Balkan Savaşları öncesinde Balkanlarda Türk Devletine karşı bazı tuzaklar hazırlandığına dair söylentiler devlet makamlarına kadar ulaşır. Dışişleri bakanımız Nora DUNGİYAN Efendidir. Kendisinden bu konu ile ilgili bir rapor hazırlayıp hükümete vermesi istenir. Nora DUNGİYAN Efendi tez zamanda hazırlayıp sunduğu raporda ” Balkanlardan imanım kadar eminim” demektedir.
Fakat kısa bir zaman sonra savaş patlar. Balkanlardaki topraklarımız avucumuzdan kayıp gider. O kadar hazırlıksız yakalanmışız ki cephelere sevk ettiğimiz askerlerimize depolardaki silahları bile kuşandıramamışız.
Devran döner, Lozan görüşmeleri sırasında bizim Nora DUNGİYAN Türkiye topraklarından Ermenilere pay verilmesi için Lozan şehrinde kulis yaparken boy gösterir.
Yaşadığımız zaman diliminde, ülkemiz ve milletimiz için var olan iç ve dış tehlikelerin ne boyutlarda olduğunu ve kaynaklarını ne kadar bilebiliyoruz acaba?
Ya da zamanında bilip de zamanında girişimler yapabilme konusunda ne durumdayız acaba?
Mesela Yunanistan’ın bazı atalarımızı zimmetine geçirdiği konusu yıllardan beri yazılıp dillendirilmesine rağmen resmi ağızlardan yeni yeni telaffuz edilmeye başlandı. Yani atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra…
Kısaca ifade etmeye çalıştığım durum hakkında birilerinin beni tekzip etmesini ne çok isterdim.
Balkan Savaşlarının olduğu 1910’lu yıllardaki ulaşım ve iletişim imkânları farklılığını düşündüğümüzde kamuoyunun daha bilgilenme şansına sahip olduğu rahatça söylenebilir ama nedense öyle olmuyor. Bu da ulaşım ve iletişim alanlarının bir sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır
10.10.2022 – Yahya AKENGİN
