ZİYA PAŞA’NIN VEFATININ 145.YIL DÖNÜMÜNDE AZİZ HATIRASINA...
İkilemler Şairi Ziya Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıldaki modernleşme hareketi olan Tanzimat döneminin en önemli şairlerinden, devlet adamlarından ve fikir insanlarından biridir. Asıl adı Abdülhamid Ziyâeddin olan Ziya Paşa, 1829 yılında İstanbul’un Kandilli semtinde dünyaya gelmiş ve 17 Mayıs 1880 tarihinde Adana’da vefat etmiştir. Hem edebî eserleriyle hem de siyasi ve idari faaliyetleriyle dönemin entelektüel ve siyasi hayatına damga vuran Ziya Paşa, özellikle Batılılaşma, halk edebiyatı ve Divan edebiyatı arasındaki çelişkili duruşuyla dikkat çeker.
Ziya Paşa, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Kerab (Yedigöze) köyünden Galata Gümrüğü’nde kâtiplik yapan Feridüddin Efendi ile Itır Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi mütevazı bir Osmanlı ailesiydi ve Ziya Paşa, çocukluğunda hem geleneksel hem de modern eğitim alma fırsatı buldu. İlk eğitimini Kandilli’deki mahalle mektebinde aldıktan sonra, Süleymaniye civarındaki modern eğitim veren Mekteb-i Ulûm-i Edebiyye’de ve ardından Beyazıt Rüşdiyesi’nde öğrenim gördü. Bu dönemde Arapça ve Farsça öğrendi, Osmanlı edebiyatının klasik eserlerini okuyarak Divan şiiriyle tanıştı.Henüz 16-17 yaşlarındayken, güzel el yazısı ve bilgisiyle dikkat çeken Ziya Paşa, Sadaret Mektubî Kalemi’nde kâtiplik yapmaya başladı. Bu görev, onun hem bürokraside yükselmesine hem de dönemin önemli şair ve âlimleriyle tanışmasına olanak sağladı. Fatîn Efendi’den aruz ve şiir bilgisi öğrenen Ziya Paşa, Lebib Efendi Konağı’ndaki edebiyat toplantılarına katılarak klasik edebiyatta yetkinliğini artırdı. 1855 yılında, Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın desteğiyle sarayda Mâbeyn-i Hümâyun Kâtipliği’ne atandı. Bu dönemde Fransızca öğrenerek Batı edebiyatı ve kültürüyle tanıştı, Molière’in Tartuffe adlı eserini Tartüf yahut Riyanın Encamı adıyla Türkçeye çevirdi. Ayrıca Louis Viardot’un Endülüs Tarihi ve Cheruel ile Lavallee’nin Engizisyon Tarihi gibi eserleri de tercüme etti.Ziya Paşa’nın siyasi hayatı, dönemin çalkantılı ortamından etkilendi. 1859’da Mustafa Reşit Paşa’nın vefatından sonra sadrazam olan Mehmet Emin Âli Paşa ile anlaşmazlığa düştü ve saraydan uzaklaştırılarak çeşitli görevlerle İstanbul’dan gönderildi. 1861’de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve burada “Paşa” unvanını aldı. Ancak, bu dönemde sıtmaya yakalandı, bir çocuğunu ve babasını kaybetti. 1863’te Amasya, 1865’te Canik mutasarrıflığı yaptı. 1867’de yeniden Kıbrıs’a atanınca, muhalif fikirleri nedeniyle Osmanlı yönetiminden uzaklaşarak Namık Kemal ve diğer Yeni Osmanlılar’la birlikte Avrupa’ya kaçtı. Avrupa’da, özellikle Paris ve Londra’da, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin faaliyetlerine katıldı. Mustafa Fazıl Paşa’nın maddi desteğiyle Hürriyet gazetesini Namık Kemal ile birlikte çıkardı (1868). Bu gazete, Osmanlı yönetimini eleştiren yazılarıyla dönemin muhalif sesi oldu. Ancak, Sultan Abdülaziz’in Avrupa ziyareti sırasında Paris’ten Londra’ya, ardından Brighton’a geçti.
