DİNLER TARİHİ, ŞİRK, KUL HAKKI VE GÜNÜMÜZDEKİ MÜSLÜMANLAR
(Bu yazıyı, YOBAZLAR ve DİN TÜCCARLARI okumasın! Anlamazlar!)
Zaman zaman dile getiriyoruz, önemli gördüğümüz için… Arkeologlar, antropologlar, jeologlar, fosil bilimciler, karbon uzmanları diyor ki, DÜNYA TARİHİ 4,5 MİLYAR YIL; İNSANLIK TARİHİ İSE 2,5 MİLYON YIL ÖNCEYE GİTMEKTEDİR.
Günümüz insanları için günümüzden 5 bin yıl önce bile çok karanlık. Göbeklitepe ile insanlık tarihi, 12 bin yıl önce diyenler de var. Fosiller dışında, üstün medeniyet kalıntılarına henüz ulaşılmadı veya ulaşılsa da üstü örtüldü… Bizlerin de Kutlu Elçi olarak kabul ettiği Kutlu İsa’nın bize aktarılan nitelikleri / hikâyesi ile daha eski dönemlerdeki Mısır tanrısı / şahsiyeti arasındaki ilginç benzerlikler görülmektedir. (1)
Var olduğu kabul edilen, hakkında kırıntı bilgilerle söylenen PANTEİZM ZAMANINDAN SONRA, BİLİNMEYEN / BİLİNEN KADİM MEDENİYET ÖĞRETİLERİ, ŞAHSİYETLERİ, OLAYLARI (Paganizm dönemi de dahil) SONRAKİ ZAMANLARDA NESİLLERDEN NESİLLERE AKTARILMIŞ GİBİ… DİNLER de böyledir, diye düşünüyorum. (2)
Ne İslamiyet ne Hıristiyanlık ne Musevilik ne de diğer dinler (Budizm, Hinduizm, Şinto, vb.) ÖZGÜN ve sadece KENDİNE HAS ÖĞRETİLERE SAHİP DEĞİL, kanaatindeyim. İbadet ritüellerinden, iman esaslarına, din kurucusu / tebliğcisinden mabetlerin konuşlanma ve tezyinine kadar pek çok konuda BÜTÜN DİNLER, BİLİNMEYEN ZAMANLARDAN İTİBAREN TEKRAR EDİLEREK GÜNÜMÜZE KADAR GELMİŞ, diye düşünüyorum. (3)
***
KİTABÎ DİNLER TARİHİ, ORTALAMA 7 BİN YILLIK… Kutlu Âdem “İlk bilinçli insan ve ilk kutlu elçi” ise, daha önceki bin yılları, yüz bin yılları nereye koyacağız? MU, MA, ATLANTİS ve diğer kadim medeniyetleri ve bu medeniyetlerdeki insanları nereye koyacağız? Ve on binler, yüz binler öncesindeki insanlar “BİLİNÇSİZ” insanlar mıydı, onlara kutlu elçiler gelmedi mi? (4/5/6)
“İSLÂM” adı altında tebliğ Kutlu Muhammet’le başladı. “FITRAT, MERKEZE İNSANI ALMA, GÜZEL AHLÂKI SUNMA, ADALET VE EŞİTLİĞİE ÖNEM VERME” anlamında bir din… İslamiyet ve diğer kitâbî dinlerin gelmesinden önceki zamanlarda “İnsan olma bilincinde” yaşayan insanların varlığını göz ardı edilebilir mi? İlk bilinçli insan olarak kabul edilen Kutlu Âdem’den öncekileri “bilinçsiz” kabul edecek olursak, bu bilinçsiz insanların günümüzden 12 bin yıl önce Göbeklitepe’yi inşa etmeleri mümkün olabilir mi?
Kutlu Elçiler (Peygamberler) tarihi, ortalama 7 bin yıllıktır. Daha öncesi kayıtlarda söz konusu değildir. Kutlu Elçiler (Nebiler / Resuller) bozulan toplumları, rayından çıkmış, sapıklaşmış, kötülükler yayma eğilimli insanları ıslah etmek amacıyla gelmişler ve tebliğ etmişlerdir.
Neyi?
“MERKEZE İNSANI ALMA VE İNSANI OLGUNLAŞTIRMA…”
Bu yönüyle, Kutlu Elçilerin özellikle Yahudilere ve Araplara ve Ortadoğu coğrafyasına gönderilmesi de oldukça manidar, değerlendirilmeli.
