GÖNÜL VERELİM
Bu ne aymazlık, bu ne doymazlık
Yeter, yeter artık!…
Sinsice çökerken köhne ayrılık
Sözde kalkıyor dilde gayrılık…
Peki, söyleyin Tanrı aşkına:
Açımız bile “burger”lenirken
Kaçımız kır sefasına “piknik” demiyor?
Kaçımız “diyalog”, “empati”, “telepati”yi
İçinden gelerek kuruvermiyor?
Kaçımız “mini, süper, gros market”i
Parasız dolanıp “cart” geçirmiyor?..
Ya kaçımız Türkçe ürün adı biliyor?
İlaçlar, araçlar; kuşlar, ağaçlar…
Kaçımıza Türkçe hitap ediyor?…
Yıllar öncesinden demişti Atam
“Türkçe ulusun kalbidir, zihnidir.”
Amma, dilimiz bugün dil dileniyor,
Kalbimiz, zihnimiz dilimleniyor…
“Enflasyon, devalüasyon, promosyon”la
Yanıyor cüzdanda vicdanımız da.
“Kriz, perhiz, faiz, haciz…” derken
Dilimiz kuruyor damağımızda.
Ana sütümüzdür yaşayan Türkçe
Ata kanımızla Dünya dolanır.
Dalga dalga yayılan, uçan her sözde
Bayrak rengini dilimden alır.
Alına, akına canımız feda
Boşuna mı gitti bunca şüheda?…
Hilali, yıldızı parladıkça da
Bu sevgi ebedi yaşayacaktır.
Yetmez mi Türkçe’ye bu kadar zulüm?
Nerede Kültigin, Bilge torunları,
Nerede Kaşgarlı, Karamanoğulları?…
Uyansın ulusun öz çocukları
Dil yaşadıkça yaşar her ilim.
Yeter artık gafletse de,
cehaletse de bunca ihanet!..
Yeter, gönül verelim artık
Yetmiyor çabalar,
Yetmiyor gayret!…
03.06.2003
Ali TAŞTEKİN
Dil bayramımız kutlu olsun.

