mukaddesata dil uzattı; “Olmayan şeylerin tartışmasını mı yapacağız?” diye küfür savurdu. Ruhi, yiğitçe kalktı ayağa, “Küfrünü geri al!” diye gürledi; yumruğuyla zalimi yere serdi. Ama ihanet sürüsü saldırdı üstüne, bir kurşunla şehadete erdirdi onu, sosyalist ellerin alçaklığıyla. “Çok mutlu oldum. Sanmayın ki korkumdan. Korkmak ne kelime? Ben Allah’a kavuşmak ümidi ile bekliyordum bu günü” dercesine, gülümseyerek gitti Rabb’ine…
Ülkücü hareketin ilk şehidi oldu Ruhi; “Türk-İslam davası için verilen ilk ülkücü şehit” diye anıldı, destanlarda. Cenazesi Osmaniye’ye getirildi, anlamlı bir törenle toprağa verildi; ama ruhu, şehitler kervanının yolbaşçısı olarak kaldı.
“Ruhi Kılıçkıran idi, zulme karşı duran idi / alimlerden zulümlerin, hesabını soran idi” diye haykırıldı meydanlarda, minnetle.
Her 4 Ocak’ta, ruhu şad olsun diye dualar yükseldi; o, inancın ölümsüz meşalesi, davanın bükülmez kılıcı olarak kaldı yüreklerde.
Şehadetinin 58. yıl dönümünde ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’ı rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz..
Tin’i kut bulsun.
Durağı uçmak olsun.
Yeri uluların yanı olsun.
04 Ocak 2026
M. Hüseyin OĞUZ