“Allah nazarında, en makul ve gerçek din İslâm’dır.” (7)
Bu âyet-i kerime kapsamında, bozulmamış şekilleriyle diğer kitabî dinler de, hatta yeryüzündeki gelmiş geçmiş tüm dinler de BAŞLANGIÇTA böyledir. İslâm’ın ilk emrinde buyurulduğu gibi her dinin ana özü, OKUMAK’tır. Bu “Okuma” (ikra), sadece kitap / yazı okuma anlamında değildir. Evreni ve içinde bulunan tüm varlıkları yüksek düzeyde anlayarak (idrak ederek) okumaktır. TANIMA, SORGULAMA, DEĞERLENDİRME / ÇÖZÜMLEME YAPABİLME amacıyla okumaktır. Olaylara, durumlara, şahıslara nüfuz ederek vakıf olmaktır. “Furkan” niteliği yeteneğine kavuşarak okumaktır…
Ne yazık ki, bu âyet-i kerime, AKP hükümetleri döneminde uzun yıllar, Cuma hutbelerinden ÇIKARILMIŞ ve GÖSTERİLMEMİŞTİR. DİNLER ARASI DİYALOG ve ILIMLI İSLÂM MODELİ şemsiyesi altında “İslam’ın en son ve en uygun din olduğu” hafızalardan silinmek istenmiştir. (8/9/10)
Böyle idarecilerin baş yapıldığı toplumlarda İslâm’ın OKUMA emrine tâbi olunabilir mi? Kutsal sözler, hayatın her evresine uyarlanabilir mi?
***
ŞİRK ve KUL HAKKI…
“Yüce Allah, nurlu yolunda daim eylesin hepimizi.”
Bu duaya yürekten âmin demek, her MÜMİN’in görevidir. MÜMİN olamamış Müslümanlar, söz ile “âmin” demiş olsalar bile hayatlarına yansıtmazlar / yansıtamazlar… 2 milyar Müslüman içinde yüzde kaç MÜMİN vardır?
İnancımız doğrultusunda Yüce Allah buyuruyor ki, “Her türlü günahla huzuruma geliniz; ama, iki büyük günahla gelmeyiniz. Biri ŞİRK, diğeri de KUL HAKKI” (11/12)
MÜMİN olamamış Müslümanların halini görüyoruz. Maalesef vakit namazları gösterişle kılan, oruç tuttuğunu her fırsatta dile getiren; ama öbür taraftan rantiye düşkünü, fon vurguncusu, ihale yolsuzu insanların yaptıkları ŞİRK değil mi, KUL HAKKI’na tecavüz değil mi?
“Allah bir, Tayyip bir… Tayyip, Peygamber.”
“Erdoğan, Allah gibidir. Biz onu gördüğümüzde Allah’ı görmüş gibi oluyoruz.”
“Televizyonu bir üste koyun. Orada Erdoğan çıkacak.”
“Ben Erdoğan’ın g… kılıyım.”
Siyasetçisinden, akademisyenine, erkeğinden kadınına kadar pek çok insanımsının yukarıdaki sözlerinin hayat hakkı bulduğu, KÜRTAJ DEDE’lerin sözlerine itibar edildiği, “Ben, cahil insanların ferasetlerine daha çok güveniyorum.” diyen akademisyenlerin baş yapıldığı ve bu türden sözlere muhataplarının cevap vermediği bir toplumda daha başka hangi ŞİRK’ten ve hangi KUL HAKKI’ndan söz edebiliriz? (13/14)
Türkiye ve Türk insanı çok zor, dar ve tehlikeli bir geçitten geçmektedir. Geçmiş yüz yıllar ve bin yıllarda olduğu gibi, bu tehlikeli dönemi de inşallah başarıyla atlatacaktır. Bunda zerre kadar kuşku duymuyorum.
“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.” (15/16) sözünün içerdiği anlamı idrak ederek, diri ve gayretli olmanın gerekliliğine inanıyorum.
***
İlk dinin ne olduğu, niteliklerinin nelerden meydana geldiği konusunda, son yıllardaki açıklamalara rağmen, hâlâ kırıntılı bilgilere sahibiz. İSLÂM adı altında gelen din ise, Kutlu Elçi Muhammet’e verilen görevle, Miladî 610 tarihidir.
YÜCE ALLAH, kâinatı ve içindeki tüm varlıkları “OL” (Kün) demesiyle yaratan TEK, EZELİ ve EBEDÎ, MUTLAK YARATAN’dır. Akl-ı selim, yüksek şuurlu her insanın bunda zerre kadar kuşkusu olamaz.
Bu temel inançla şunu diyebiliriz ki, İnsanlığın başlangıcından beri, insanlık için verilen ilahî hüküm TEKTİR ve DEĞİŞMEZDİR. Bu anlamda, en eski insanlıktan itibaren DİNLER konusu ele alındığında, o değişmez ve ilahî hüküm her çağda, her coğrafyada geçerlidir. İnka ve Maya medeniyetlerinde de, Mısır çöllerinde ve Asya bozkırlarında da…
MERKEZE İNSANI ALMA, ADALETLİ YAŞAMA, DOĞAYA VE İNSANA SEVGİ / SAYGI…
Bütün dinler, bu ortak amaçla ortaya çıkmış ve yaşatılmak istenmiştir. Zamanla dinler, şeytanlaşmış insanımsılar tarafından ekseninden kaymış ve şeytana hizmet etme yolunda araç kılınmıştır. Bu kısa, özet kapsamında açıklamalardan sonra, şunu önemle arz etmek istiyorum:
Kavram olarak bulunmasa da bütün dinler İSLÂM FITRATI üzerine doğmuştur, zaman içinde başkalaşmıştır.
