Sadık SOFTA
Başıma boz duman çöktü
Dağlar gibi kış bendedir
Fidanlarım gazel döktü
Bütün hayal düş bendedir
Anadolu gibi, Anadolu insanının da çileli başından sisi ve dumanı eksik olmaz. Fırtınalı bir hayat, alır götürür bir bilinmezlik içinde. Ne zaman nereye savuracağı da pek bilinmez. Anadolu insanının kaderidir bu. Elleri nasır tutar, ama yüreği hep incedir. Hep duygusal, acıma hisleriyle doludur. Buna rağmen çoğu zaman kendini, kendi derdini unutur ve illa da birilerinin yardımına koşar. İlla da kendine bir dert bulacaktır. Bundan kendini alamaz. İşte ben bunlardan biri olarak görüyorum Âşık Muhittin Tekmen’i. O da Anadolu gibi başı karlı, boralı, yüreği sıcak ve yanar dağlar gibi korlu ateş dolu. O’nun da derdi, elemi, ke-deri bitmez, tükenmez. Onun da cıvıl cıvıl bakışlarını hep bir sis perdesi kaplar. O’nun da ahı yürekleri yakar. Kâh kuzey rüzgârları gibi sert eser, kâh alizeler gibi ılık ılık sarar in-sanı. Kâh güneş doğar bakışlarından, kâh fırtınalar, boralar savrulur öfkesinden ve hıncından. Ama o hep gönül adamı olarak kalmasını bilir. Zaman zaman sivri dilli olsa da gönül yapmasını da bilir. Çünkü O, bir gönül adamıdır.
Âşık Muhittin Tekmen, Yapraklı’nın Davutlar Köyü-Saraycık’tan Merhum Mustafa beyin, iç güveysi olarak gelip yerleştiği İnaç Köyü’nde Mahi hanımla evlenmesinden dünyaya gelen ilk çocuklarıdır. 1950 yılında, Çankırı’nın İnaç Köyü’nde, yedi kardeşin en büyüğü olarak dünyaya açar gözlerini. Doğumuyla birlikte çileli hayatı da başlar. O, kardeşlerin en büyüğü olduğu için büyük sıkıntılara da katlanmak zorunda kalmıştır. Kalabalık bir aile için-de, küçük omuzlarına ağır yükler düşmüş. Yedi sekiz yaşlarına geldiğinde dayısı ile birlik-te tarlalara gider, çeşitli işlerde dayısına yardımcı olurmuş. İşten kaçan babasının boşluğunu doldurmaya çalışırmış hep.
Sekiz yaşında iken bir gün yine dayısı ile tarlaya gider. Nadasa bırakılan tarlada çalışacaklardır. Fakat terslik bu ya, atları kaçar. Küçük Muhittin, kaçan atların peşine düşer. Öyle ya, iş güç zamanı. Haylaz hayvanları yakasın ki, iş başı yapabilsinler. Atlar önden, Muhittin arkasından Çankırı’ya kadar sürmüş bu kovalamaca. Atlar şehre iyice yaklaşınca yetişmiş peşlerinden ve orada yakalamış. Hemen köyün yolunu tutmuş. Ama bu arada bu olayla ilgili bir türkü dökülmeye başlamış dudaklarından. Bir yandan söylüyor, bir yandan da söylediklerini aklında tutmaya çalışıyormuş. Türkü söyleye söyleye dayısının yanına kadar gelmiş. Sonra aklında kalanları utana sıkıla dayısına da okumuş. Âşık Muhittin Tekmen: ‘-Âşıklığım böyle başladı.’ diyor ve ilave ediyor: ‘-Tabi bunun farkına sonradan vardım.’
Başıma boz duman çöktü
Dağlar gibi kış bendedir
Fidanlarım gazel döktü
Bütün hayal düş bendedir
Açmaz oldu alım morum
Susuz kaldım yanıyorum
Herhalde aklımdan zorum
Ağlamam gülüş bendedir
Dere tepe düzlüyorsam
Irak yolu gözlüyorsam
Eğer candan özlüyorsam
Pervane dönüş bendedir
Muhittin’im sevmek zormuş
Yıllar hep boşuna yormuş
Kilometre sana vurmuş
Miadı dolmuş bendedir
Âşık Muhittin Tekmen, günlük hayatta karşılaştıklarından başlayarak hayatının her safhasıyla ilgili eserlere imza atıyor. Yazdıkları -kendi deyimi ile türkü / destan-, kendi hayatı-nın yaşanmışlıklarından demlenerek hayat buluyor. Sevdaları, sevinçleri, kederleri, ısdırapları hep kendi menbaı olan hayatından alıyor hayat suyunu. Hep kendi gönül pına-rından beslenerek akıyor hayat pınarına.
Ben Mühittin Teken’le ÇAYASAD (Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği) sohbet toplantılarında tanıştım. Utangaç ve ince bir yüreği var. Diğer âşıklarda görülen cevvalliği Tekmen’de de görmek mümkün. Kendine has yazdıklarını, kendine has bir okuyuş tarzı benimsemiş. Okurken kendini vererek okuyor ve dinleyenin çoğu zaman dudaklarında tatlı bir gülümseme bırakıyor. İnce esprileri bu gülümsemelere neden oluyor. Hayatıyla ilgili söylemlerde ise inceden inceye hayatının akış seyrini, karşılaştığı güçlükleri ustalıkla dile getiriyor. Bakınız, ‘Ölümden Öte Gider’ isimli eserinde ne diyor?
Boşa gönül koyma dostum
El yaranı kaşır da gör
Düzde tıkanan yolunu
Karlı dağdan aşır da gör
Kolay olur akıl vermek
Dost bağından güller dermek
Eğer istiyorsan görmek
Bir yolunu düşür de gör
Dost dostuna sitem eder
Gönül yasta matem eder
Ölümden de öte gider
Hele sabrı taşır da gör
Sen de dersin çok dardayım
Ne kışta ne bahardayım
Ölmezsem yarın ordayım
Bir yolunu düşür de gör
Gözüm ıraklarda daldı
Beynimde alarım çaldı
Eni benden alan aldı
Bir yolunu düşür de gör
Muhittin’im gün batıyor
Nabzım yüksekten atıyor
Gönlümde neler yatıyor
Yar yolunu şaşır da gör
