Lapa lapa yağan kar soğuğunda,
Pencerene sığınmış bir kuş say beni.
Ürkek, üşümüş,
İçi dışı titreyen, merhametine muhtaç…
Yüzüme bak ne olur.
Korkarım bekçi düdüklerinden,
Gökyüzünün ıssızlığından,
Ani kırılan ağaç dallarının çıtırtısından.
Uçmak istesem de uçamam…
Bugün, günlerden yarın olsun isterim
Fırtınası dinmiş,
Gökyüzünün tekrar maviye boyandığı,
Pencere saçaklarına muhtaç olmadığım,
Özgürlüğün çarşı pazar bedava dağıtıldığı,
Fırat kıyısında sabahlayabildiğim yarın…
Bugün yarın olsun isterim, çocukların umut ile baktığı…
Bekliyorum, daha akşam rüzgârları var sırada,
Ayın en silik hali.
Çöp bidonlarında ekmek kırıntıları,
Yarı çürümüş ne varsa arayan çocuklar gelecek biraz sonra.
Yılkı bir tay,
Topallayan sahipsiz bir kedi,
Yüreğime batacak sivri uçlu buz sarkıntıları…
Ve bahar gelecek bir gün içimdeki sevdaya,
Goncalanacak güller.
Hayaller filizlenecek yeniden çatırdayacak tohum.
Dağların doruklarında keklik ötüşleri,
Çoban kavalıyla yeşerecek aşkın her hali.
Milyon kere seveceğim, kelebeğin kantlarında,
Uğurböceği, papatya fallarında,
Sonsuzlukta kaç milyon kere seveceğim seni…