***
“İSLÂMİYET” kapsamında konuya bakacak olursak;
KUTLU ELÇİ’ye tebliğ edilen din, kemale ermiş son İslâm dinidir. Çünkü, En Büyük Elçi, “GÜZEL AHLÂKI TAMAMLAMAK ÜZERE” gönderilmiştir. Bununla birlikte, O kutsanmış, kemâle erdirilerek bizlere gönderilmiş Kutlu Elçi’nin vefatı üzerine, şeytanlaşmış insanımsılar, fırsatı ganimet bilmişler ve atalarından miras fitnelerle, hurafe ve hilelerle, uydurulmuş hadislerle Kutlu Elçi’den ve MÜMİN Müslümanlardan intikam almışlardır.
ÜMEYYE OĞULLARINDAN Halife Osman, daha da önemlisi Ebu Süfyan, oğlu Muaviye ve torunu Yezit dönemlerinde, HAŞİM OĞULLARINDAN (Yani, Kutlu Elçi ve akrabalarından) intikam alınmıştır. KUR’AN MÜSLÜMANLIĞI tedricen terk edilmiş, uydurma HADİS MÜSLÜMANLIĞI ile Müslümanların MÜMİN olması engellenmiştir. Kutlu Elçi’nin aziz naşı, 3 gün bekletilmiş; aziz naşının namazı 17 kişi ile kılınmıştır. Oysaki, daha bir yıl öncesinde Veda Hutbesi’nde Kutlu Elçi, 100 bin kişiye hitap etmişti…
***
Yüce Allah da, kulu da açık ve gizli ŞİRK’ten bırakınız hoşlanmamayı, MEN EDER.
DİN TÜCCARLARI, YOBAZLAR, kendini Müslüman zanneden BİLGİSİZ ve BİLİNÇSİZ milyonlarca insan bir tarafa, toplum kanaat önderleri olarak görülen binlerce insanın İslâm’a aykırı (mugayir) söz ve tavırlarını nereye koyacağız?
Besmele çekme örtüsü, namaz kılma gösterisi, Arapların cahiliye dönemi kıyafet süsleri ile RANTİYE, DOLANDIRICILIK batağına saplanmış, insanların kanını emen, toplumu daha çok yoksullaştırmaya mahkûm eden zihniyet sahiplerini nereye koyacağız? Bunların yaptığı açık ve gizli şirkleri örterek topluma yararlı olmak, AYDIN olabilmek mümkün mü?
Keşke, ÜMMETÇİLİK anlayışı gerçek anlamda hayat hakkı bulabilmiş olsa idi. Tarihsel süreçteki Ümmetçilik uygulamalarını anlatmak gereğini hissetmiyorum. Hiçbir dönemde Ümmetçilik, ümmet yararına bir sonuç elde edememiştir. SİYASAL İSLÂM ve ÜMMETÇİLİK; hem İslamiyet’e hem de Türk milletine yeni yaralar açmaktan başka bir sonuç vermemiştir. Hıristiyan ve Yahudi mitoloji ve amaçlarına hizmet etmekten başka bir yol seçmemiştir.
TÜRK olmayanların / olamayanların “Ümmetçilik” şemsiyesine sarılmasını da her zaman manidar gördüm; hiçbir zaman akıl ve gönülle bağdaştıramadım. İşte, FİLİSTİN ve GAZZE; İşte, İSLÂM DÜNYASI…
Kur’an-ı Kerim’in özeti mahiyetindeki Fatiha-yı Şerif’i anlamını da idrak ederek okuyabilecek kaç Müslüman var? Sokak röportajlarını izliyoruz. İzlememiş olanlar, vaktini ayırıp dehşeti bir görüversinler.
***
Üzülüyorum…
Yobazlaşmış, burnunun ucunu göremeyen, kendini Müslüman zanneden yüz binlerce yığını gördükçe üzülüyorum.
Yüce Allah’ın Kutlu Elçi aracılığı ile gönderdiği dinin mensuplarının BİLGİ’ye ve BİLGİLİ’ye değer vermemesine üzülüyorum.
Kanaat ve siyaset önderlerinin azımsanmayacak bölümü başta toplumun LİYAKÂTSİZLİK, RANTİYE ve İHANET batağına saplanmasına üzülüyorum.
