“TÜRK” ADLI SATRANÇ MAKİNESİ: MEKANİK ZEKÂNIN İLK YALANI VE YAPAY ZEKÂ’NIN İLK RÜYASI
A. ÖNCESİ: Mekanik Düşüncenin Çağı
18. yüzyılın sonları, insan aklının doğayı “mekanik yasalarla” açıklamaya başladığı bir dönemdi. Newton fiziği, evreni bir saat gibi işleyen bir sistem olarak yorumluyordu.
Bu dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu saraylarında, aklın ve makinenin gücünü göstermek bir tür entelektüel gösteri haline gelmişti.
İşte bu atmosferde, 1769 yılında Wolfgang von Kempelen, İmparatoriçe Maria Theresa’yı etkilemek amacıyla bir “mekanik satranç oyuncusu” tasarladı. Makinenin adı “Der Türke” (Türk) idi; fesli, Osmanlı kıyafetli bir figür olarak inşa edilmişti. Bu seçimin nedeni, dönemin Avrupa’sında “Doğu gizemi”nin yüksek bir merak uyandırmasıydı.
***
B. UYGULAMA: Türk’ün Sırrı ve İnsan Zekâsının Gizlenişi
Kempelen’in icadı, önünde bir satranç tahtası bulunan büyük bir dolap ve üzerinde oturan fesli bir otomattan ibaretti.
Makine, düğmeler ve kollar aracılığıyla satranç taşlarını hareket ettiriyor, seyirciler önünde kralları, filozofları ve generalleri yeniyordu.
Ancak yıllarca gizli kalan gerçek, sonunda açığa çıktı: Dolabın içinde gizlenmiş bir satranç ustası vardı.
Bu kişi, iç mekanizmadaki hareketli paneller ve aynalar aracılığıyla tahtayı görebiliyor, küçük bir kol mekanizmasıyla taşları kontrol edebiliyordu.
Oysa izleyenler, makinenin “düşündüğünü” sanıyorlardı.
Bu yanılsama, insan aklının kendi yarattığı makinelere yüklediği “zekâ” kavramının ilk örneğiydi.
***
C. SONRASI: Bir Aldatmacadan Bir Bilimsel Atılıma
Kempelen’in ölümünden sonra “Türk”, mühendis Johann Nepomuk Mälzel tarafından yeniden inşa edilerek Avrupa ve Amerika’da turnelere çıktı.
Makine, Napolyon Bonapart ve Benjamin Franklin gibi figürlerle oyun oynadı; her defasında büyüleyici bir etki yarattı.
Ancak 1854’te bir müze yangınında tamamen yok oldu.
Geride bıraktığı şey bir makine değil, bir düşünceydi:
“Bir makine gerçekten düşünebilir mi, yoksa sadece düşünüyormuş gibi mi görünür?”
Bu soru, bir yüzyıl sonra Alan Turing’in 1950 tarihli “Computing Machinery and Intelligence” adlı makalesinde yankı buldu. Turing, makine zekâsını test etmek için geliştirdiği “Turing Testi” ile aslında “Mekanik Türk”ün mirasını bilimsel zemine taşımıştı.
Günümüzde Amazon Mechanical Turk adlı dijital platform, aynı kavrama modern bir gönderme yapar:
Burada “yapay zekâ” gibi görünen işlerin arkasında aslında mikro görevler yapan binlerce insan bulunur. Yani “Türk” miti, dijital çağda bile yaşamaya devam etmektedir.
***
D. SONUÇ: İnsan Aklı, Makine Bedeni
“The Turk” hikâyesi, teknolojik ilerlemenin ardında hep bir insan aklının, bir “gizli operatör”ün bulunduğunu hatırlatır.
Yapay zekâ tartışmalarının kökeninde, aslında insanın kendi düşünme gücünü bir makineye yansıtma arzusu vardır.
Kempelen’in makinesi bir aldatmacaydı ama bu aldatmaca, insanın kendisini anlamasına giden yolu açtı.
“Makine, insanın zekâsını yansıtan bir aynadır; ama o aynanın ardında hâlâ bir bilinç – yani insan – vardır.”
30.10.2025
Av. Fahrettin Önder
E. Öğ. Alb. / Hukukçu / E. İng. Öğ.

KAYNAKÇA
Standage, Tom (2002). The Turk: The Life and Times of the Famous Eighteenth-Century Chess-Playing Machine. New York: Walker & Company.
Bauman, Zygmunt (2013). Modernlik ve Holocaust. (Çev. Abdullah Yılmaz). İstanbul: Versus Yayınları. [Modern aklın mekanikleşme eleştirisi için karşılaştırmalı referans]
Turing, Alan (1950). “Computing Machinery and Intelligence.” Mind, Vol. 59, No. 236, pp. 433–460.
Riskin, Jessica (2003). “The Defecating Duck, or, the Ambiguous Origins of Artificial Life.” Critical Inquiry, Vol. 29, No. 4, pp. 599–633.
Amazon Mechanical Turk (Resmî Web Sitesi). “History Behind the Name.” https://www.mturk.com/ (erişim: 2025).
Yıldırım, Aydın (2017). Otomatlar Çağından Yapay Zekâ Çağına İnsan Düşüncesi. Ankara: Bilge Kültür Sanat Yayınları.

