Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “Türkiye eninde sonunda yeni bir anayasayı yapacaktır, üzüntümüz bunun gecikmesi. Önceki anayasaların kimisi darbe döneminde, kimisi kurtuluş savaşı sonunda hazırlanmış. Olağan bir dönemde anayasa yapmaya ihtiyaç vardır.” demişti.
Aradan çok geçmedi, iş ciddiye bindi. Siyasi partilerle HDP ile bile görüşülerek hazırlanılıyor. Yakında Meclis’e getirileceği kesin.
1960’da ortaokuldaydım. Türkiye’de o günden bugüne anayasa tartışması hiç bitmedi. Anayasa değiştirmekten helak olduk. Sadece 2002’den bugüne anayasa tam on iki kere değiştirilmiş. Normalde yasalar bile değiştirilmezken, hukuk normlarının en tepesinde olan ve diğer bütün normların ona uymak zorunda olduğu Anayasa’nın durmadan değiştirilmesini anlamlandırmak mümkün değil.
Gelişmiş, çağdaş demokrasilerin anayasalarının (Ki bazılarının yazılı anayasası bile yok.) kabul edildikleri günden bugüne değişmeden geldiklerine bakılırsa bizde bir gariplik var. En hafifi ya hukuk biliminden nasipsiziz olduğumuz ya da bile bile sonradan düzeltilmeye gerek duyulacak, keyfimize göre kusurlu anayasalar yaptığımız düşünülür. Ülkemizin toplum yapısını, kültürünü, sosyal ihtiyaçlarını doğru değerlendiremediğimize hükmedilir.
Kaba sözcükleri olan bir atasözümüzü noktalayarak hatırlamakta yarar var. Atalar “Ölüyü çok yıkama ya… ya …” demişler. Ben Anayasa’yla bu kadar çok oynamanın hukuk devleti olma iddiamıza zarar vereceği, henüz hukuk sistemi olgunlaşmamış, oturmamış bir ülke izlenimi uyandıracağımız düşüncesindeyim.
Geçmişten günümüze deneyimlerimiz, bir siyasetçi yeni anayasadan söz etmeye başlamışsa eninde sonunda bunun yapılacağını gösteriyor. Hani son bir defa oynanıp, artık bu bir daha asla değişmeyecek güvencesi verilebilse, buna inanabilsek tamam diyeceğiz de…
Bu arada şunu da unutmamak gerek: Dünyada büyük devlerin anayasaları; kuruluş, savaş, iç savaş, devrim gibi büyük olay ve değişimlerden sonra hazırlanmıştır. Devletlerin olağan dönemlerinde hazırlanmış anayasa gelişmiş demokrasilerde, hukuk devletlerinde görülmez.
