ÖNCELİK
Gerek kişiler, gerek kurumlar önceliklerini doğru belirlemeli ve ona uygun davranmalıdır. Kişisel ya da kurumsal başarısızlıklarda bunun çok önemli yeri vardır. Çünkü çabalar, asıl amaç uğruna harcanmamıştır. İsteğiniz üzüm yemekse, bunu bağcıyı dövmek için bahane üretme vesilesi yapmamalısınız. Üzüm yiyemediğiniz gibi, soluğu karakolda alırsınız.
Örneği sanat alanından vereyim. Sanat dünyasında “Sanat sanat içindir.” ve “Sanat toplum içindir.” olmak üzere genel iki anlayış vardır. Birinin önceliği sanatı en üst düzeye çıkarmak, diğerininki sanatı toplumu eğitmek, geliştirmek için araç olarak kullanmaktır. Önceliğiniz sanatsa, ürettiklerinizin toplumun geneline yararlı olmasını ilk sıraya almamanız gerekir. Bizde opera, bale, pek öyle halka yönelik sanatlar değildir. Aksine “Sanat toplum içindir.” anlayışını benimsemişseniz sanattan biraz ödün vermeyi göze almalısınız. Mesela opera yerine konusuyla, icrasıyla eğitimsiz halk kesimlerinin ilgisini çekecek, daha hafif operete filan yönelmelisiniz. Klasik Batı Müziği, Mozart filan dinletecekseniz “Türk Marşı” gibi eserlerle işe başlamalısınız.
Nazi Almanya’sında ve Stalin Rusya’sında her türlü sanat, ideoloji emrine verilmiştir. Sanat ideolojiyi öğretme, yayma aracıdır. Bir romancı, kahramanlarını her durumda ideolojiye uygun hareket ettirmek zorundadır. Bu, hayatın doğal akışına, dolayısıyla sanata aykırıdır. Nitekim Almanya’da ve Rusya’da önceki dönemlerde doruklarına yükselen sanat duraklamış, cılızlaşmıştır. Goetheler, Schopenhauerler, Wagnerler, Tolstoylar, Dostoyevskiler, Turgenyevler, Çaykovskiler, Rahmaninovlar geçmişte kalmıştır. İdeolojiye aykırı bütün sanat ve sanatçılar mahkum edilmiş; sanatçıların ideolojiye hizmet etmesi istenmiştir.
Siyasi partilerin birinci önceliği ülkenin başarıyla yönetilmesi, gelişmesi, yurttaşların refah ve huzurudur. Bunu başardıklarında öncelikte ikinci,, üçüncü sıraya atılmış gibi görünen ideolojileri, inançları da başarıya ulaşacaktır. Aksine ideolojinin gereklerini yerine getirmek uğruna asıl amaçlar ihmal edilmişse Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma olasılığı çok yüksektir. Birçok siyasi parti iktidarda değilken bile bu tuzağa düşer ve asıl görevini ihmal ederek ideolojisine hizmete öncelik verir. İdeolojik sendikalarla, vakıflarla, derneklerle dayanışma; onların önünü açma, destekleme ilk sırayı alır.
Sovyet Rusya, 1917 ihtilalinden sonra bütün önceliğini Marksist ideolojinin yerleştirilmesine ve dünyaya yayılmasına vermiştir. Büyük kaynaklar Rus halkı için değil, sosyalizm ve Sosyalist enternasyonel için harcanmış, Rus halkı Çarlık döneminde bile görmediği acılar yaşamıştır. Sadece bu bakışla açıklanamaz, daha birçok nedeni vardır; ama sonuçta Rus halkının refahı, özgür yaşamı sağlanamadığı gibi rejim çökmüş; Sovyetler Birliği dağılmıştır.
Benzer durum sendikalarda da görülmektedir. Sendikanın önceliği işçi, üye haklarıdır, ideoloji ikinci plânda olmalıdır. Ancak, ideoloji temelli bazı sendikalarda asıl amaç olan işçi, üye hakları pek az önemsenmekte; hak arama bir çatışma, şantaj aracına dönüştürülerek ideolojik mücadelede kullanılmaktadır. İşçilerin, üyelerin zarara uğraması hiç önemli değildir. Yeter ki, güdülen ideolojik amaca ulaşılsın(!)
Düşüncem yanlış anlaşılmasın. Kimse, kimseye “İnançlarınızdan, düşüncelerinizden, ideolojinizden vazgeçin.” demiyor. Sadece önceliklerinizi doğru belirleyin, asıl görevinizi ideolojinize kurban etmeyin yeter. Asıl görevinizde başarılı olduğunuzda kesinlikle ideolojik alanda da kazanmış olursunuz.
22.07.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

