ÇOK ŞEY BİLMEYE GEREK YOK!
Efendim BOP şöyleymiş, aslında İsrail’in planı BİP’miş. Suriye’de şöyle, Irak’ta böyle olmuş, sırada Türkiye varmış. Bir bölümü olanları överek destekleyen, bir bölümü felakete gidildiğini savunan sayısız uzman, televizyon ekranlarında gazete köşe yazılarında birçok şey anlatıyorlar. Karmakarışık ilişkiler. Eğitimli, bu konularda kendini yetiştirmiş insanların bile anlamakta zorlandığı bir yığın açıklama.
Feraset sahibi herkes, olanı biteni görüyor. Ferasete irfanını da ekleyen insanımız için uzun akademik açıklamalara hiç ihtiyaç yok. Her ne kadar bizde siyaset kaypaklık olarak algılansa da bir nebze olsun seçmene saygı beklenir. PKK ve DEM ile en küçük yakınlaşmaları ihanetle suçlayıp, her şeyiyle onların karşısında olanları bile DEMlenmekle yaftalayıp bir anda onlarla kucaklaşmanın nasıl bir açıklaması olabilir? Bebek katili bir anda muhatap konumuna getirilir ve kurucu önder olarak yüceltilir? Sanki karşımızda bir devlet varmış, savaşılmış, PKK kazandıkları iddiasında, şimdi barış yapılıyormuş halleri takılınır?
İnsan yanılabilir; ama bu kadar da yanılma olur mu? Bu kadar çok yanılan, durmadan yanar döner fırıldak gibi dönen birilerinin bu defa doğru yaptığına güvenmek mümkün mü? Bunlar alışmışlar, geçmişte FETÖ ile de böyleydiler. Bugünün ortakları, 2015’e kadar birbirlerinin kanlı bıçaklı düşmanıydılar. Birbiri için dediklerinin her biri kahvede söylense cinayetle sonuçlanırdı. Bir anda kanka oluverdiler. Seçmenleri de birbirine tahammül edemezdi, hâlâ birbirlerinden hazmetmezler. DEM, PKK, tu kakaydı, bütün muhalifleri onlarla yakınlaşmakla suçluyorlardı; bugün DEM, PKK, kurucu önder Öcalan baş tacı.
En azından kendi seçmenlerini adam yerine koyup bu fırıldak gibi dönüşlerin mantıklı gerekçelerini açıklamaları gerekmez mi? “Ne yaparsak yapalım, bunlar bizde bir keramet vehmederek oy vermeyi sürdürürler.” güveni, aşırı iyimserlik değil mi?
Kısacası öyle çok strateji, uluslararası ilişkiler, siyaset, devletler hukuku, tarih, coğrafya bilmeden de başımıza iyi şeyler gelip gelmediğini anlamak mümkün. Benim güveneceğim insanlar kararlı olmalıdır. “Bu, benim gibi.” deyip ardına düştüğüm insan, beni hiçbir özür ve açıklama yapmadan ortada bırakmamalıdır. Kimse kusura bakmasın, benim belim o kadar kıvrak değil.
TUT Kİ
Bugüne kadar bölücü terörle mücadelede en büyük yanlış PKK ve durmadan kapatılıp yerine yenisi kurulan siyasi uzantılarının bütün Türk Kürtlerinin temsilcisi olarak kabul edilmesidir.
Tut ki, elbirliğiyle amaçlarına erdiler. Vatanın böldükleri bir parçasında ayrı devlet kurdular. Bizimkiler de her türlü desteği verdiler. Peki yurdun geri kalanındaki Kürt kökenli vatandaşlarımız ne olacak? Şimdinin milliyetçilerine benzemeyen gerçek vatanseverler tepki göstermeyecek mi? “Haydi hepiniz Kürdistan’a!” denirse ne olacak? Türk ve Kürt birbirine karışmış aileler, onların çocukları ne olacak? Vatanına bağlı, sorunsuz, işini yürüten masum Kürt, nelerle karşılaşacak?
Her ne kadar devleti yönetenler, siyasetçiler öyle kabul etse de “Kürt = PKK” değildir. Tıpkı “Türk = AKP ya da MHP” olmadığı gibi. Bu vatanın sahibi, Türk vatandaşı Kürtler, içine çekildikleri tuzağın farkına varmalıdırlar. DEM, PKK ve türevlerine destek olacak her şeyden uzak durmalıdırlar. Seslerini her iki tarafa da duyurarak birliğimize sahip çıkmalıdırlar.
14.07.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


