ÖLÇÜ, SADECE TERAZİDE Mİ?
Ölçülü olmak, sevgiye tâbi olmakla birlikte hakkı gözetmektir; haksızlığın ve toplumsal hastalıkların önüne geçmektir. Adalet uç noktalarda gerçekleşmez; adaletin ve insanlığın yeri orta yoldur. İnanç ve bilimin, yer ile gök arasında bir düzensizlik ve uyumsuzluk olsaydı, ölçü bulunmasaydı kargaşa kaçınılmaz olurdu. Bu anlayışa göre yaratanın gücü ve kudreti, yarattığı her şeyde bir denge gözettiğini ortaya koyar.
Yaşantıda, sanatta, ahlâkta, dinde, dilde, davranışta, yönetimde, felsefede, bilimde, sağlıkta ve siyasette; kısacası insan hayatının her alanında ölçülü olmak değerli görülmüştür. Halk arasında “Bir şeyin aşırısı zarardır.” denir. Pascal, iki uçtan kaçınılmasını ve orta yolun tercih edilmesini öğütlerdi. Rahmetli Galip Erdem de orta yolun önemini sıkça vurgulardı. Bu sebeple bilginler, düşünürler, bilgeler ve edipler ölçülülük üzerine pek çok görüş ortaya koymuşlardır. Sağlıkta, özellikle yeme içmede, hep ölçüden söz edilir. Buna uyan kazanır; uymayan ise zararı hem kendisi hem de başkaları için çeker. “Azı karar, çoğu zarar” sözü de bunu anlatır.
Peki, siyasetin bugünkü temsilcileri bunu neden göz ardı eder ve uçlarda konumlanırlar? Karunlaşanlar, Harunlaşanlar, dış görünüşüyle aldatanlar neden bu gerçeği görmezler? Hayat da doğumla ölüm arasında bir ölçü değil midir? Ölçü; bilme, düşünme, görme, anlamlı yaşama ve ahlak meselesidir.
Sokrates, “İnsan orta yolu bulmayı bilmeli, her iki aşırılıktan da kaçınmalıdır.” der. Ahlâklılık ile ahlâksızlık arasındaki tercihin ölçüsü adalettir. Dengeli ve ölçülü kişi, nefsine hâkim olandır. Arzularına ve sahip olduğu güce hükmeden de yine ölçüdür. Hayatın sunduğu olgular karşısında ölçülü ve anlamlı hareket etmek, bu ölçüyü kaybetmemek büyük önem taşır. Din, ideoloji ya da herhangi bir kılıf ve düzen adına ölçüyü yitirmek, anlamlı yaşamı yok eder. Kişi zevkle işlediği suçların mahkûmu olur; bu zevkler zamanla onu tüketir.
Ölçülü olmak; korkmak, taviz vermek, amacı uğruna kirlilere ortak olmak, hak yemek ya da günü kurtarmak değildir. Ölçü; neyin yanında, neyin karşısında durduğunu bilmektir. Her devrin adamı olmak değil, her devirde adam olabilmektir. Aklın, bilimin, hukukun, demokrasinin ve ahlâkın rehberliğinde, vicdanı dengeleyerek hareket etmektir.
Düşünürler, bireyin ölçülü ve dengeli bir hayat sürerek mutluluğa ulaşabileceğini; bunun da ancak ahlâklı ve adaletli bir yönetim ve siyasetle mümkün olacağını belirtmişlerdir. Toplumun mutluluğu, ölçülü yöneticilere bağlıdır. Ölçü; sevgiyi ve saygıyı çoğaltır, kini ve nefreti azaltır, kargaşayı önler.
Ölçülü olmak, iyi insan olmanın yoludur.
19.01.2026
Kemal ALBAYRAK
20. ve 21. Dönem Milletvekili


Ellerine kalemine sağlık
Çay Kurumunda çalışırken Alım yerlerinde gelen yaş çağlardan numune alır analiz yapardım.
Arazi engebeli olduğundan yüksek yerlerin çayı zaman olarak gecikir onların çayı taze çıkınca düşük rakımlı yerlerde çay sertleşir ihtiyarlar
Analiz sonucu not verdim.
Taze sürgün olan yere 95
İhtiyar olan yere 90
95 alan Ekisper itiraz etti benim çay ipek gibi dedi. Doğru dersin ama biz notu yaşa göre veriyoruz geçmiş notları gösterdim senin çay ihtiyar olunca bu puanı nasıl aldın özür diledi ben tek yerden bakıyorum siz her kattan bakıp uzakları görüyorsunuz.
Ölçüde zaman ve mekan farkını gözetmeye örnek sundum.
Saygılarımla