Hukuk bilgim, okulda gördüğümüz birkaç hukuk dersinde öğrendiklerimle sınırlı, genel kültür düzeyinde, inceliklerini bilmem. Yine de bazı kıyaslamalar yapmadan edemiyorum.
Sayın Yargıtay Başkanı sosyal medyada yer alan pek çok paylaşımın hukuka güveni sarstığından yakınıyor. İnsanoğlunun yaratılıştan gelen özgürlük ihtiyacı kadar güçlü bir de adalet, hak, hukuk anlayışı diyebileceğimiz vicdanı vardır. İnsanlar, yazılı hukukun kaynaklarından hiç haberdar olmasalar da hukuk uygulamalarından rahatsızlık duyabilirler.
Bazı suçlar kamu vicdanında yargılanır. Bir mahkemenin bir suçluyu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakması, bazılarınca beraat ettirilmiş gibi tepki uyandırır. Bazen de tersi olur, bir suçlu tutuksuz yargılanabilecekken tutuklandığı için karşı çıkılır. Bunlar, medyanın da körüklemesiyle toplumda yankılar uyandırabilir. Bunlar da demokrasi ve özgürlüklerin sonucu olarak doğal karşılanmalıdır.
Yargıtay Başkanı haklı, yargılama sistemi ve mahkemeler hakkında en küçük kuşku duyulmamalı. Adalete güvensizlik, devlete güvensizliğe, devletin temellerinde çürümeye yol açar. Ancak burada asıl sorumluluk sosyal medyadaki bireylere değil, bizzat yargı mensuplarına düşer. Çünkü güvenilir olmak, başkalarında o duyguyu uyandıracak davranışları sergilemekle mümkün. Bunu sağlamadan “Bana güvenin.” demenin yararı yoktur.
Bazı davalarda savcıların iddianameleri ve istedikleri cezalarla mahkeme kararı arasında uçurumlar bulunması bana çok garip geliyor. Hani savcı on yıl hapis ister, mahkeme üç yıl verir anlarım. Savcı on yıl istediğinde mahkeme beraat ettirmişse onu da anlarım. Elbette ikisi arasında fark olacak. Savcının iddianamesinde istediği ceza ile mahkemenin verdiği aynı olmak zorunda olsaydı mahkeme sürecine, yargıçlara filan hiç gerek kalmaz, cezayı da savcı veriverirdi. Yine de aynı hukuk sisteminde aynı eğitimden geçtikleri düşünülürse savcının isteğiyle mahkemenin kararı arasında biraz da olsa uyum bulunması yargılamaya güveni artırır. Bu durumda savcı ağırlaştırılmış müebbet hapis (idam cezası kalkmasa idam) isterken mahkeme suç unsuru oluşmadığına karar veriyorsa bunu anlamak çok zor. Taraflar başka hukuk sistemlerinde mi eğitim görmüşlerdir? Bu kadar büyük fark nasıl olur?
Sanki yargıçla savcı yer değiştirse felakete yol açılacak. Bu defa savcı olan yargıç beraat isterken yargıç olan savcı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verecek. Kim bilir belki bu da hukukun inceliklerindendir(!)
