DOSTUN KIRGINLIĞI, ELİNKİNE BENZEMEZ!
Hikâyede anlatılır. Adam, padişahın adamları tarafından zindana götürülürken birileri taş atarlar. Adamın gıkı çıkmaz. O sırada bir dostu elindeki gülü fırlatır. Gül vücuduna çarpınca adam ah diye inler.
İnsan, düşmanlarının her zulmüne, hakaretine katlanır, çünkü düşmanlıklarının gereğidir. Ama, dostan gelen minicik bir sitem bile, onarımı güç incinmelere yol açar. İnsan, düşmanını affeder de incindiği dostunu kolay affetmez. Dostluk bir kez sarsıldı mı kırılan cam misali bir daha eski haline döndürülemez. Herkes, bizzat kendi yaşamında bunun acı örnekleriyle karşılaşmıştır.
Her ülkede aykırı, sıra dışı (marjinal) kişiler ve küçük topluluklar vardır. Bunların dış politikada, uluslararası ilişkilerde ortaya koyacakları tutumlar; devletin resmî görüşünü yansıtmaz. Bunların dostluğu zedeleyici girişimleri, aşırıya kaçsa bile hedef aldıkları dost ülke tarafından olabildiğince hoşgörüyle karşılanır. Ancak, önemli siyasetçiler ve etkili konumlardaki devlet görevlilerinin bu sıra dışı topluluklarla benzer tutumlar sergilemeleri işi çığırından çıkarır ve devletin resmî görüşü olarak değerlendirilir. Neredeyse nota verilmiş kadar olumsuz etkisi olur.
Buna bir de hedef alınan dost ülkedeki sıra dışı kişi ve toplulukların birkaç misliyle karşılık verecekleri düşünülürse ilişkilerin onarılamaz duruma gelmesi kaçınılmazlaşır. İstihbarat örgütlerinin, durumdan yararlanmak isteyen hasım devletlerinin kışkırtmaları (provokasyonları) konuyu içinden çıkılmaz hale getirebilir.
Yüz yıllık Sovyetler Birliği engelinden kurtulunmasından bu yana ilmek ilmek örülen, “İKİ DEVLET BİR MİLLET” sözüyle mühürlenen ortak kaderimiz, bu kadar kolay harcanmamalıdır.
“ÇIRPINIRDI KARADENİZ” sözleri Azerbaycanlı şair Ahmed Cevad tarafından 15 Kasım 1914 tarihinde Azerbaycan’ın Gence şehrinde kaleme alınan ve Üzeyir Hacıbeyov tarafından Nuri Paşa’nın kumandasında Osmanlı askerlerinin Azerbaycan Türklerini Ermeni ve Rus soykırımından kurtarmak için yaptığı fedakârlığa atfen bestelenen, Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak tarihini ve kardeşliğini simgeleyen önemli bir eserdir. Onu hele bir de AZERİN’in sesinden dinlerken mest olmayan Türkiye Türk’üne Türk mü denir?
Söz ve müziği Mustafa Yıldızdoğan’a ait “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” türküsünü, Arzu Abasova tarafından yapılan düzenlemesiyle (aranjmanıyla) okuyan AYŞEN MEHDİYEVA’dan dinleyip de coşmayan Azerbaycan Türk’üne Türk mü denir?
Azerbaycan konusunda sorumsuz, noktasız, virgülsüz, bilgisiz birilerinin zırvalamaları yeterince büyük yaralar açtı. Sosyal medyadaki yorumlar yetmezmiş gibi, Azerbaycan temsilcilikleri önlerinde eylemlere yol verilmesi ve resmî konumdaki kişilerin, siyasetçilerin bunların üzerine tüy dikmeleri; hiç de hayırlı sonuçlar vermeyecektir. İlişkilerin onarılamaz noktaya gelmeden düzeltileceğini umalım.
17.10.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


