Üç kıt’ aya hükmeden tarihin kaydettiği en büyük İmparatorluğu, Osmanlı Türk İmparatorluğunu, göz göre göre kaybettik .Mazeretimiz çoktu, halada mazeretimiz var
.Avrupa’nın Asya ile ticaret yoları üzerinde jeostratejik önemini asırlardır kaybetmeyen ve bugünde yeraltı ve yerüstü kaynakları ile Batı ve Kuzeyin bizi bin yıldır üzerinden atmaya çalıştığı Anadolu: Şühedanın kanları, alın teri ve evliyanın, erenlerin duaları bedenleri ile beslenmiş kutsal vatan toprakları.
Biz Anadolu’yu ve dahi üç kıtayı, tenkit kabul etmez idarecilerin, sarsılmaz iradeleri, doğru idareleri ve de illaki ilim ve
irfan sahibi ulemanın desteği ile fethettik. Hoşgörü ve adalet ile
hükmettik.
Amma gün geldi, cengaverlik, adalet ve hoşgörü yetmedi .Bin yıl
boyunca birleşerek bizi önce Anadolu’ya ,sonra Avrupa’ya sokmamaya çalışan Hristiyan Batı, önce Avrupa’dan attı, sonra Anadolu’ya yok etmek üzere girdi bizi.
Göremedikleri tarihi boyunca hür yaşamış Türk
Milletini karakteri idi ki, neticede geldikleri gibi gittiler.
Yedi Düvelin asırlar boyu, bizimle uğraşması ve hala bugünkü tabir ile diş mihraklar ve onların desteklediği içteki şu veya bu hainlerin
varlık ve faaliyetleri geçerli bir mazeret sayılabilir.
Ancak göz ardı ettiğimiz, görmemekte direndiğimiz önemli bir husus var.
Biz İlimden, Fenden koptuk. Hala ayakta duran Selçuklu ve Osmanlı
eserlerini vücuda getiren, mimarimizi, mimarinin ve daha birçok ilim
dalının temeli, matematik, fizik, kimya, jeoloji gibi temel bilimleri
terk ettik. Teknolojide, tıpta, edebiyatta yok olduk .Batı bizden aldı temeli, teknoloji ve idari bilimleri geliştirdi.
Üretemedik, üretemeyince gelişemedik ve muhtaç olduk.
Dünyanın en güçlü donanmalarını, silahlarını yapan biz, paramızla dahi batıdan istediğimizi alamadık. Onlar vermiyor diye şikayet etti. ,Niye biz yapmıyoruz diye kendimizi sorgulamadık.
Tanzimat, Islahat, meşrutiyet dedik.
Biraz silkinip kendimize gelir gibi olduk.
İnançlı bir kuşağı Çanakkale’de ve Milli
Mücadelede önemli ölçüde kaybettik.
Cumhuriyeti kuran kurucu irade teşhisi doğru koydu, amma 1960 tan sonra eğitimi yozlaştırdık, bin bir zorlukla yetiştirdiğimiz bir nesli iç çatışmalarda sağ-sol diye kaybettik.
İdealist kadrolara sırt çevirdik ,maddeyi mananın önünde tutanlara pirim verdik .İkisinin birlikte yürümesine izin vermedik.
Kalkınma hızımız artıp, Milli Sermayemiz geliştikçe çok uluslu
sermayenin emriyle örseledik
Binlerce iktisatçı, işletmeci,maliyeci,..vs. mezun ettik fakülte ve yüksek okullardan
Araştırmacı, bilim adamı yetiştirmedik. Fen bilimlerine gereken önemi vermedik
.Montaj sanayiine çakılıp kaldık. Karada yürüyen, havada uçan ,denizde yüzen hiçbir taşıtımızın motorunu , yazılımını biz yapmıyoruz.
Fabrika yapan fabrikalar kuramadık.
Kalkınma da eğitimin, fen bilimlerinin temel olduğunu, ezberci, taklitçi eğitim yerine, Milli, araştırmacı, üretici bir nesil yetiştirecek bir eğitim sistemi kuramadık. Yapanları karaladık ve karalamaya devam ediyoruz.
.Okuyan, araştıran ,üreten, projeler üreten, anlatan ve kabul
ettiren bir nesil yetiştirmeliyiz.
Bu nesle ülkenin geleceğini nasıl
şekillendireceklerini , her türlü iç ve dış tehdide bu şekilde nasıl
pabuç bırakmayacağımızı, Ekonomik bağımsızlığımızı onlar sayesinde nasıl kazanacağımızı ve onlarla tam bağımsız olacağımızı anlatmalı öğretmeliyiz.
Onlara, insan, millet, vatan, devlet sevgisini vermeli, kanaatkar, çalışkan, paylaşmayı bilen, bütünleştirici, ötekileştirmeyen, kin ve nefret söylemlerinden uzak bir toplumun çağdaş medeniyetler üzerine çıkabileceğini, güven içinde yaşayabileceğini öğretmeliyiz.
Yeter ki, geçmişi ve bugünü iyi analiz edelim, doğrularda birleşelim ve inanalım.
Selam ve Dua İle!.
