ORHAN VELİ, RÜYAMA GİRDİ
Orhan Veli, Urumeli Hisarı’nda oturmuş, oturmuş da bir türkü tutturmuş.
Selam verdim, türküsünü hiç kesmeden oturmam için yanını işaret etti.
“Ne atom bombası,
Ne Londra konferansı,
Ne emeklinin maaş artışı,
Ne boş pazar torbası.
Bir elinde milletvekili,
Bir elinde emekli milletvekili maaşı.
Üstüne torba yasa kıyağı.
Umurunda mı Süleyman efendinin nasırı.”
Ötede Üç maaşlı kıskançlık içinde.
“Üstat bu şiir biraz farklı değil miydi?” dedim.
Güldü, yine şiirle cevap verdi.
“Türkiye’yi dinliyorum gözlerim kapalı.
Arapça, Afgan’ın Peştucasına karışıyor.
Öteden Afrikalı bir ses ben de varım demede.
Kara çarşaflı, peçeli kadınlar geçiyor,
Kimi kucaklarında, kimi ellerinde sekiz on çocuk.
Önce çarşı pazarı bir zam fırtınası savuruyor,
Döviz kurlarıyla birlikte cepleri kavuruyor.
TÜİK’e bedduada dul nine.
Pazar sonunu bekliyor, döküntü toplamaya.
Amerikalı sömürge valisi özentisi,
Üst perdeden emirler veriyor.
Türk’ün yerini Türkiyeli almış.
Bebek katili kurucu Önder olmuş,
Yükselmiş sayınlığa.
Açılıyor mahpusane kapıları bir bir,
Bebek katilleri serbest.
Türkiye’nin azıcıcık ormanları,
Başıma da düşüyor aman
Alevli çam kozalakları.
Akbelen’den, zeytinliklerden
Yükselen balta sesleri karışıyor kurdun kuşun çığlıklarına.
Ötede dumanlar sarmış ormanları.
İzmir’in dağlarında ateş çiçekleri açıyor artık.
Kes, kesemediğini yak, yeşil senin neyine diyor,
Kara bir ses.”
Bilmezdim kelimelerin bunca kifayetsiz olduğunu
Vatan derdine düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Başımıza gelecekleri
Anlayana anlatmak kolay.
Deneyen bilir anlamayana anlatmanın güçlüğünü.
“Üstat sana da olmuş olanlar. Bu ne protestlik böyle?” derken saatin ziliyle uyandım!…
31.07.2025
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