Avrupa’daki bu dönemde, Ziya Paşa’nın Batı fikirlerinden etkilendiği, ancak aynı zamanda Osmanlı kimliğini koruma çabası içinde olduğu görülür.1871’de Âli Paşa’nın ölümüyle İstanbul’a dönen Ziya Paşa, çeşitli idari görevlerde bulundu. 1876’da Maarif Müsteşarlığı yaptı ve Namık Kemal ile birlikte Kanun-i Esasi (Anayasa) çalışmalarına katıldı. II. Abdülhamid döneminde vezir rütbesiyle önce Suriye, ardından Konya ve son olarak Adana valiliklerine atandı. Adana’da eğitim ve kültür alanında önemli çalışmalar yaptı; tiyatro binası inşa ettirdi, rüştiye okulları açtı ve imar faaliyetlerinde bulundu. Ancak, 1880 yılında, siroz hastalığı nedeniyle Adana’da vefat etti. Mezarı Adana’da bulunmaktadır.
Ziya Paşa, Tanzimat edebiyatının Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte öncü isimlerinden biridir. Ancak onun edebi kişiliği, dönemin Doğu-Batı, eski-yeni çatışmasının en belirgin yansımalarını taşır. Hem yenilikçi fikirleriyle Batılılaşmayı savunmuş hem de Divan şiiri geleneğine bağlı kalmıştır. Bu ikilik, onun eserlerinde ve düşüncelerinde sıkça eleştirilen bir özelliktir. Ziya Paşa, edebiyat hayatına genç yaşta Divan şiiriyle başladı. On beş yaşından itibaren klasik tarzda gazeller, kasideler, şarkılar ve hicivler yazdı. Ancak Avrupa’da geçirdiği yıllar ve Fransızca öğrenmesi, onun Batı edebiyatına ilgi duymasına neden oldu. 18. yüzyıl Aydınlanma Çağı filozoflarından, özellikle Jean-Jacques Rousseau’dan etkilendi. Siyasi ve sosyal içerikli eserlerinde realizme yaklaşırken, bazı manzumelerinde romantizme yer verdi. Ziya Paşa’nın en dikkat çekici özelliği, edebi görüşlerindeki çelişkilerdir. 1868’de Hürriyet gazetesinde yayımladığı Şiir ve İnşa makalesinde, Divan şiirini eleştirerek halk şiirini gerçek Türk şiiri olarak övdü ve dilin sadeleşmesi gerektiğini savundu. Ancak 1874’te yayımladığı Harabat antolojisinin önsözünde, halk şiirini küçümseyerek Divan şiirini yüceltti. Bu çelişki, Namık Kemal’in Tahrib-i Harabat ve Takip adlı eserlerinde Ziya Paşa’yı sert bir şekilde eleştirmesine yol açtı. Ziya Paşa, şiirlerinde genellikle aruz ölçüsünü kullandı ve Divan şiiri nazım biçimlerine bağlı kaldı. Ancak hak, adalet, hürriyet, uygarlık gibi Tanzimat dönemi temalarını işleyerek içeriği modernleştirdi. Hiciv türünde de başarılı olan Ziya Paşa, özellikle Zafername adlı eserinde Sadrazam Âli Paşa’yı ustalıkla yerdi. Onun şiirleri, hikmet ve fikir ağırlıklı olup, “hakimane” üslubun en güzel örneklerini sunar.
Öyle ki, “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” ve “Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” gibi beyitleri atasözü haline gelmiştir.
Ziya Paşa’nın eserleri, şiir, antoloji, hiciv, makale, çeviri ve anı türlerinde çeşitlilik gösterir. Aşağıda başlıca eserleri detaylı bir şekilde incelenmektedir:
* Harabat
Üç ciltten oluşan Harabat, Türkçe, Arapça, Farsça ve Çağatay şiirlerinden oluşan bir Divan şiiri antolojisidir. Türk edebiyatında ilk edebiyat tarihi taslağı olarak kabul edilir. Ancak antolojinin önsözünde Ziya Paşa’nın halk şiirini küçümseyerek Divan şiirini yüceltmesi, dönemin yenilikçi yazarları tarafından eleştirilmiştir.
* Zafername
Tanzimat döneminin en başarılı hiciv eserlerinden biridir. Girit Savaşı’nda Osmanlı donanmasının yenilgisinden sorumlu tutulan Sadrazam Âli Paşa’yı över gibi görünerek eleştirir. Nazım-nesir karışık olan eser, kaside, tahmis ve şerh bölümlerinden oluşur. Farklı anlatıcılar kullanarak yazılan Zafername, teknik açıdan Türk edebiyatında bir yenilik olarak değerlendirilir.
* Terci-i Bend
1859’da yazılan bu şiir, Ziya Paşa’nın ilk şöhretini kazandığı eseridir. Divan şiiri tarzında yazılmış olup, insanın faniliği, kader, Tanrı’nın mutlak egemenliği gibi metafizik konuları işler. İslam dünyasının hayat felsefesini özetleyen bu eser, Nâbî’nin geleneğinin son halkası olarak görülür.
* Terkib-i Bend
Toplumsal çarpıklıkları eleştiren bu şiir, Bağdatlı Ruhi’nin terkib-i bendine naziredir. Ziya Paşa, dönemin siyasi ve sosyal sorunlarını hiciv yoluyla dile getirir.
* Rüya
Türk edebiyatında röportaj (mülakat) türünün ilk örneği kabul edilir. Ziya Paşa, Londra’da bir parkta uyuyakalır ve rüyasında Sultan Abdülaziz ile konuşur. Bu konuşmada, Osmanlı’nın kötü yönetildiğini, Yeni Osmanlılar’ın amaçlarını ve meşrutiyetin önemini anlatır. Âli Paşa’nın sadrazamlıktan azledilmesini önerir. Eser, siyasi eleştirileriyle dikkat çeker.
* Defter-i Amal
Ziya Paşa’nın çocukluk anılarını anlattığı bu eser, Batılı anlayışla yazılmış ilk anı kitaplarından biridir.
* Külliyat-ı Ziya Paşa
Ölümünden sonra yayımlanan bu eser, Ziya Paşa’nın tüm şiirlerini bir araya getirir.
* Çeviriler
Ziya Paşa, Fransızca’dan çeşitli eserler çevirmiştir:Endülüs Tarihi (Louis Viardot)Engizisyon Tarihi (Cheruel ve Lavallee)Emile (Jean-Jacques Rousseau)Tartuffe (Molière)
Bu çeviriler, Türk edebiyatında Batı kültürünün tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır.
* Veraset Mektupları
Mısır’da sürgünde yazdığı bu mektuplar, siyasi eleştiriler içerir ve edebi değer taşır.
Ziya Paşa, Tanzimat dönemi Osmanlı şairi, yazarı ve devlet adamı olarak, atasözü niteliğinde pek çok özlü söz bırakmıştır. Aşağıda, onun en bilinen ve anlamlı beyitlerinden bazıları yer almaktadır:
- Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
(Kişinin aynası yaptığı işlerdir, sözlerine bakılmaz; aklının seviyesi eserlerinde görünür.)
- Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr,
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir.
(Nasihatle yola gelmeyeni azarlamalı, azarlamayla uslanmayanın hakkı dayaktır.)
- Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma,
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir.
(Kötü asıllı birine üniforma soyluluk mu verir; eşeğe altın işlemeli semer vursan yine eşektir.)
- İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh,
Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.
(İnsan, iğrençlik görse bile sadakat göstermeli; çünkü doğruların yardımcısı Allah’tır.)
- Bî-baht olanın bâğına bir katresi düşmez,
Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan.
(Talihsizin bahçesine bir damla bile düşmez, gökten yağmur yerine inci ve mücevher yağsa.)
- Pek rengine aldanma felek eski felektir,
Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir.
(Dünyanın rengine aldanma, felek eski felektir; çünkü onun huysuz tabiatı dönektir.)
- En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?
(En beklemediğin kişi senin içyüzünü ortaya çıkarır; herkesi kör, dünyayı sersem mi sanırsın?)
- Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât,
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde. (Onlar ki dünyaya lafla düzen verirler, ama evlerinde bin türlü ihmal ve düzensizlik bulunur.)
- İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez,
Zîrâ bu terâzî o kadar sıkleti çekmez.
(Yüksek idealleri anlamak bu küçük akla gerekmez; çünkü bu terazi o kadar ağırlığı kaldırmaz.)
- Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur.
(Zulümle zenginleşenin sonu perişan olur.)
