HAYIRSIZ ADA OLAYI HAKKINDA
Hayırsız Ada (resmî adı Sivriada), İstanbul’un Prens Adaları (Adalar) grubunun en batıdaki ve en küçük adalarından biridir. Marmara Denizi’nde yer alır, Kınalıada’nın güneybatısında, Yassıada’nın batısında konumlanmıştır. Ada, sivri bir tepe şeklinde yükselir (denizden yüksekliği yaklaşık 90 metre), kayalık ve çorak bir yapıya sahiptir; üzerinde neredeyse hiç bitki örtüsü yoktur, tatlı su kaynağı çok sınırlıdır (Güneyinde küçük bir liman ve bir tatlı su kuyusu bulunur.).
Ada, tarih boyunca farklı amaçlarla kullanılmıştır:
Bizans döneminde sürgün yeri ve manastır kalıntıları (Bugün, sadece bazı kalıntılar kalmış.) bulunmakta.
Osmanlı döneminde de zaman zaman sürgün veya izolasyon amaçlı kullanılmış.
Günümüzde meskûn değildir (kimse yaşamaz), taş ocağı limanı yatçılar için küçük bir sığınak olarak kullanılır
Neden “Hayırsız Ada” adı alındı?
Adanın halk arasında “Hayırsız Ada” (veya Hayırsızada) olarak anılmasının sebebi, 1910 yılındaki büyük köpek sürgünü ve katliamıdır. Bu olay tarihe Hayırsızada Köpek Katliamı veya Hayırsızada Sürgünü olarak geçmiştir.
Olayın özeti (1910):
Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Suphi Bey’in talimatıyla, şehirdeki başıboş sokak köpeklerinin aşırı artması ve kuduz salgını endişesi gerekçe gösterilerek toplatılmasına karar verildi.
Yaklaşık 80 bin köpek teknelerle Sivriada’ya taşındı.
Ada kayalık, susuz ve yiyeceksiz bir yerdi. Köpekler açlık, susuzluk ve birbirlerini yiyerek yavaş yavaş öldü (Tahminlere göre tamamı öldü.).
Bu olay, 3 Haziran 1910 civarında başladı ve aylar sürdü; adadan yükselen kokunun ve köpek ulumalarının İstanbul yakalarından bile duyulduğu rivayet edilir.
Adın “hayırsız” kalmasının sebebi:
Olaydan kısa süre sonra Osmanlı Devleti büyük felaketler yaşadı…
Trablusgarp Savaşı (1911, İtalya’nın Libya’yı işgali)
Balkan Savaşları (1912-1913, büyük toprak kayıpları ve yüz binlerce ölüm)
1912 Mürefte depremi gibi sarsıntılar
İstanbul halkı bu felaketleri, masum köpeklerin aç-susuz ölüme terk edilmesinin getirdiği “uğursuzluk”, “lanet” veya “köpeklerin ahı” olarak yorumladı.
Bu yüzden Sivriada’ya halk arasında “Hayırsız Ada” denilmeye başlandı ve bu isim günümüze kadar kaldı (resmî kayıtlarda hâlâ Sivriada olarak geçer).
Daha önceki dönemlerde (II. Mahmud ve Abdülaziz zamanlarında) de köpek toplama girişimleri olmuş; ancak halkın büyük tepkisi üzerine köpekler geri getirilmişti. 1910’daki olay ise en büyük ve en trajik olanıdır.
Adada ölen 80 bin köpeğin anısına sonradan bir “anı taşı” dikilmiştir.
Bugün hayvan hakları çevrelerinde hâlâ utanç verici bir kara leke olarak anılır ve “Katliam çözüm değildir.” mesajıyla hatırlatılır.
Ada “hayırsız” olmadı; insanlar ona o ismi, vicdan azabı ve uğursuzluk inancıyla taktılar.
Günümüzde aynı hatayı tekrarlayan yetkililere duyurulur..
25 Şubat 2026
M. Hüseyin OĞUZ

