GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR?
Bazı konular vardır ki, sizin aklınıza hiç gelmese bile kendinden söz ettirirler. Şarkılar, türküler; yani kökeninde şiir yatan sözler de bunları duygusal yönden öne çıkararak iyice içselleştirmenize vesile olur. Yer ve zaman değişse de, sözün kalıcılığı değişmez. Hiçbir zemin bulamasa bile, halk hafızasındaki yerini alır ve zamanın sırtına çakılan bir çivi gibi varlığını korur. Bir de bunların söyleniş tarzları vardır. Her şair kendi tarzında, her şair kendi üslûbunda dile getirir. Konu aynı olsa da, sanki farklılık varmış gibi algıladığınız da olur. Benim en son Zeki Müren’den dinlediğim; “Gitmek mi zor, kalmak mı zor?” şarkısı, yüreklere dokunuyordu.
“Sormamışsın hiç kimseden
Pek üzgünmüşsün giderken
Arayıp durmuşsun beni
Kimseye belli etmeden
Gitmek mi zor kalmak mı zor
O sabahı gel bana sor
O ayrılığı gel bana sor”
Ancak, her zaman karşınıza ne çıkacağını bilemiyorsunuz. Beklemediğiniz anda beklemediğiniz durumlarla karşılaşmanız da mümkün. İşte benim de resimleştirilmiş cümleler karşıma çıkıverdi.
“Gitmek gerekir bazen.
Fazla yormadan, daha çok bıktırmadan,
Eğer vaktiyse,
Ardına bile dönüp bakmadan.” (Can Yücel)
Gitmeler çoğu zaman başınıza gelebiliyor. Demek “vaktiyse” durulmuyor ya da durdurulamıyor insan. Gitmek vakti geldiyse, gitmenin zorluğu kadar kalmanın zorluğu da çıkar karşınıza. İş tercihe de kalmıyor. Anadolu’da bunu sade ve öz olarak anlatan bir söz de vardır: “Kaderinde varsa, kaşığınızda çıkar.” Yani bu da nasip meselesidir ve önüne geçemezsiniz.
“Gitmekle gidilmiyor ki;
Gitmekle gitmiş olamazsın!
Gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.” (Cemal Süreyya)
Evet gitmelerin bu özelliği de vardır. Siz gitseniz de aklınız, fikriniz bıraktığınız yerde kalır gibidir. Cüsseniz gitse de bu durumdan tam anlamı ile kurtulamazsınız. Sanki ikiye bölünmüş gibi hazin bir duruma düşersiniz. Ve noktayı Nazım Hikmet koymuş:
“Gitmek, sadece bir eylemdir.
Unutmak ise kocaman bir devrim.” (Nazım Hikmet)
Unutmak elbette kolay değildir. Bu mümkün olsaydı, ayrılık ve hatta gurbet fikri doğmaz ve yaşadıklarınız bu iki kelime ile ne derin bir anlam kazanır ve bu kelimeler üstüne düşen vazifeyi yaparlar. Ama yine de bu kelimeler, kendileri de insana çekici ve güzel gelir.
Edebiyat ve müzik, insanların en derin duygularını ifade etmenin en güçlü yollarından biridir. Bir şarkının melodisi veya bir şiirin sözleri, insanları farklı bir zaman ve mekâna götürebilir. Zeki Müren’in şarkısı gibi eserler, dinleyicilerin kalbinde derin izler bırakır. Şarkılar, yaşanmışlıkları ve duyguları hatırlatır; acıları hafifletir, mutlulukları çoğaltır ya da bunun tam tersini yaşatır. Şiirler de aynı şekilde, kelimelerin ötesine geçerek duygularımızı şekillendirir ve bizi düşündürür.
Bu bağlamda, Can Yücel, Cemal Süreyya, Nazım Hikmet ve Yahya Kemal Beyatlı gibi büyük şairlerin sözleri, bizlere hayatın farklı yönlerini ve derin anlamlarını gösterir. Bunlar gibi daha nicelerinin şiirleri, sadece kelimelerden ibaret değildir; hayatın kendisinden birer parçadır. Bu nedenle, şarkılar ve şiirler, zamanın ötesine geçer ve nesiller boyu hatırlanır. Bize hayatın karmaşıklığını ve duygusal derinliğini anımsatır.
İnsan ilişkilerinin zorluklarını ve güzelliklerini, ayrılığın acısını ve unutmanın zorluğunu, hayatın içindeki küçük mutlulukları veya büyük acıları gözler önüne sererler. Zeki Müren’in “Gitmek mi zor kalmak mı zor” şarkısı, işte tam da bu duygusal zenginliği yansıtarak, dinleyicilerin kalplerine hala dokunmaya devam eder.
Gerçekten de güzel tespitler bunlar. Ayrıca Nazım Hikmet’in, “Gitmek, sadece bir eylemdir. Unutmak ise kocaman bir devrim.” sözü çok yerinde ve ağırlığı olan bir sözdür. Hakikaten son noktayı yerine koymaya da yetmektedir. Ama bir başka söz üstadının sözlerini ve söylediklerini de unutmamak lâzımdır. Hemen insanın aklına geldiği gibi, insanı içten bir sarışı ve kuvvetlice bir kavrayışı vardır. Ne diyordu bu konuda, Yahya Kemal Beyatlı?
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
…
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
18.11.2025
Sadık SOFTA

