SİYASÎ PARTİLER, NE ZAMAN ÖLÜR?
Çok etkilenilen güçlü liderlerin kurduğu, çok uzun süre başında bulunduğu, davası (ideolojisi) olan siyasî partiler, liderlerinin ölümünden sonra sarsılsalar da, aynı niteliklerde yeni bir lider bulunamayıp yerini daha zayıfları alsa da varlıklarını sürdürürler, artık kurumsallaşmışlardır.
O partiye gönül vermiş, davasına inanıp çilelerini çekmiş, kendilerini adamış insanlardan oluşan tabanı her şeye rağmen partilerini yaşatmak, yükseltmek için karşılıksız çabalar. Bu bağlılık öyle güçlüdür ki, karşılaşılan bütün yönetim yanlışları görmezden gelinir, mazeretler üretilerek, yaptıklarında bir keramet olduğu kuruntusuyla yönetim aklanır. “Bakalım bizim bilmediğimiz neler biliyor?” örneği sözler duyulur.
Ancak işler öyle bir raddeye gelir ki, artık ortada dava filan kalmadığı, çıkar ilişkilerinin partiye hakim olduğu apaçık görülmeye başlanır. Davadan ödün vermeyenlerin birer birer partiden uzaklaştığı görülür. Kalanların üst kademelerde yer alan bir kısmı çıkar peşinde, büyük kısmı hâlâ umut içindedir.
Başlangıçta uzaklaşanların küskün olsalar da gönlü hâlâ partilerindedir. Yönetimin ve alt kadrolarının değişmesiyle geri dönme düşüncesindedirler. Toparlanma yeniden omuz omuza verme arzusuyla çağrılar yaparlar. Partilerine oy vermeseler bile başka partiye de vermezler. Zamanla durum gittikçe kötüye gider. Gönül verilen parti, davasının tam tersi programı olan bir siyasî partinin gölgesinde sekerât-ı mevt (ölüm titremeleri) durumundadır.
İşte bu noktadan sonra partinin yöneticisi de yönetim kadroları da tamamen değişse bile ölümünün önüne geçilemez. Tıpkı ölen bir sevgili gibi, yürekler yanar, özlenir, elektro şoklarla canlandırıp geri getirmeye çalışılır; ama nafile. Kumaşı çok yıpranmış eski giysi dikiş tutmaz. Ölü diriltilemez. Parti, çok düşük oy oranlarıyla uzun süre daha yaşıyor görünse de artık birilerinin çıkar amaçlı oyuncağıdır. O güne kadar partiye sadık dava mensupları ölümü kabullenerek yeni bir oluşum için kolları sıvar. Daha önce partiden kopanların bir kısmı zaten ya davaya yakın partilere dağılmış ya da bir kısmı başarısız yeni partiler kurmuşlardır.
Dava partilerinden dava uğruna ayrılanların kurdukları partiler ise, davayı temsil edemedikleri görüldüğü an ölürler. Zaten çoğu, ölü doğumdur. Geçmişte bunların sayısız örneği görülmüştür.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist

