BOĞAZLARA NATO ÜSSÜ KURULMASI – 2
NATO VE TÜRK BOĞAZLARI
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’ nin egemenliği ve güvenliği açısından en kritik uluslar arası antlaşmalardan birisidir. 20 Temmuz 1936’da İsviçre’nin Montreux kentinde imzalanmıştır. Üzerinden geçen 90 yıla rağmen bu güne kadar defalarca çıkarı olan devletler tarafından notalarla masaya yatırılmak istenmişse de güvenliği garanti altına alınmış devletler ve Türkiye tarafından reddedilmiştir. Bu da uluslar arası MONTREUX BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NİN ne kadar doğru ve kadim bir sözleşme olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Tekrar gündeme gelmesinin sebebi ise ABD-İSRAİL-İRAN savaşıdır. Bu savaş sırasında HÜRMÜZ ve BABÜL MENDEP boğazlarının öneminin ortaya çıkması üzerine NATO ülkeleri de gözlerini TÜRK BOĞAZLARINA çevirmiştir.
***
“NATO DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI” NEDİR?
NATO bünyesindeki Deniz Unsur Komutanlığı (Maritime Component Command), ittifakın deniz gücünü plânlayan, yöneten ve gerektiğinde sahaya süren kritik bir yapıdır. Bu yapı doğrudan bir “üs” değil; komuta–kontrol ve operasyon yönetim merkezidir. Bu merkezin görevlerini şöyle sıralamak mümkündür:
Plânlama ve Yönetme: NATO’nun deniz harekâtlarını plânlar. Savaş veya kriz durumunda deniz kuvvetlerini koordine eder. Farklı ülkelerin donanmalarını tek komuta altında birleştirir. Örnek: Karadeniz, Akdeniz veya Baltık’ta ortak operasyonlar
Boğaz Güvenliğini Sağlama: Deniz yollarının açık kalmasını sağlar.Ticaret ve enerji hatlarını korur.Kritik boğaz ve geçişleri izler.Bu kapsamda Karadeniz ve Akdeniz gibi bölgelerde sürekli faaliyet yürütülür
Kriz ve Savaş Yönetimi: Olası bir çatışmada deniz harekâtını yönetir. Amfibi operasyonları (denizden çıkarma) koordine eder. Müttefik ülkelerin donanmalarını bütünleşmiş hale getirir. Bu, NATO’nun askerî caydırıcılığının temel unsurlarından biridir
Deniz Kuvvetlerini Hazır Tutma (Hazırlık ve Tatbikat): Sürekli tatbikatlar düzenler. Donanmaların birlikte çalışabilirliğini artırır. Hızlı müdahale kuvvetlerini hazır tutar. Örnek: NATO deniz tatbikatları (Dynamic Manta, Sea Breeze vb.)
İstihbarat ve Gözetleme: Deniz trafiğini takip eder. Askerî hareketliliği izler. Erken uyarı sistemi gibi çalışır. Özellikle Rusya deniz hareketliliği yakından izlenir
Çok Uluslu Koordinasyon: Farklı NATO ülkeleri arasında komuta birliği sağlar. Ortak operasyon dili ve sistemi oluşturur. Kriz anında hızlı karar mekanizması kurar.
Terör ve Kaçakçılıkla Mücadele: Denizden yasa dışı geçişleri izler. Silâh, insan ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı görev yapar. Deniz terörizmine karşı operasyon yürütür.
Sonuçta, Deniz Unsur Komutanlığı Doğrudan savaşan bir güçten çok “beyin ve sinir sistemi” gibidir,. Donanmaları tek, tek yönetmez hepsini tek plân altında birleştirir. Kalıcı işgal gücü olmamalıdır. Egemenlik devri anlamına gelmemelidir. Sadece, Koordinasyon ve Komuta Merkezi olarak çalışmalıdır.
***
TÜRKİYE AÇISINDAN ANLAMI NEDİR?
NATO içinde aktif rol alınmış olur. Ama bu kontrol ve egemenlik korunarak yapılmalıdır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çelişmez (Eğer, doğru yapılandırılırsa)
FAYDALARI NELERDİR?
Stratejik Ağırlık Artışı: Türkiye NATO içinde “Kanat Ülke” olmaktan çıkıp, “Merkez Ülke” konumuna yükselir. Karadeniz–Akdeniz hattında karar verici rolü güçlenir.