Ziya Paşa’nın bu sözleri, hem dönemin sosyal ve siyasi eleştirilerini yansıtır hem de insan doğası, ahlak, adalet ve sadakat gibi temaları işler. Bu beyitler, ritmik yapıları ve derin anlamlarıyla Türk edebiyatında önemli bir yer tutar ve günümüzde de sıkça alıntılanır.
- “Ümmîd-i vefâ eyleme her şahs-ı dağalde
Çok hâcıların çıkdı haçı zîr-i begalde” - Bu beyit, Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend VI adlı eserinden alınmıştır. Anlamı, dinle kandıran sahtekâr kişilerden sadakat ya da vefa beklenmemesi gerektiğini ve bazı hacıların (dindar görünenlerin) gerçekte farklı inançlar taşıyabileceğini (mecazi olarak “koltuk altında haç” ifadesiyle) eleştirir. Bu, Ziya Paşa’nın toplumsal ve ahlaki yozlaşmaya yönelik eleştirilerinden biridir.
Ziya Paşa, Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin önde gelen üyelerinden biri olarak Osmanlı’da meşrutiyetin kurulması için mücadele etti. Hürriyet gazetesindeki yazılarıyla, Osmanlı yönetiminin otokratik yapısını eleştirdi ve halkın yönetime katılımını savundu. Fransız İhtilali’nin getirdiği özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarından etkilenen Ziya Paşa, bu fikirleri Osmanlı toplumuna uyarlamaya çalıştı.Ancak Ziya Paşa’nın fikirleri, tıpkı edebi görüşlerinde olduğu gibi istikrarsızdı. Batı kültüründen etkilenmesine rağmen, Müslüman Türk kimliğini koruma kaygısı taşıdı. Bu nedenle, hem yenilikçi hem de geleneğe bağlı bir çizgide hareket etti. Onun bu ikilemi, Tanzimat döneminin genel ruhunu yansıtır:
Eski ile yeni, Doğu ile Batı arasında bir sentez arayışı, Ziya Paşa’nın devlet adamlığı da fikirleriyle şekillendi. Amasya’da “Amasya ıslahatları” olarak bilinen imar ve eğitim faaliyetleriyle halkın sevgisini kazandı. Adana’da ise tiyatro ve eğitim gibi kültürel projelere öncülük etti. Ancak siyasi hırsları ve Âli Paşa ile olan çekişmeleri, onun sık sık sürgün edilmesine neden oldu.
Ziya Paşa, Tanzimat edebiyatının kurucularından biri olarak Türk edebiyatında derin bir iz bırakmıştır. Onun eserleri, hem Divan şiiri geleneğini devam ettirmiş hem de yeni fikirler ve temalarla edebiyatı zenginleştirmiştir. Özellikle Terci-i Bend ve Terkib-i Bend gibi şiirleri, felsefi derinliği ve edebi gücüyle günümüzde de okunmaktadır. Hiciv türünde yazdığı Zafername ise, Osmanlı edebiyatında hicvin en başarılı örneklerinden biridir. Ziya Paşa’nın çelişkili duruşu, onu eleştirilerin hedefi haline getirse de, bu ikilik onun döneminin bir yansımasıdır. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte Batılılaşma hareketinin öncülerinden olan Ziya Paşa, aynı zamanda Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını savunmuştur. Onun “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” gibi özdeyişleri, Türkçeye kazandırdığı kalıcı katkılardan sadece birkaçıdır.
Ziya Paşa, Tanzimat döneminin karmaşık ruhunu yansıtan bir aydındır. Şair, devlet adamı, gazeteci ve çevirmen kimlikleriyle, Osmanlı’nın modernleşme sürecine katkıda bulunmuş, ancak eski ile yeni arasındaki gerilimden kurtulamamıştır. Eserleri, hem edebi hem de fikri açıdan zengin bir miras bırakırken, onun hayatı ve düşünceleri, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunun dönüşüm sancılarını anlamak için önemli bir kaynaktır. Ziya Paşa, “ikilemler şairi” olarak anılmaya devam ederken, onun eserleri ve fikirleri, Türk edebiyatında ve düşünce tarihinde özel bir yere sahiptir.
Tin’i kut bulsun Durağı uçmak olsun Yeri uluların yanı olsun
17 Mayıs 2025
M. Hüseyin OĞUZ
Jeoloji Mühendisi

