İLK ÇEYREK YÜZYIL TÜRKİYE PANORAMASI
21. yüzyılın ilk çeyreğine damga vuran beş kavram:
LİYAKATSİZLİK, RANTİYE, MANKURTLUK, MÜNAFIKLIK, İHANET…
Türkiye Türklerinin başlangıç dönemleri kabul edilen Selçuklu ve Osmanlı’nın en buhranlı dönemlerinde bile, bu kavramlar, bu denli toplumda etkin ve baskın görülmemişti.
Sultanlar, devlet ricali, toplum kanaat önderleri ve toplumun kendisi; son çeyrek yüzyılda olduğu gibi, tarihte hiç bu denli ülkeye ve toplumun dinamiklerine zarar vermemişti.
Geçmiş yüzyıllar ve bin yıllarda, tabiî ki, liyakatsizler, para ve makam düşkünleri, insanlık değerlerinden kopmuşlar, din simsarları, hatta millet ve devlet düşmanları hep görüle gelmişti. Lâkin, son çeyrek yüzyılda olduğu gibi, bu denli aşikâr, akl-ı selimlerin idrak edeceği boyutta bu denli “parmağım kör gözüne” şeklinde olmamıştı.
***
- 21. yüzyılın ilk çeyreğinde; veteriner hekim, Tıp Fakültesi dekanı oldu.
- “Okumamış, cahil kesimin ferasetine güveniyorum. Ülkeyi ayakta tutacak olan cahillerdir.” diyebilecek akademisyenler, üniversite yönetimlerine geldi.
- Yolsuzluk olaylarına karışmış kimi polisler, taltif gördü emniyet müdürü oldu ve onlardan kimilerin çocukları onlarca kişiyi katletti.
- Kimi valiler, katil evlatlarının suçlarını örttü, delil karatması yaptı ve pek çok kamu görevlisini işlenen suça ortak etti ve bunlar mahkeme konusu oldu.
- KPS sınavında derece yapmış on binlerce genç, mülâkatlarda elendi, gelecekleri karartıldı, umutlar yok edildi, idealsiz ve işsiz gençler yurt dışına gimek zorunda kaldı.
- Mouse’u idare edemeyenler, mouse tutmasını beceremeyenler; üst düzey siyasetçi oldu, milleti idare etti.
- Ekonomik sıkıntılar tedricen arttı, alım gücü zayıfladı, yoksulluk tavan yaptı. Bedava ekmek ve elma kapışmaları, toplumsal ayıp olarak tarihe kazındı.
- Kimi eski ve yeni bakanlar, üst düzey bürokratlar, siyasetçiler; uluslararası ilâç – silâh – fuhuş – uyuşturucu, kara para aklama mafyaları ile ilişkileri basına yansıdı.
- Elde tespih, sırta cübbe, başta takke ihale koşuşturmaları arttı ve güçlendi. Adrese teslim niteliğinde kamuya yönelik ihale açılmalar boy gösterdi, ihalelere fesat ve iltimas karıştı.
- Kısa zamanda zengin olma arayışında bir kitle oluştu. Türkiye, kara para aklama cenneti olarak dünyadaki sıralamada öne çıktı. Yaşamanın tek amacının para olduğuna inanmış, birbiriyle bağlantılı rantiye grupları güçlendi.
- Milliyetçi görülen, kabul edilen kimi siyasetçiler tarafından bebek katili APO’ya “Umut hakkı” istendi.
- Süslü ve cilalı “Terörsüz Türkiye” adı altında Türkiye düşmanı bölücülere İKİNCİ AÇILIM geldi. BİRİNCİ AÇILIM’daki Hendek Operasyonları’nda, resmî rakamlara göre 793 şehidimiz unutuldu.
- Medeniyet ve kültür zenginliğimizden nasipsiz, öz değerlerini kaybetmiş, insanlık değerlerini unutmuş, Türk töresi ve İslâm inancından habersizler değerlendi ve öne çıktı.
- Irkıl Ata, Korkut Dede, Geyikli Baba, Gül Baba gibi tarihsel büyüklerimiz silindi; yerine KÜRTAJ DEDELER yazıldı.
- Millî tarih ve millî kültür bilgisi ve bilincinden uzakta olanlar, öne çıktı; Küresel Çetelerin işbirlikçileri değer kazandı, yetkilendi.
- Türk toplumu, “Biz, Cumhurbaşkanımızı gördüğümüzde Allah görüyormuşuz gibiyiz.” diyen vekilleri; “Ben, Cumhurbaşkanının g…n k… ol…” diyen kadınlar gördü.
- Sayın Cumhurbaşkanı’nı “Allah, Peygamber” olarak bilen / tanıyan / gösteren insanımsılarla bezenmiş mankurtlamış bir yapı kendini gösterdi. Cengiz AYTMATOV’un “Mankurtlaşma” kavramının içerdiği anlam, ülkemizde hayat hakkı buldu.
- Türk ve Müslüman adları almış, topluma kendini Türk ve Müslüman gibi gösteren Ermeni – Rum – Yahudi – Arap KRİPTO üst düzey siyasetçiler ve bürokratlar, siyasî yetkilerle donandı. “Demokrasi, İnsan Hakları, Özgürlük” kavramları, Türkiye’nin bütünlüğüne zarar verici aracı kavramlar olarak öne çıktı.
- Kendine özgü işlevsel yapılara sahip askerî liseler, hastaneler, mahkemeler kapatıldı; Silahlı Kuvvetlerin tarihsel ve geleneksel dinamikleri önemsenmedi. Silahlı Kuvvetlerde, rütbe ve görev atamalarında, tarihsel ordu teamüllerinden ziyade, siyasî kaygılar ve ideolojik yapılanmalar dikkati çekti. Türk ordusunda; insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığına karışmış askerlerin varlığı, adliye vakası oldu, yazılı ve görsel basına girdi.
***
Akl-ı selim aydın yöneticiler ve siyasetçiler, tuzun koktuğunu görmekte ve çözüm yolları aramakta…
Bulunur mu? Elbette…
Yeter ki, akl-ı selimler bir ve beraberliğini güçlendirsin, akıl ve bilim ışığında yürüsün.
Mümkün mü? Elbette mümkün…
“Karanlığın zifirî olduğu an, güneşe en yakın andır.” demiş atalarımız…
Güneş, elbet doğacaktır.
Aziz ve asil Türk milleti ve tüm insanlık, doğacak güneşten mutlaka yararlanacaktır.
***
“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.”
19.04.2026
Ahmet KIYMAZ