Toplumsal huzura kavuşma ve sorunları çözme noktasında düşünüyorum; bir sonuca varamamaktan üzülüyorum.
Birlikte düşünüp, birlikte sonuç almanın doğru yol olacağı kanaati ile umutluyum… Çünkü, MÜMİN Müslüman, umutlu ve gayretli olmalıdır. Buna inanıyorum. İnancımın diri olduğu her an, üzüntümü de unutuyorum.
***
İNSAN, âciz bir varlık; lâkin, Külli İrade’nin verdiği nimet AKIL ve TEFEKKÜR ile âcizliğini unutmadan, hayata nispeten huzurla bakabilir ve tarihsel gerçeklere ulaşabilir.
Toplumdaki ekseri kesimin inandığı İslamiyet, Yüce Allah tarafından Kutlu Elçi’ye tebliğ edilen İslamiyet değil. Bu önemli gerçek, kendini Müslüman kabul eden insanların büyük çoğunluğu tarafından görülmez.
Günümüzde yaşatılan İslamiyet; Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit’in Yahudi / Arap mitoloji ve hayat tarzlarının sunduğu İslamiyet’tir. Bu önemli gerçek, kimi sahte âlimler tarafından örtülmüş; cahil toplumlar tarafından da sorgulanmamıştır.
Ümeyye Oğullarının Kutlu Elçi ve akrabalarından, muhibbilerinden aldığı intikamın izi, günümüze kadar gelmektedir.
Bilindiği gibi, herkesin bir hesabı varsa, kâinatın sahibi Yüce Allah’ın da bir hesabı vardır.
Günümüzdeki Ümeyye Oğulları’nın temsilcilerinden uzak durmak her MÜMİN Müslüman’ın görevidir. Şeytanın ve şeytanlaşmış insanımsıların her türlü kötülüğünden / zararından uzak durmak mümkündür. Aksi takdirde, çöplükte yaşayıp da gül bahçesinde yaşadığımızı düşünmeye devam eden mankurtlardan / zombilerden olmaya devam ederiz. Maazallah…
Selâm, sevgi ve saygılar…
05.10.2026
Ahmet KIYMAZ
1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16


Her zamanki gibi çok güzel araştırmalar neticesinde aklın hamur ettiği veriler kılıçtan keskin olan klavye ile akıcı bilgi dolu yazınızı okutmaktan zevk aldım . Sorular insanın kafasının içini, gönlünü tırmalayan sorular. Acaba dedikten sonra bir kısım cevaplar ilerleyen satırlarda karşımıza çıkıyor. Bilinmeyenler konusu hakikaten muamma. Adı, menşei konulamamış! materyaller olduğu halde çözülen bilgilerin açıklanmaması, üstlerinin örtülmesi bu güne kadarki bilinen dünya medeniyetler tarihinin ana ögesi olan yunan medeniyetinin daha önceki yüksek seviyede bir medeniyetten alıntılar ve o medeniyetin devamı olduğu için gerekli açıklamalar erteleniyor, ortaya çıkan medeniyet eserlerinin üstleri külleniyor kanaatindeyim. Haçlı dünyası dünya medeniyetinin babası farz edilen yunan medeniyetini korumak üstünlüğünü muhafaza etmek, haçlı zihniyetinin arka plana düşmesini engellemek amacı ile arkeologlara baskı uygulayarak Göbekli Tepe’de bulunan medeniyet eserlerinin bilgilerinin dünyaya ifşasını ertelemekteler. Fakat hiçbir zaman akıllarından çıkartmamaları gereken şey “ Güneş Balçıkla Sıvanmaz.”
Din konusuna gelince insanlar düşünmeye başladıktan sonra önce kendilerini, yakınlarındaki canlıları ve doğayı incelemişler ve her şeyin bir yaratıcısının olması gerektiğini de anlamışlar. O gün bu gündür insanlar çeşitli şekillerde yaratıcıya sığınmışlar, yardım istemişler. O günkü akılla ve hatta bu günkü akıl ile bilerek bilmeyerek çeşitli hatalar, yanlışlıklar yapmışlar ve yapagelmeye devam etmektedirler. Hatta çok belirgin olarak sapma ve sapıtmalar alenen yapılmakta ve ne yazık ki yapılan sapıklıklara katılan insanları görmekteyiz. İnsan aklının bu kadar basit sapıklıklara maddi menfaatlere tabi olması da ayrıca bir araştırma konusu olmalıdır diye düşünüyorum. {Kutlu Adem “İlk bilinçli insan ve ilk kutlu elçi” ise..} önceki medeniyetler ne olacak? Muammasının da içinde bulunduğumuz çağda çözülmesi gerektiğine inanıyorum.
EDA kurucusu, başkanı Kervan Başımız Sayın Kıymaz’a teşekkürler.
05/10/2026.