MİLLÎ MÜCADELE’NİN GİZLİ KAHRAMANLARINDAN “SAKATLARIN İSMAİL”
Ey vatan evladı! Dinle bu destanı, zira o, Anadolu’nun bağrından fışkıran bir yiğitlik abidesidir:
Sakatların İsmail! On dört yaşında bir çocuk… Ama yüreği dağları delen bir aslan, aklı düşmanı tuzağa düşüren bir kartal, cesaretiyle tarihe meydan okuyan bir kahraman!
Kütahya’nın Altıntaş ilçesine bağlı Saraycık köyünde doğdu bu yiğit. Babası Balkan Savaşları’nda şehit düşmüş, vatan uğruna can vermişti. Yunan işgali Anadolu’yu kan ve ateşle boğarken, zalimlerin kılıçlarından, işkencelerinden sakınmak için annesiyle birlikte dağlara sığındı. Çobanlık yaparak, koyunlarını güderek, gözü kara bir şekilde vatan toprağını bekliyordu. Halk arasında “Sakatların İsmail” diye anılıyordu; belki bir sakatlığı, belki de ailesinin çilesinden gelen bir lakap… Ama o, ruhen dimdik, bedenen küçük ama imanıyla devleşmiş bir Türk evladıydı!
30 Ağustos 1922… Büyük Taarruz’un zaferiyle Dumlupınar’da, Zafertepe’de düşman ordusu bozguna uğramış, Trikopis ve yanındaki yaklaşık 7 bin Yunan askeri paniğe kapılıp kaçıyordu. Hedefleri İzmir ya da Bursa’ya sığınmaktı. Kızıltaş Vadisi, Belova köyü yakınlarında, dağlarda yolunu şaşırmış bu kalabalık ordu, küçük İsmail’le karşılaştı.
“Hey çocuk! Bursa yolu nerede?” diye gürlediler zalimler. İsmail biliyordu ki, doğru yolu gösterirse düşman kurtulacak, Türk askerine zaman kazandıramayacaktı. Ölümü göze almıştı. Yüzünde en ufak bir korku izi yoktu; çünkü o, Türk’tü! Kalbi vatan sevgisiyle yanıyordu. “Buradan gideceksiniz” dedi sakin bir edayla ve onları Oysu-Yüğlük yoluna, yanlış istikamete yönlendirdi. Gece boyunca rehberlik etti, Yunan komutan onu yanından ayırmadı ki, tekrar yol kaybetmesinler.
Sabahın ilk ışıklarıyla kandırıldıklarını anladılar. Öfkeyle kudurmuş kurtlar gibiydiler. “Bizi kandırdın!” diye haykırdı General. Ve o temiz, masum yüreği kurşun yağmuruna tuttular. 14 yaşındaki Sakatların İsmail, vatanı uğruna şehit düştü. Ama o an, Türk ordusuna kıymetli zaman kazandırılmıştı. Düşman tuzağa düşmüş, zafer daha da perçinlenmişti.
Ey İsmail! Senin gibi nice isimsiz kahramanların fedakârlığıyla kurtuldu bu mukaddes vatan. Ufacık bedeninle koskoca bir orduyu yanıltan, ölümün soğuk nefesini hissederek bile yılmayan o feraset, o cesaret… Destanlara sığmaz! Bugün Dumlupınar’da anıtı var, adı dillerde, kalplerde yaşıyor. Adını yaşatmak, onun hatırasına sahip çıkmak her Türk evladının borcudur.
Şehitler ölmez, vatan bölünmez!
Ruhun şad olsun, mekânın cennet olsun ey küçük dev! Senin gibi yiğitler sayesinde bu bayrak ebediyen göklerde dalgalanacak.
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
16 Temmuz 2026
M. Hüseyin OĞUZ

