VATANSEVERLİK TEHLİKEDE!
Günümüzde pop kültür revaçta. İnsanlar gitgide maddileşiyor. Bu yüzden vatan sevgisinin, vatan için gerektiğinde canını bile feda etme duygusunun yüreklere derinliğine işletilmesi özel plânlar, programlar, yoğun çabalar gerektiriyor. Bu, gerçek bir beka sorunu.
Ancak ne yazık ki, bu konuda yapılacak her iyi şey, kültür ve sanat dünyasında sözü geçen çevrelerce faşizm olarak algılanıyor. Dünyada hangi rejimle yönetiliyor olursa olsun kendi milliyetçiliğini öne çıkarmayan kaç devlet, kaç millet vardır ki? Bizde öteden beri özellikle sol düşünce çevreleri, siyasal islamcılar ve ümmetçiler milliyetçiliği ırkçılıkla, faşizmle eş tutmuşlardır.
ABD, Rusya, Çin, Fransa … aklınıza gelebilecek her ülkenin, millî bilinci canlı tutabilmek için yaptıklarına şöyle bir göz atın. Millî marşlarından okullarında okuttukları andlara, millî günlerdeki etkinliklere bakın; kendi tarihlerine ilgilerini ibretle izleyin. Millet olarak sokakta gördükleri gâzilere nasıl davrandıklarını görün.
Günümüzde askerlik görevinden kaçmak için akıl almaz yollara başvuranların artması, askerlik sürelerinin gitgide kısalması, vicdanî retçilerin görülmesi endişe verici. Son günlerde “terörsüz Türkiye” açılımının ve “Çerçeve yasa”nın bir tür PKK affı olduğu, şehitlerimizin katillerinin serbest kalacağı, terörist elebaşının “Kurucu Önder” sıfatıyla umut hakkından yararlanacağı ve süreci yöneteceği anlatılmaktadır.
DEM yetkilileri, PKK elebaşları yangına körükle giderek her gün âdeta görülmemiş bir galibiyetin mümessilleri şımarıklığında yeni bölücü talepler dile getiriyor; tehditler savuruyorlar. Bu durum, toplumda şehitliğin devletçe yüce bir makam olarak algılanmadığı, önemsiz bulunduğu, boşa öldükleri ve kanlarının yerde kalacağı algısı doğurmaktadır. Millî duyguları tam oturmamış genç kuşaklarda “Boşa gidecekse niçin öne atılıp şehit olayım? Bak katiller el üstünde.” gibi yanlış algılamalara yol açmakta.
Özellikle 1965’ten bu yana, Türkiye’de milliyetçiliğin siyasi temsilcisi gibi görülen bir parti yönetiminin ve taraftarlarının 2024 yılı Ekim ayında başlayıp gitgide yükselen 180 derecelik ani dönüşleri, herkesi ikna edici, tatminkar bir açıklamaya kavuşturulamadığından olumsuz yönde çok etkili olmuştur.
Uzun zamandan beri Ankara’da Güven Parkı’nda gâziler hak arayışında. Gözünü, kolunu, bacağını yitirmiş kahraman gazilerimizin ortaya serdiği görüntü, örnek olarak umut kırıcı. Bütün dünya milletleri; savaşçılarına, gâzilerine özel ilgi göstermekte, çok yüksek onur ve değer vermektedir. Böylece genç nesillerin onları örnek almaları istenmektedir. Yine şehitler olağanüstü saygı ile anılmakta, şehit yakınları el üstünde tutulmaktadır. Başka ülkelerdeki bu görüntüleri izleyenler bizde ortaya çıkanlara bakarak çok olumsuz düşüncelere kapılabilmektedirler.
Ülkede sayılarının on milyonu aştığı söylenen sığınmacıların kalıcı olacaklarının bizzat siyasetçilerce söylenmesi, sığınmacıların yüksek doğurganlığı, sığınmacıların topluma kolayca uyumlulaşma yeteneğinin düşüklüğü, çok büyük kültür farklılıklarının olması, ülke nüfusunun kozmopolitleşmesi gibi hususlar geleceğe güveni sarsmaktadır.
Aman dikkat! Bu tablo böyle sürüp gider, gerekli olanlar yapılmazsa bu durum, gerçek bir beka sorununa dönüşebilir. Yarın, bu vatan uğruna gönüllü cepheye koşacak vatanseverler, oğluna “Haydi oğlum, haydi git; ya gazi ol ya şehit.” diyecek analar bulmakta zorlanabiliriz.
15.08.2026
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


Ortaöğretim yönetmeliğinden, okullardaki kitapların okuma bölümlerindeki millet, devlet terimlerinin kaldırılması, anne, baba, dede, nene, öğretmen gibi değerlerin rehberliklerinden sakınılması öğretildi çocuklara. Aile özel olarak ilgilenmiyorsa öğrenci kayıp çocuktur. Hak, hukuk, adalet, helal, haram, saygı, sevgi kavramlarını içlerini boşalttılar.
Ülkemizde çeşit çeşit dinlere ait ibadethaneler ! açılarak öğrencilere, çocuklara yönelik faaliyetlere imkanlar tanındı.
Her aile çocuğu ile mutlaka ilgilenmeli Türk’ün örf, adetini, kültürünü yavrularına göstererek, yaşayarak öğretmelidir. Dizinizi dövmeye başladığınız da onlar bir kaç fersah yol almış demektir.
Allah işlerimizi rast getirsin