VEFATININ 52. YILINDA ALİ BALSEVEN
Ali Balseven, 1948 yılında Kahramanmaraş’ta doğmuş, Türkçü bir genç ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisiydi. Fakir bir ailenin çocuğu olarak zorlu bir hayat mücadelesi vermiş; ancak bilgisi, kültürü ve mert kişiliğiyle çevresinde saygı görmüştü. Türkçülük ideallerine bağlılığıyla tanınan Balseven, gençlik yıllarında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Ülkü Ocakları’na katılmış, ancak partinin Türk-İslam sentezi politikalarına karşı çıkarak ayrılmıştı. Bu ayrılık, onun trajik sonunu hazırlayan süreçlerden biri oldu.
Ali Balseven, Türkçü-Turancı bir idealist olarak, Hüseyin Nihal Atsız’a yakınlığıyla bilinirdi. MHP’ye katıldığında, partinin Türkçü bir çizgide olduğunu düşünmüş, ancak Alparslan Türkeş liderliğinde partinin Türkçülükten uzaklaşarak İslamcı bir çizgiye kaydığını fark edince, “MHP artık Türkçü bir parti değildir.” diyerek partiden ayrılmıştı. Bu karar, özellikle partideki İslamcı kanatla arasında gerilim yaratmıştı. Balseven, Türkçülüğünü İslam’la sentezlemeye karşı çıkmış ve bu duruşuyla dikkat çekmişti.Ankara’da, Kurtuluş Parkı’nda arkadaşlarıyla vakit geçirirken, 28 Mayıs 1973 tarihinde bir grup ülkücü tarafından pusuya düşürülerek bıçaklanarak öldürüldü. Olay, Türkçülük ve İslamcılık arasındaki ideolojik çatışmanın bir sembolü haline geldi. Hüseyin Nihal Atsız, bu cinayeti sert bir dille eleştirerek, Balseven’in “katıksız bir Türkçü” olduğunu ve “kahpece öldürüldüğünü” belirtmiştir. Atsız, olayı şöyle yorumlamıştır: “Balseven’i öldürenler nâmerd insanlardır. Merd olsalardı, silahsız bir kişiye silahlı birkaç kişiyle saldırmaz, eşit şartlarda vuruşurlardı.”
Olayın öncesinde, Balseven’in arkadaşı Fehmi Yücesoy’un MHP içindeki İslamcı bir grup tarafından silahla vurulduğu, Balseven’in de bu olay sonrası hastanede arkadaşını ziyaret ettiği belirtiliyor. Daha sonra Kurtuluş Parkı’nda iki arkadaşıyla mangal yaparken, kalabalık bir grup tarafından “Ülkücü içki içer mi lan?” denilerek saldırıya uğradı. Sırtından bıçaklanarak öldürülen Balseven’in cinayeti, “Davadan döneni vurun.” anlayışının bir sonucu olarak görülüyor. Cinayetin failleri tam olarak bulunamadı ve olay, dönemin siyasi çatışmalarının bir yansıması olarak kaldı.
Balseven’in Alevî kökenli olduğu iddiası, özellikle sol kesimler tarafından sıkça dile getirilmiş ve bu durumun Alevîlerin MHP’ye mesafeli duruşunda bir neden olduğu öne sürülmüştür. Ancak, ailesi ve yakınları, Balseven’in Hanefi bir aileden geldiğini ve Alevî olmadığını vurgulamıştır. Bu iddia, özellikle Soner Yalçın’ın 2008’de yazdığı bir yazıyla yaygınlaşmış, ancak Maraş’ın Alevî köylerinde bu olayın MHP’ye mesafe nedeni olarak bilinmediği belirtilmiştir. Bu durum, Balseven’in kimliğinin siyasi polemiklere alet edildiğini gösteriyor.
Balseven’in ölümü, Türkçülük ile Türk-İslam sentezi arasındaki ideolojik ayrışmanın en çarpıcı örneklerinden biridir. Atsız’a göre, Balseven’in MHP’den ayrılması, partinin Türkçülükten uzaklaşması ve İslamcı bir çizgiye kaymasıyla doğrudan bağlantılıydı. Türkeş’in “Davadan döneni vurun.” söylemi, Balseven cinayetinde etkili bir faktör olarak görülüyor. Türkçü kesimler, Balseven’in ölümünü “Ülkücülerin iki yüzlülüğünün kanıtı” olarak nitelendirirken, cinayet Türkçü camiada derin bir yara açmıştır.
Ali Balseven, Türkçü camiada “ilk Türkçü şehit” olarak anılır ve her yıl 28 Mayıs’ta saygıyla yâd edilir. Kahramanmaraş Şeyh Adil Mezarlığı’nda yatan Balseven’in mezarı, Türkçüler için önemli bir semboldür. Türkçü gençler, onun mertliğini, dürüstlüğünü ve ideallerine bağlılığını örnek alır.
Ali Balseven, Türkçülük idealine bağlılığı nedeniyle genç yaşta hayatını kaybeden bir dava adamı olarak Türk milliyetçiliği tarihinde önemli bir yere sahiptir. Onun ölümü, 1970’lerin siyasi ve ideolojik çatışmalarının trajik bir yansımasıdır. Türkçü kimliği, MHP içindeki İslamcı kanatla yaşadığı çatışma ve kahpece öldürülmesi, Türk milliyetçiliği hareketinde derin izler bırakmıştır.
Tin’i kut bulsun. Durağı uçmak olsun. Yeri uluların yanı olsun.
28 Mayıs 2025
M. Hüseyin OĞUZ