Askerî Kapasite ve Teknoloji Kazanımı: Ortak tatbikatlar artar. Deniz kuvvetlerinin kabiliyeti yükselir. İstihbarat ve erken uyarı sistemleri gelişir. Özellikle deniz gözetleme ve elektronik harp alanlarında ciddi sıçrama olur.
Caydırıcılık Etkisi: Rusya başta olmak üzere bölgesel aktörlere karşı “Türkiye, yalnız değil.” mesajı verilir. Bu, kriz anlarında savaş ihtimalini azaltabilir.
Ekonomik ve Lojistik Katkı: Askerî altyapı yatırımları ve yerel istihdam artar. Savunma sanayi iş birlikleri gelişir. Özellikle tersaneler ve savunma firmaları bundan fayda sağlar.
NATO İçinde Söz Hakkı Artışı: Komuta merkezi Türkiye’de olursa. Türkiye operasyon plânlarında daha etkili olur. “karar alınan yer” olmak, büyük avantajlar sağlar.
RİSKLERİ NELERDİR?
Montrö dengesi tartışmaya açılabilir: 90 yıldır tartışılmak için masaya yatırılmak istenen “Montrö Boğazlar Sözleşmesi” uluslar arası baskıyla masaya yatırılabilir. Özellikle bunu en çok isteyen Rusya ve İngiltere’ye fırsat verilmiş olur. Türkiye’nin en büyük stratejik kozu olan sözleşmede eli zayıflayabilir. NATO’nun kalıcı ve görünür varlığı bu sözleşmedeki tarafsızlık maddesine göre“Boğazlar tarafsız mı?” sorusunu gündeme getirir.
Rusya ile doğrudan gerilim: Rusya bunu:“kuşatma” olarak algılayabilir. Bunun ise muhtemel sonuçlarında. Karadeniz’de askerî yığınak yapabilir. Suriye ve Kafkasya’da baskı yapabilir. Enerji ve ticarette gerilim yaratır.
Türkiye’nin “denge politikası” zayıflar: Türkiye, şu anda: NATO üyesi; ama aynı zamanda Rusya ile ilişkileri açısından denge politikası güden bir görünüştedir. Bu yapı kurulursa: Türkiye, taraf gibi görünür. Arabuluculuk rolü zayıflar.
Hedef ülke olma riski: Olası bir NATO–Rusya krizinde. Türkiye doğrudan hedef haline gelebilir. Özellikle deniz üsleri ve komuta merkezleri öncelikli hedef olur.
İç politik ve toplumsal tartışma: Egemenliğine ve bağımsızlığına düşkün olan ülkemizde“Egemenlik tartışması” başlayabilir. Daha önce de TBMM de reddedilen teskere gibi “Yabancı askerî varlık” algısı oluşur. Bu durum: Siyasi kutuplaşmayı artırabilir. Bu sebeple, TBMM de bütün siyasi partilerin görüşleri alınarak meclisin oylarıyla kurulmalıdır.
***
TÜRKİYE AÇISINDAN SONUÇ
NATO bünyesindeki kurulması düşünülen Deniz Unsur Komutanlığı (Maritime Component Command) “Türk komutanlar kontrolünde” ve NATO koordinasyonlu olursa avantajları ağır basar. Eğer, fiilen NATO kontrolünde, kalıcı yabancı güç görüntüsü oluşursa, riskler çok hızlı büyür.
Burada tartışılması gereken mesele “kurulsun mu kurulmasın mı” değil: Nasıl kurulacağı tartışılmalıdır. Türkiye için ideal model: Komuta Türkiye’de. Kontrol Türkiye’de. NATO, sadece koordinasyon ortağı olmalıdır.Türkiye için en kritik denge, Montrö korunmalı, NATO ile işbirliğimiz devam etmelidir.
İstanbul Boğazı’na NATO üssü kurulması, bugün için gerçekçi değil; ama daha önemlisi: Böyle bir şey olursa: Montrö fiilen çöker. Türkiye’nin kontrolü tartışmaya açılır, Karadeniz büyük güç çatışma sahasına dönüşür.
04.04.2026
Dr. Salih GÜNGÖR
E. Emn. Md. / KUTLU PARTİ Gn. Bşk. Yard.

