İNSANDAN ADAM PEK BULAMIYORUZ, KARDAN ADAMIMIZ BARİ OLSUN!
Karın sessizliği bazen insanın gürültüsünden daha dürüsttür.
Şu fotoğrafta yanımda duran bir varlık var: Ben, etten ve kemikten insan; o, sudan ve soğuktan yoğrulmuş bir kardan adam. Ama tuhaf olan şu ki; günümüzün toplumsal ikliminde hangisinin daha sahici olduğu artık tartışılır hâle geldi.
İnsanlık, sanki bir iklim değişimi yaşıyor. Eskiden kalplerimizde güvenin ılıman kuşağı vardı; dostluklar nehir gibi akardı, vefa dağlar gibi yerinde dururdu. Şimdi ise ilişkiler birer mevsimlik akarsu gibi… yağmur yağınca var, güneş açınca yok.
İnsanların çoğu artık bir fay hattı üzerinde yaşıyor; menfaat sarsıntısı olunca bütün dostluklar yıkılıyor. Çıkar rüzgârı esince nice sağlam sandığımız ilişkiler bir erozyon gibi yavaş yavaş aşınıp gidiyor. Geriye de haritalarda bile zor bulunan bir insanlık coğrafyası kalıyor.
Oysa, şu kardan adama bak…
Toprağın üstüne düşen birkaç kar tanesinin birleşmesiyle oluşmuş. Ne menfaati var, ne hesabı, ne de gizli ajandası. Güneş doğunca eriyeceğini bile bile burada dimdik duruyor. Belki ömrü kısa ama sadakati buzullar kadar berrak.
İnsanların dostluğu bazen çöl iklimi gibi; gündüz sıcak sözler, gece dondurucu soğukluk. Ama kardan adamın dostluğu kutuplar gibi nettir: ne saklar, ne değişir.
Bugünlerde bazı insanlar, harita üzerinde kaybolmuş şehirler gibidir; adları var ama içleri boş. Kardan adam ise basit ama samimidir. Belki birkaç güne eriyip gidecek, fakat ardında bir iz bırakacak:
“Ben çıkar için değil, sadece var olmak için durdum burada.”
Belki de insanın içinden şöyle demek geliyor:
Şu dünyada bazen kardan bir dost, kandan bir dosttan daha güvenilir olabiliyor.
Çünkü, karın dostluğu geçici olabilir…
Ama, insanın çıkarı kadar kirli değildir.
Biraz yaslanayım, dedim; kardan adamım bile yamuk yapmaya mı başladı ne!
08.03.2026
Ali ERSEVER
EDA Üyesi / Coğrafya Öğretmeni

