RUHUMUZ, SAĞLIKLI MI?
Dün (10 Ekim), Ruh Sağlığı Günü idi..
Her yıl 10 Ekim tarihinde kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü, bireylerin ve toplumların ruhsal iyilik halini ön plâna çıkaran, farkındalık yaratan ve çözüm odaklı tartışmaların fitilini ateşleyen bir etkinliktir. 2025 yılında, bu günün teması “Afetler ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığına Erişim” olarak belirlenmiştir. Bu tema, deprem, sel, yangın, savaş gibi insani krizlerde ruhsal destek hizmetlerinin erişilebilirliğinin hayatî önemini vurgulamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun öncülüğünde düzenlenen bu gün, küresel ölçekte milyonlarca insanı etkileyen ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekerek, özellikle kriz anlarında psikososyal desteğin güçlendirilmesini talep etmektedir.
Dünya Ruh Sağlığı Günü, 1992 yılında DSÖ ve Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından hayata geçirilmiştir. O tarihten bu yana, her yıl farklı bir tema etrafında dönen kampanyalarla ruh sağlığının evrensel bir insan hakkı olduğu mesajı verilmektedir. 2025 teması, insani acil durumların ruhsal travmaları nasıl derinleştirdiğini merkeze almaktadır. DSÖ’ye göre, küresel istikrarsızlık dönemlerinde ruhsal sağlık hizmetlerine erişim dramatik şekilde azalmakta; krizlerde depresyon ve anksiyete oranları % 30-50 arasında artış göstermektedir. Pandemi sonrası dönemde, dünya genelinde ruhsal bozukluk yaşayanların oranı % 32’ye ulaşmış, gençlerde bu oran % 44’e varmıştır.
Bu gün, sadece farkındalık yaratmakla kalmayıp, politika yapıcıları harekete geçirmeye de odaklanır. Örneğin, Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla, afetlerde ruhsal destek ekiplerinin ön saflarda yer alması teşvik edilmektedir. Küresel olarak, her dört kişiden biri hayatı boyunca en az bir ruhsal hastalıkla karşılaşıyor; ancak erişilebilir hizmetler yetersiz kalıyor.
Türkiye, coğrafî konumu ve son yıllardaki krizler nedeniyle ruh sağlığı alanında benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. 2024 verilerine göre, nüfusun yaklaşık % 38’i ruhsal sağlık sorunları yaşamış; bu oran, 16 ülke arasında Türkiye’yi ikinci sıraya yerleştirmektedir. Sağlık Bakanlığı’na göre, nüfusun %17’si ruhsal sorunlarla boğuşmakta, 3,2 milyon kişi ise ağır depresyonla mücadele etmektedir. Üstelik, son bir yılda tanı alan her beş kişiden yalnızca biri tedavi alabilmektedir.
Ekonomik baskılar, işsizlik ve enflasyon gibi faktörler, ruhsal yükü ağırlaştırmaktadır. OECD ülkeleri arasında antidepresan kullanımında birinci sırada yer alan Türkiye, bu tabloda zirveyi kimseye bırakmamaktadır. İNTİHAR oranları da alarm vericidir: 2002’den bu yana % 94 artmış, ergenlerde ise 2018-2022 arasında % 80’lik bir yükseliş gözlemlenmiştir. Özellikle 15-30 yaş grubunda intihar hızı diğer yaşlara göre daha yüksektir; pandemi sonrası dönemde bu oranlar daha da tırmanmıştır.
2023 Kahramanmaraş depremleri, ruh sağlığı krizini doruk noktasına çıkarmıştır. Etkilenen bölgelerde, son bir ayda depresyon oranı % 44,2’ye, anksiyete ise %31’e ulaşmıştır. Deprem sonrası sosyopolitik faktörler –göç, barınma sorunları ve sosyal izolasyon– travmayı kalıcı kılmıştır. Gençler arasında durum daha vahim: 18-24 yaş grubunun % 43’ü ruhsal sorun yaşadığını belirtmekte, yeme bozuklukları ve hastane yatışları son 10 yılda % 65 artmıştır. Aile içi çatışmalar, mobbing ve ekonomik baskılar, ergen intiharlarının başlıca nedenleri arasındadır.
Bu veriler, Türkiye’de ruh sağlığının bireysel bir mesele olmaktan çıkıp toplumsal bir kriz haline geldiğini göstermektedir. Kamu hastanelerinde psikiyatrist ve psikolog sayısının dünya ortalamasının altında kalması, terapiye erişimi sınırlamakta; ilaç odaklı yaklaşımlar ise uzun vadeli çözümleri engellemektedir. Sağlık bütçesinin yalnızca % 1’inden azı ruh sağlığına ayrılmakta, bu da Avrupa ortalamasının onda biri düzeyindedir.
Türkiye’de ruh sağlığı alanında umut verici adımlar atılmaktadır!! Sağlık Bakanlığı, 2025-2030 Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Plânı (URSEP) hazırlık çalışmalarını sürdürmekte; bu plân, hizmetleri daha kapsayıcı ve erişilebilir kılmayı hedeflemektedir. Toplum temelli ruh sağlığı merkezlerinin artırılması, multidisipliner ekiplerin (psikolog, psikiyatrist, sosyal hizmet uzmanı) oluşturulması ve önleyici programlar ön plândadır. STK’lar da aktif rol oynamakta: Ruh Sağlığı Destekleme Derneği gibi oluşumlar, farkındalık etkinlikleri ve destek hatları ile katkı sağlamaktadır. Denilmesine rağmen, bunların çoğu lafta kalmaktadır..
Ruh Sağlığı, Herkesin Hakkıdır.
Dünya Ruh Sağlığı Günü, bize ruhsal iyiliğin fiziksel sağlık kadar vazgeçilmez olduğunu hatırlatır. Türkiye’de, afetler ve ekonomik krizler ruh sağlığını tehdit ederken, erişilebilir hizmetler bir lüks değil, temel haktır. Hükümet, STK’lar ve bireyler olarak, önleyici yaklaşımları güçlendirmeli; gençleri, emekçileri ve afet mağdurlarını desteklemeliyiz. Herkesin ruh sağlığına erişimi için adım atalım: Konuşalım, destek arayalım ve farkındalık yaratalım. Çünkü sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden doğar.
Eğer destek ihtiyacınız varsa, Alo 182 Ruh Sağlığı Danışma Hattı‘nı arayabilirsiniz.
Ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele eden herkese umut olması dileğimle.
11 Ekim 2025
M. Hüseyin OĞUZ

