08 Kasım 2021 – Fahrettin ÇELİK
Çıkardım hayatımdan zamanları,
Hangi mevsim istersen o mevsimde gel.
İster gecenin karanlığında gel,
İster sabahın ilk ışıkları yere düştüğünde…
Mesela bir Sonbahar akşamı,
Dalından düşen yapraklara basa basa gel.
Zaman içinde zaman yaşıyorum sensizlikte dayanılmaz
Sağ elim sol eline hasret.
Bakışının orta yerinde gülüşüne,
Gözlerinde saklı aşka hasretim.
İster bir Sonbahar akşamında,
İster güneşin doğuşunda gel, fark etmez.
Yeter ki gel…
Kışın soğuğunda,
Dağlara lapa lapa kar düşünce gel.
Deli kasırgalar, fırtınalarda
Sis kaplamışken düşlerimi
En uzun gecelerinde mevsimin
Her hangi bir yerinde gel.
Yağmur damlarken üzerime saçaklardan
Yol vermez geçitlerde kurt ulumaları
En hoyrat arabesklere sarılmışken,
İster zifiri karanlıkta,
İster gün ışıyınca gel,
Ama gecikmeden gel…
Yavru serçeler uçmaya çalışırken,
Göçmen kuşlarla birlikte gel.
Fışkırırken güller tomurcuktan
Dağların suyu buluşurken Fırat’la,
İlkbahar’da sabah uykusu ile gel.
Kengerler çağırırken dağlara,
Badem çiçekleri,
Nevrozlarla birlikte gel.
Ayrılık canavarı kemirirken ömrümü,
Berivan edasıyla gel.
Yaz gecelerime yıldız ol,
Bir daha ‘hoşça kal’ dememek üzere,
On dördündeki ay şavkı ile gel.
Çoban kavalında inilti,
Kan kırmızı güller,
Tenhasında şafağın,
En ağır kekik kokusu ile gel.
Patika yollarda yalınayak,
Toprağa basa basa,
Hüzünleri gömerek geceye,
Bitmeden son şiirimin satırları,
Son kez elveda diye yazmadan gel,
Gel de,
Nasıl gelirsen gel…
Baktın ki, yetmedi dört mevsim,
Al eline reyhanı,
Beraber ağladığımız yere gel.
Ama mutlaka gel…
Fahrettin Çelik
Adıyaman – 08.11.2021
