ZAFERİN UNUTULAN KAHRAMANLARINDAN: ALİ ŞAMİL GÜLER
Osmanlı’nın çöküşüne saraydan, Türkiye’nin doğuşuna cepheden tanık olan küçük dev adam..
Ali Şamil Güler (1895, Ahlat – 1974, İzmir), Türk tarihinde özellikle Millî Mücadele’ye gönüllü katılımıyla tanınan, 110 cm boyuyla dikkat çeken bir tarihî kişiliktir. Osmanlı Devleti’nin son döneminde saraylarda görev yapmış, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi dönüm noktalarında önemli bir rol oynamış, cesareti ve nüktedanlığıyla bilinen bir kişidir.
Ali Şamil, 1895 yılında Bitlis’in Ahlat ilçesine bağlı Uludere köyünde doğmuştur. Çobanoğulları ailesinden Şeyh Bektaş’ın torunudur. Babası Yasin Efendi’dir. Doğum tarihi kesin bilinmediği için resmi kayıtlarda 1 Ocak 1895 olarak kaydedilmiştir.
110 cm boyuyla dikkat çeken Ali Şamil, fiziksel dezavantajına rağmen zekası, hazırcevaplığı ve cesaretiyle öne çıkmıştır.
Dönemin kısıtlı imkânlarına rağmen rüştiye (ortaokul) eğitimi almış, bilgisi ve görgüsüyle çevresinde saygı görmüştür.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, henüz 20 yaşındayken, Enver Paşa’nın Erzurum civarında teftiş yaptığı sırada babası tarafından Paşa’ya “hediye” edilmiştir. Enver Paşa ve eşi Naciye Sultan’ın İstanbul’daki Kuruçeşme’deki sarayında “soytarı” olarak görev yapmaya başlamıştır. Rengârenk kıyafetler ve ipek sarıkla sarayda bulunmuş, nüktedanlığıyla Paşa ve Sultan’ı eğlendirmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nda işlerin ters gitmesi üzerine Enver Paşa’nın İstanbul’dan ayrılmasıyla Ali Şamil, Padişah Vahdettin’in kızı Ulviye Sultan’ın sarayına alınmıştır. Burada da soytarı olarak görev yapmış, ancak Ulviye Sultan’ın eşi İsmail Hakkı Bey ile yakın bir ilişki kurmuştur. İsmail Hakkı Bey ile tavla oynayarak ve sırdaşlık yaparak dikkat çekmiştir.
Millî Mücadele’nin başlamasıyla İsmail Hakkı Bey, Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılmaya karar vermiştir. Bu kararını gizli tutsa da Ali Şamil’den saklayamamıştır. Ali Şamil, İsmail Hakkı Bey’i “Ya beni de götürürsün ya da niyetini Sultan’a söylerim.” diyerek tehdit etmiş ve onunla birlikte Anadolu’ya geçmiştir. Sahte kimlikler ve köylü kıyafetleriyle işgal kontrollerini aşarak Adapazarı üzerinden Ankara’ya ulaşmışlardır.
Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ile tanışmış, onunla aynı sofrada bulunmuş ve kadeh tokuşturmuştur. Bu an, Ali Şamil’in hayatının en unutulmaz anlarından biri olarak kaydedilmiştir.
Ali Şamil, cephede aktif olarak savaşmamasına rağmen karargâhta çeşitli görevler üstlenmiştir. Muhaberat (haberleşme), postacılık ve su taşıma gibi işlerde bulunmuş, küçük boyuna rağmen cesaretiyle dikkat çekmiştir. 9 Eylül 1922’de Türk ordusuyla birlikte İzmir’e girmiştir.
Bazı kaynaklar Ali Şamil’in İstiklal Madalyası aldığını belirtse de (örneğin, Milliyet’teki bir yazıda göğsünden madalyayı hiç çıkarmadığı söylenir), bazı diğer kaynaklar madalya almadığını ifade eder. Bu konuda çelişkili bilgiler bulunmaktadır.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İzmir’e yerleşen Ali Şamil, Soyadı Kanunu ile “Güler” soyadını almıştır. Basmane Garı’nda memur olarak çalışmış, emekliliğinde ise İzmir’in Kahramanlar semtinde büyük bir kütüphanesi olan bir kıraathane işletmiştir. Daha sonra bu kıraathaneyi satarak Alsancak’ta bir Rum evi satın almış ve ömrünün sonuna kadar burada yaşamıştır.
İki kez evlenmiş, ancak her iki evliliği de boşanmayla sonuçlanmıştır. Çocuğu olmamıştır.
Ali Şamil Güler, 18 Nisan 1974’te İzmir’de vefat etmiş ve Bornova’daki Kokluca Mezarlığı’na defnedilmiştir. Mezarı, bazı yazarlar tarafından ziyaret edilmiş ve anısına dualar edilmiştir.
***
Ali Şamil, fiziksel dezavantajına rağmen sosyal bir kişiliğe sahipti. Hazırcevaplığı, tatlı dili ve zekâsıyla çevresinde sevilen bir figür olmuş, alay edenleri pişman edecek kadar güçlü bir karaktere sahip olduğu belirtilmiştir.
Ali Şamil’in “saray soytarısı” olarak anılması, ailesini rahatsız etmiştir. Turgut Yasalar’ın kitabında, Ali Şamil’in bu sıfatı aşan bir kişilik olduğu vurgulanmış, onun bilgisi, görgüsü ve Milli Mücadele’deki cesaretiyle “etten ve kemikten bir insan” olduğu ifade edilmiştir. Ailesi, dedelerinin bu şekilde anılmasından duydukları rahatsızlığı dile getirmiş ve bu algıyı düzeltmek için mektuplar yazmıştır.
Ali Şamil’in hikâyesi, Turgut Yasalar tarafından kitaplaştırılmış ve kamuoyunda “iade-i itibar” çalışması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e, Ali Şamil’in mezarına bir kitabe konulması önerilmiştir.
Ali Şamil’in hikâyesi, çeşitli kaynaklarda (Vikipedi, Gazete Duvar, Milliyet, LinkedIn, Ekşi Sözlük) farklı vurgularla anlatılmıştır. Bazı kaynaklar onun soytarılık geçmişine odaklanırken, diğerleri Millî Mücadele’deki kahramanlığını öne çıkarır. Turgut Yasalar’ın kitabı, özellikle aileden alınan bilgi ve belgelere dayanarak daha kapsamlı bir portre sunar.
Ali Şamil Güler, küçük boyuna rağmen büyük bir yürekle Osmanlı saraylarından Kurtuluş Savaşı’na uzanan eşsiz bir hayat hikâyesine sahiptir. Zekası, cesareti ve vatanseverliğiyle tarihte iz bırakmış, özellikle İzmir’de bir sembol haline gelmiştir. Onun hikâyesi, sıradan insanların olağanüstü zamanlarda nasıl kahraman olabileceğini gösteren ilham verici bir örnektir.
Rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz
02 Eylül 2025
M. Hüseyin OĞUZ


