Bir inancın, bir ideolojinin, bir siyasi görüşün temsilcisi olma, öyle görünme iddiasında olanlar; hattâ üniformalarıyla doğrudan doğruya bir mesleği temsil ettiği düşünülen insanlar her zaman temsil ettiklerine uygun davranmak zorundadır. Aksine her davranış temsil ettiklerinin tümüne ait bir çelişki, ikiyüzlülük gibi değerlendirilir.
Sıradan bir sosyalist, sosyalist gibi; sıradan bir milliyetçi, milliyetçi gibi davranmadığında eleştiriler onlarla sınırlı kalır. Ama sosyalizmin, milliyetçiliğin önderleri sayılan kişilerin temsil ettikleri düşüncelere aykırı davranışları sonucunda eleştiriler doğrudan bütüne ve ideolojilerine yönelir.
Sıradan bir inanırın inancına uymayan davranışı diğer inananlara yansıtılmaz; ama o inanışın önderi olanların davranışı bütün inananları kapsar. Böyle bir duruma yol açanların “Tek bir olay abartılarak, genelleştirilerek inancımıza saldırmak için fırsata dönüştürülüyor.” diye şikayete pek fazla hakkı olmaz.
Din görevlileri, sıradan inanırlar değildir. Görevleri, onları dinin temsilcisi, örnek alınması gereken kişileri konumuna getirmiştir. İslamiyet, sosyal yaşamın her alanıyla ilgili kurallar getiren bir dindir. Din görevlileri vaazlarında sadece ibadetle sınırlı kalmamakta sosyal yaşamla ilgili yorumlar da yapmaktadırlar. Dolayısıyla din görevlileri, görev dışındaki davranışlarında da bu kimlikleriyle değerlendirilirler. Tekil de olsa aykırı her davranışlarıyla doğrudan dini hedef haline getirirler.
Son haberlerden birinde Çatalca’da bir aile hekiminin biri lösemili dört kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu için tutuklandığından söz edilmektedir. Hekimler, ortak bir inancı, ideolojiyi temsil etmezler; topluma ahlak dersi vermekle görevli değildirler. Kimse bu olayı genelleştirip hekimlik mesleğine, bütün hekimlere eleştiriye dönüştürmez. Tekil olarak kalır; ama din görevlilerinde durum farklıdır. Bunun için din görevlileri çok hassas olmalı, her adımlarına özen göstermelidir.
Böyle durumlarda aykırı davranışıyla temsil ettiği bütün topluluğu kötü duruma düşüreni korumaya, davranışına bahaneler bulmaya çalışmak ise çok yanlıştır. Bu tür çabalar, topluluğun tamamını aynı çukura sürükler.
Yapılacak en doğru şey, hiç amasız, apaçık biçimde o davranışın yanlış olduğunu, topluluğu yansıtmadığını, yapanın topluluk dışına atıldığını söylemektir. Topluluğa pislik bulaşması ancak böyle önlenebilir.
