VEFATININ 126. YIL DÖNÜMÜNDE GÂZİ OSMAN PAŞA
Gâzi Osman Paşa, Osmanlı tarihinin en parlak kahramanlık sayfalarından birini yazmış, demir iradeli, aslan yürekli bir müşirdir. Tokat’ın bağrından çıkan bu yiğit, sayıca üstün düşmanlara karşı dimdik duruşuyla “Plevne Kahramanı” unvanını kazanmış, adını destanlara, marşlara, türkülere nakşettirmiştir.
1832 yılında Tokat’ta Yağcıoğulları ailesinden Osman Nuri olarak dünyaya geldi. Babası Mehmed Efendi, annesi Şakire Hatun’dur. Henüz çocukken İstanbul’a gitti, Beşiktaş Askerî Rüştiyesi’nde ve Kuleli Askerî İdadisi’nde okudu. Harbiye’yi ikincilikle bitirdi. Kırım Harbi’nde cepheye atıldı, gösterdiği yiğitlikle rütbesi hızla yükseldi.
Yemen’de, Girit’te, Suriye’de, Bosna’da, Sırbistan’da nice isyan ve harpte kılıcını şimşek gibi çaktı. Her seferinde disiplini, cesareti ve strateji dehasıyla üstlerinin takdirini topladı. 1876’da Sırplara karşı kazandığı zaferlerle müşir rütbesine ulaştı. Ama asıl efsane, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) yazılacaktı.
Plevne Destanı:
24 Nisan 1877’de Ruslar Osmanlı’ya harp ilan ettiğinde, Osman Paşa Vidin’de Garp Ordusu kumandanıydı. Emrindeki yaklaşık 25 bin kahraman askerle 7 Temmuz 1877’de Plevne’ye ulaştı. Burası, Sofya yolunu tutan stratejik bir kasabaydı. Rus ordusu ise 150 bin civarında, top ve techizat bakımından ezici üstünlüğe sahipti.
Osman Paşa, Plevne’nin etrafında sahra istihkâmları, avcı hendekleri ve toprak siperler yaptırdı. Toplarını akıllıca yerleştirerek seyyar tabyalar oluşturdu. Askerlerini modern Martini-Henri tüfekleriyle donattı. İşte bu deha, tarihin akışını değiştirdi.
Birinci Plevne Muharebesi (19 Temmuz 1877): Rus taarruzu püskürtüldü.
İkinci Plevne Muharebesi (18 Temmuz): 26 saat süren kanlı çarpışmada Ruslar ağır kayıplar vererek çekildi. Osman Paşa karşı taarruza geçti, düşmanı Osma deresinden akıttı.
Üçüncü Plevne Muharebesi (7-11 Eylül): Rumenlerin de katıldığı dev taarruz yine kırıldı. Bu zafer üzerine Sultan II. Abdülhamid tarafından “Gâzi” unvanı verildi.
Beş ay, tam 145 gün boyunca 40 bin civarındaki Osmanlı kuvveti, 150 binlik Rus-Rumen ordusuna karşı demirden bir kale gibi direndi. Rus ilerleyişi durduruldu, İstanbul’un yolu zaman kazanıldı. Avrupa basını hayran kaldı; Rus generaller bile “Avrupa’nın en iyi savunmacısı Türk piyadesidir” demek zorunda kaldı.
Kış bastırdı, cephane ve yiyecek tükendi. Osman Paşa son bir huruç harekâtı düzenledi. 10 Aralık 1877 sabahı Vid suyunu geçmeye çalışırken şarapnel parçasıyla yaralandı. Atı vuruldu, kendisi sol bacağından kanlar içinde kaldı. Maiyeti “Artık imkânsız” deyince, askerlerini esir düşmektense onurlu bir teslimle kurtarmak için karar verdi. Rus Çarı bile bu kahramanlığa hürmet etti; kılıcını iade etti, çifte kartal nişanı verdi.
Bu savunma, Pirus zaferi gibiydi Ruslar için: Kazandılar ama ağır bedel ödediler. Plevne, Türk askerinin azmini, komutanın dehasını ve “Ölmezliği düşünmek boşuna; kahramanlık saldırıp bir daha dönmemektir” sözünü tarihe altın harflerle yazdırdı.
İstanbul’a muhteşem bir törenle döndü. II. Abdülhamid onu Mâbeyn-i Hümâyun Müşiri yaptı, Yıldız Sarayı’nda ağırladı. İki oğlunu padişahın kızlarıyla evlendirdi. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda da görev aldı. Arapça, biraz Farsça ve Fransızca bilirdi; disiplinli, dindar, vatansever bir askerdi.
5 Nisan 1900’de, 68 yaşında İstanbul’da vefat etti. Sultan Abdülhamid’in emriyle Fatih Camii avlusuna defnedildi; türbesi bugün hâlâ ziyaret edilir.
Gâzi Osman Paşa’nın adı, Plevne Marşı ile dillerde dolaşır:
“Tuna nehri akmam diyor,
Etrafımı yıkmam diyor,
Şanı büyük Osman Paşa,
Plevne’den çıkmam diyor…”
Âşıklar destanlar yazdı, halk türküleri yaktı: “Kılıcımı vurdum taşa, taş yarıldı baştan başa, namı büyük Osman Paşa, askerinle binler yaşa!”
O, sadece bir komutan değil; vatan sevgisinin, direnişin, onurlu teslimin sembolüdür. Sayıca az, imkânca kıt olsa da iman ve akılla dev orduları durdurmanın timsalidir. Tokat’tan Plevne’ye, oradan ebediyete uzanan bu destan, Türk milletinin gönlünde hâlâ yankılanır.
Ey Gazi Osman Paşa!
Yüzyıllar boyu adınla anılsın, ruhun şad olsun. Plevne’de yatan şehitlerinle birlikte, vatan uğruna dökülen kanlar hiçbir zaman unutulmasın. Senin gibi yiğitler sayesinde tarih, “hasta adam” denilen milletin hâlâ dimdik ayakta durabileceğini gösterdi.
Allah rahmet eylesin, mekânın cennet olsun, Plevne Kahramanı!
Tanrı, rahmetini bol eylesin.
05 Nisan 2026
M. Hüseyin OĞUZ




