İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE
İnsan hakları ve milletler arası hukuk, kulağa hoş gelen, kulağa hoş geldiği ölçüde insanlık için olmaz ise olmaz bir kavram. Peki, başta biz, toplumun bütün fertleri bu kavramlara ne kadar sahibiz, biliyor ve inanıyor muyuz, uyguluyor muyuz, hak ihlallerine ne derecede tepki gösteriyoruz?
Suriye, Irak ve Gazze de, insan haklarını ve milletler arası hukuku hiçe sayan, Suriye hükumeti ve muhaliflerinin birbirlerine, dün İŞİD’in Türkmen, Şii ve Kürtlere , İsrail hükumetinin, Gazze’ye, Çin’ in Doğu Türkistan da Uygur Türkleri’ne yönelik saldırıları hiçbir kural tanımadan bütün hızıyla sürdürülmektedir. İnsanlar; yaş, cinsiyet, sivil, asker ayrımı yapılmaksızın katledilmektedir.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, süper veya olmayan devletler katliamı, yaşatılan insanlık dramını izlemekte, ciddi bir tepki göstermemekte ve dolaysısıyla yaptırım uygulamamaktadırlar.
Bin yıl, ön Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Afrika’da belirleyici güç olan Türkiye, olayları kınamak, uluslar arası kurum ve kuruluşları göreve çağırmaktan öte bir şey yapmamaktadır, yapamamaktadır. Dahası, dış ve iç bir takım kuruluşlar ve bunların sözcülerince bütün bunların müsebbibi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Orta Asya bozkırlarında Avrupa içlerine üç kıt’ada asırlarca hükümran olmuş köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Türk devletlerinin aslî unsuru olan Türk milleti, binlerce yıl ötelerden süzülüp gelen ve güçlenen millî karakteri ile Yaradan’dan dolayı yaratılanı, sözde değil özde sevmiş ve saymış, bu sebeple hoşgörü ve adalet ile hükmetmiş, bu sayede hükmettiği coğrafya da yaşayan milletler dil, din ve millî benliklerini koruyarak bugünlere kadar varlıklarını devam ettirebilmişlerdir.
Dün, İngiltere’nin yönlendirmesi ile Osmanlı devletini arkadan vurmakta tereddüt etmeyen kavm-i necip (!) Arap, bugün İsrail’in Filistin ve Gazze’deki soykırımına sessiz kalmaktadır.
Türk milletinin yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmadan katledilmesi neticesi, katliamın sorumluları Ermenilerin tehciri; günümüzde Batı’nın çalışması ile Ermenileri o günlerin mağdurları durumuna getirmiştir
PKK’nın, 1983 yılından bu güne devam eden saldırı ve katliamları, hayatlarını kaybeden on binler göz ardı edilerek, İnsanın en tabii hakkı olan yaşama hakkını elinden alan terör örgütü ve savunucuları, insan hakları maskesi altında âdeta mağdur duruma getirilmiş, kirli savaşın yöneticileri, bebek katilleri ile aynı masaya oturulabilinmiştir.
Bugün, Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti ile yoğurulmuş Türk milliyetçilerinin Türkiye’nin, Türk Dünyası’nın ve İslam âleminin meselelerine sahip çıkmalarının zamanıdır.
Önce, ülkem, milletim ve devletim diyen her türlü nefsani taleplerden arınmış Türk milliyetçileri, hukukun üstünlüğünü sağlayacak, etnik ve mezhebi fitneyi ortadan kaldıracak, Türk milletinin bütünlüğünü sağlayacak bilgi, güç, dil ve hoşgörüye sahiptirler.
Türkiye; askerî birliği içinde rengini aziz şehitlerinin kanından alan bayrağının terör örgütü mensubunca indirilmesine, sınırları içinde, vatan toprağının bir bölümünde şer güçlerin fiilî durum yaratarak hakimiyet sağlamasına, İsrail’in kuklası, Barzani’nin Kerkük, Musul’u alarak oradaki Türkmen varlığına son vermesine, hemen güney sınırların da bir terör kuşağı oluşturulmasına sessiz kalmamaktadır ve kalmayacaktır.
Ancak, esas olan içeride hak, adalet, hoşgörü ile ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, bir olmak, diri olmak, iri olmak şarttır ki, sözümüz dinlene!
Selâm ve dua ile…
Yavuz ELBİRLER
EGM E. İsth. D. Bşk.


