ATATÜRK DİYOR Kİ!
Ey Türk Gençliği! Aziz Milletim!
Ben, Mustafa Kemal Atatürk, vatanı size emanet ettiğim günün üzerinden neredeyse bir asır geçmişken, yine aynı ateşle, aynı inançla konuşuyorum: Cumhuriyet’i muhafaza ve müdafaa etmek size düşer.
Ey Türk Gençliği!
Siz ki, 2026’da yapay zekâyla, uzay teknolojileriyle, yerli otomobille, dronlarla ve yüksek hızlı trenlerle büyüyorsunuz. Bunlar benim hayal ettiğim muasır medeniyet seviyesinin adımlarıdır. Lakin unutmayın: Teknoloji araçtır, amaç değildir.
Ben size “Yurtta sulh, cihanda sulh” dedim. Bugün hâlâ geçerlidir. Komşularınızla, bölgenizle, dünyayla barış içinde güçlü olmak zorundasınız. Güç, ancak akıl ve ilimle gelir. Cep telefonlarınızda saatlerce vakit geçirirken, algoritmalar sizi yönlendirirken, kendi aklınızı kullanmayı ihmal etmeyin.
Okuyun. Araştırın. Sorgulayın. Ben size “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” dedim. Bu sözümün 2026’da daha da anlamlı olduğunu göreceksiniz. Çünkü bugün bilgi bombardımanı altındasınız. Gerçeği yalandan ayırabilmek, en büyük kahramanlıktır. Sosyal medya çağında en büyük düşman, cehalet değil, manipüle edilmiş cehalettir.
Ey Gençler!
Ben kadınlara seçme ve seçilme hakkını verdiğimde Avrupa’nın çoğu bunu yapamamıştı. Bugün hâlâ bazı zihinlerde kadın-erkek eşitliği tartışılıyorsa, bilin ki bu, Cumhuriyet’in ruhuna ihanettir. Anneleriniz, kız kardeşleriniz, eşleriniz ve kızlarınız; vatanın yarısıdır. Onları geriye çeken her zihniyet, milleti geriye çeker.
Aziz Türk Milleti!
Ekonominiz büyüyor, şehirleriniz gelişiyor, genç nüfusunuz dinamik. Fakat enflasyon, adaletsizlik hissi, kutuplaşma ve “ben”cilik ruhu hâlâ varlığını koruyor. Ben size “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” dedim. Bu, sadece sandıkta değil, her gün, her kararda milletin iradesinin üstünlüğü demektir.
Kimse şahsi ikbalini, partisini, tarikatını veya aşiretini milletin üstüne çıkarmamalıdır. Devlet, milletin hizmetkârıdır; milletin efendisi değildir.
Dışarıda büyük oyunlar dönüyor. Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de, Suriye’de, Irak’ta… Türkiye’nin haklarını korurken, aynı zamanda aklıselimle hareket etmelisiniz. Ne maceraperestlik, ne de korkaklık. Tam bağımsızlık benim yolumdu. Bugün de budur. Ne Batı’nın uydusu olun, ne de Doğu’nun. Kendi yolunuzu çizin. Kendi teknolojilerinizi üretin. Kendi ordunuzu güçlendirin. Ama aynı zamanda diplomasiyi, ticareti ve kültürü ihmal etmeyin.
Ben din ile devlet işlerini ayırdım ki, dinimiz yücelsin. Lâiklik, dinsizlik değildir. Lâiklik, vicdan hürriyetidir, aklın özgürleşmesidir. Camileriniz açık olsun, gönülleriniz de. Fakat kimse dini, siyasetin, ticaretin veya baskının aracı haline getirmesin. Türk milleti dindar ve medenî olacaktır.
Okullarınızda ezber değil, düşünme öğretilsin. Tarihimizle gurur duyun ama hurafelerle değil, gerçeklerle. Osmanlı’yı da, Cumhuriyet’i de, zaferlerimizi de, hatalarımızı da olduğu gibi bilin. Çünkü güçlü yarınlar, dürüst bir geçmişe yaslanır.
Ey Milletim!
Bazı günler umutsuzluğa kapılabilirsiniz. “Acaba bu millet kalkınabilir mi?” diye düşünebilirsiniz. Ben Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da o milleti gördüm. Siz aynı millettensiniz. Aynı kan, aynı tarih, aynı inat.
Yeter ki uyanık olun.
Yeter ki birbirinizi ötekileştirmeyin.
Yeter ki, “Bu vatan kimin?” diye sormayın; bu vatan hepimizin.
Ben Anıtkabir’e geri döneceğim. Ama siz buradasınız. Cumhuriyet’in emanetini omuzlarınızda taşıyorsunuz.
Ey Türk Gençliği!
İlk hedefiniz muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak olsun.
İkinci hedefiniz ise o seviyede kalıcı bir şekilde var olmaktır.
Vatanı size emanet ediyorum.
Yine.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Söz konusu VATAN ise gerisi TEFERRUATTIR
(Mustafa Kemal Atatürk)
5 Haziran 2026
M. Hüseyin OĞUZ

