Medyada çocukların cinsel istismarından, tacizinden söz edilmediği gün yok gibi. Konunun ilgililerce yeterince ciddiye alınmadığı iddiaları var. En büyük sorumlu olayın faili elbette. Ancak üstüne düşenleri yapmayan, eksik yapan, denetim görevinde ihmalci kurumların, olayın failini koruyup aklamaya çalışanların da sorumluluğu gözardı edilemez.
Kişi sağlığında “Önce insan kendinin doktoru olmalıdır.” anlayışı önemlidir. Kişi, sağlık koruyucu kurallara uymalı; hastalığa yol açacak durumlardan uzak durmalıdır.
Çocuk istismarında da asıl olan, çocukların istismardan korunmalarıdır. Küçük çocuk, doğru bilgilendirilip eğitilmemişse istismara uğradığının farkında olamaz. Çocuk, istismara uğrayabileceği ortamlardan, durumlardan uzak tutulmalıdır. Bir zorunluluk varsa çok yakından izlenmeli, gerekli uyarılar yapılmalıdır.
Yargılaması sonuçlanan ve failin ceza aldığı son olayda beş yaşında bir çocuk söz konusu. Beş yaşında bir çocuk, aile büyükleri tarafından verilebilecek basit dinî terbiyenin ötesinde ne öğrenebilir ki bir yerlere kursa gönderilir? Gönderilmekle kalmayıp nasıl denetimsiz bırakılır?
Çocuklar büyüklerini örnek alır. Çocuk eğitiminde davranışlarla örnek olmak önde gelir. Çocuklar, kendi kültür ve inanç temellerini genellikle ninelerin, dedelerin, diğer aile üyelerinin davranışlarından, masallarından, uyarılarından öğrenirler. Ailede başta ana, baba olmak üzere davranışlarıyla çocuğa iyi örnek olacak, yaşına uygun bilgileri aktaracak büyükler yoksa bir yerlere kursa göndermenin zerrece yararı yoktur.
Çocuklara vücutları, mahrem bölgeleri, kendilerini nasıl koruyacakları, onlarda ruhsal sorunlara yol açmayacak biçimde yaşlarına uygun yöntemlerle bizzat annelerince öğretilmelidir. Maalesef sapıklar için yaş ve cinsiyet sınırlaması yoktur.
Çocuklar bazen ailenin güvendiği kimseler, aile yakınları tarafından da taciz edilebilmektedir. Bu tarz olaylar ancak çok ileri gidildikten sonra, çoğunlukla okullarda rehber öğretmenlerin çabalarıyla ortaya çıkarılmaktadır.
Çocuklar; başlarına ne gelirse gelsin, kendilerini ne kadar suçlu hissederlerse etsinler ancak ailelerinin yardımıyla kötü durumlardan kurtulacaklarına inandırılmalıdır. Ceza alacakları korkusuyla bir şeyleri saklamanın çok daha büyük kötülüklere yol açacağı uygun örnekler verilerek kavratılmalıdır. Bu konuda aileler sabırlı, hoşgörülü olmalı; çocukların yanlış davranışlarını öfkeye kapılmadan ikna edici konuşmalarla düzeltmelidirler.
Özellikle anneler çocuklarının sırdaşı olmayı başarmalıdır. Çocuk hangi tehditlerle, hangi korkutmalarla başına gelenleri saklamaya zorlanırsa zorlansın annesinin çözüm bulacağına güvenebilmeli; başına gelenleri annesine anlatabilmeli, ceza alacağından korkmamalıdır.
