VATANA ORTAK ARAMIYORUZ!
* Kuvayı Millî’nin partisi CHP’ye, onun vatansever seçmenine ve Özgür Özel’e bir vatandaş olarak seslenmek istiyorum ki, TBMM’de kurulan “Öcalan’la Müzakere Komisyonu”ndan kalkınız ve Türk milletinin yanında yer alınız!
Hukuksuzluğa ve adaletsizliğe direndiğiniz gibi adı sanı belli olmayan “millet”in değil, Türk milletinin yanında yer alınız…
Üzüntüyle ve endişe ile izliyoruz ki, Türkiye’de hepimizi yakından ilgilendiren çok önemli gelişmeler yaşanıyor… Önümüzdeki 2026 yılı bu sebeple çok sıkıntılı geçecek diye değerlendiriyorum.
Türk milleti siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeler nedeniyle zorda darda!
Anayasa’yı değiştirip Türk Mmilletinin hükümranlığına son vermek isteyen mi ararsınız, yoksa bölücü haini Meclis’te konuşturmayı teklif edeni mi görürsünüz, PKK için özel yasalar çıkartmaya çalışanlar mı ya da sanki devleti kumar masasında bulduk da el yükseltenler mi dersiniz, bilemiyorum!
Bir de “kurucu önder” dedikleri bölücü katil meselesi var… Bu adamın narko terör örgütünün başı bebek katili olduğunu idam cezası aldığını, mahkeme dosyası söylüyor… Hangisine inanalım? Mahkeme dosyasındaki delillere ve karara mı yoksa “bilgesiz adam”a mı?
Bölücü katilin “yeni paradigma” dediği şeyin Türkiye’nin Türk milletinin elinden alınması demek olduğu hepimiz tarafından çok net bir şekilde biliniyor…
Ancak, kapalı kapılar ardında Türk milletini ilgilendiren çok vahim gelişmeler olduğu tartışılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor!
Sanki Türkiye bir “Balkanizasyon” yaşayacak…
Türkiye, bir “Balkanizasyon” yaşamasın, diye son 25 senedir verdiğim bir mücadele var. Ancak, nedendir bilinmez (ben biliyorum da!) bir arpa boyu yol kat edemedik.
Şimdi bu tehlike yeniden Türk milletinin kapısında!
Bölücülük ile ilgili inanılmaz gelişmeleri hep birlikte izliyoruz!
Türkçe’nin yasak edildiği şehirlerden ve belediyelerden söz ediliyor! Hâlbuki Anayasa’da Türkçe’nin resmî dil olduğu kabak gibi yazıyor.
Yapılan araştırmalarda halkın öncelikli problemi hayat pahalılığı (enflasyon) ve adaletsizlik çıkıyor. Demografik tehlike ve bölücülük alt sıralarda. Halbuki bölücülük ve sığınmacı işgali yaşamsal öncelikli sorunumuz!
Bu tehlikeye karşı binlerce Türk aydını ve akademisyeni ne yapıyor?
Türkiye’de üniversitelerde çalım satan kendini “Türk” olarak niteleyen 10.000’in üzerinde akademisyen var. Niye ortaya çıkmıyorlar? Halkın önüne Türk aydınları olarak geçmiyorlar? Neden bizim yapmamız gerekenleri ortaya koymuyorlar?
Dikkat edin hep başkalarını konuşuyoruz! Bizim yani Türk milletinin konuşulmasının zamanı gelmedi mi?
Türk aydınları ortaya çıkmayacak mı?
Bu aydınların yerine köylü Mehmet, işçi Hasan, memur Hüseyin, ev kadını Fatma mı konuşacak? Ya da tek başına aslanlar gibi mücadele eden şehit anası “Pakize Anne” mi?
Bugün konuşmayacaksanız ve Türk milletinin önüne geçmeyecekseniz de, ne zaman yapacaksınız? Bunu özellikle Özgür Özel ve CHP için söylüyorum. Ötekilerin ne olduğunu biliyoruz zaten!
Ben söylüyorum Türk milletine; bu gidişat gidişat değil!
Türk milleti meselenin siyasi olduğunu bir an önce kavrayıp belirleyeceği bir yerde birleşmelidir; yoksa, ona karşı birleşilmiştir!
Bir anda bir şokla karşılaşmak istemiyorsak, Türk milleti birleşerek gücünü ortaya koymalıdır…
Yoksa pembe yalanlarla ülkenize ilk önce ortak bulacaklar sonra da elinizden alacaklar… Biz, bu oyunu Balkanlar’da gördük!
Kendisi de bir Balkanlı olan Atatürk de bunu gördü ve bunun üzerine bin bir emekle millî, üniter ve lâiklik ilkesine dayanan bir devlet kurdu…
Bunun değerini bilelim ve başkalarını değil, kendi yaptıklarımızı konuşturalım. Yani biz yapalım, onlar bizi konuşsunlar!
Söylüyoruz işte ; Türk vatanına ortak aramıyoruz! Vatanımıza kimseyi ortak edemezsiniz!
Kimse Türkiye’den “Türk-Kürt-Arap” federasyonu çıkartmaya kalkmasın…
Yoksa, gök kubbenin başlarına nasıl geçeceğini hep birlikte izleriz!
17 Kasım 2025 / Ankara
Av. Özcan PEHLİVANOĞLU

