İRAN
İran, binlerce yıllık devlet geleneğini kendi elleriyle adım adım sıfırlamıştır. Bir dönem emperyalizmden kurtulmak üzereyken (Musaddık dönemi) yeniden paçayı kaptırmış, 1979’da Şah’ı sepetlerken yakaladığı ikinci şansı da yobazlar eliyle heba etmiştir. Geniş ve verimli coğrafyasıyla, petrol, doğalgaz, yeraltı zenginlikleriyle, devlet ve kültür gelenekleriyle dünyanın en zengin, en müreffeh ülkelerinden biri olabilecekken bugünlere gelmiştir.
Bir ülkede halk iktidara başkaldırabilir, ya yönetim ayaklanmayı bastırır ya da halk yönetimi değiştirir. Böyle bir ülke bir sarsıntı geçirse de derin geçmişine dayanarak çabuk toparlanabilir. Ancak asıl felaket, iktidarın halkı halkla karşı karşıya getirmesindedir. Ülke halkı cephelere bölünmüşse, iktidar bu cepheleşmeyi politika haline getirip destekliyorsa yıkılış çanları çalmaktadır. Halkın bir bölümü iktidara karşı ayaklanmışken bir bölümü iktidarın devamı için sokağa dökülmüşse iç savaşa bir adım kalmıştır. Dış güçlerin, emperyalizmin bundan yararlanmayacağı düşünülebilir mi?
Çağımızda ülkeler ve halklar çeşitli yıkımlara uğrarsa da yok olmuyor; toprak, ulusal çıkar vb kayıplara uğrasalar da bir biçimde varlıklarını sürdürüyorlar. İran, kendi ipini kendi çekmesine rağmen ayakta kalacaktır; ama çok büyük kayıplar kaçınılmazdır.
HALK VE GÜVENLİK GÜÇLERİ
Dünyanın neresinde olursa olsun kitlesel halk hareketleri karşısında güvenlik güçlerinin direnci kısa süre sonra kırılır. Asker, polis, jandarma vd güvenlik güçleri liyakat esasına göre hizmete alınmışlarsa kendi halkları karşısında elleri kolları bağlıdır. Genel asayiş boyutunu aşan büyük toplumsal olaylar karşısında başlangıçta iktidarın emirlerine uysalar da bir noktadan sonra pes ederler. Tarihte benzer durumlarda güvenlik güçlerinin halkla birlikte hareket etmeye başladıkları görülür.
Baskı rejimlerinde iktidarlar en azından halkın bir bölümünü arkalarına almaya çalışırlar. Kamu görevlileri, özellikle güvenlik personeli bunlardan oluşturulur. Böylece düşünce, inanç, çıkar vb nedenlerle sadakati sağlanmış güçlerle iktidarın devamı güvenceye alınır. Böyle oluşturulmuş güvenlik güçleri karşılarında kendi halklarını değil, amansız düşmanlarını görür ve kan dökmekte hiç tereddüt etmezler.
İran’da rejim, kamu yönetiminin her noktasını ayetullahların, mollaların, devrim muhafızlarının eline bırakmıştır. Ordunun yapılanması bile bu yöndedir. İran’ı çok daha kanlı olaylar bekliyor. Bu defa işin içinde ABD ve İsrail, hatta bilmediğimiz Batı ülkeleri de var.
İnşallah İran’dan sonra, en çok zarar gören ülke olmamak için A, B, C plânlarımız; yıllar önce alınmış önlemlerimiz vardır. İran bölünür mü, orada bir PJAK devletçisi oluşur mu? Bu arada Ortadoğu’yu şekillendirmeye çalışanların hiç işine gelmez; ama, iki Azerbaycan’ın birleşmesi, Doğu Türklüğü ile aramızda engel kalmaması gibi gelişmeler olabilir mi?
15.01.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

