ADALET, NEYİN TEMELİ?
Bir ülkede yasalar sadece onlara saygılıları ya da onlardan korkanları etkiliyorsa o ülkede adalet mülkün değil, mütegallibeliğin temelidir. Aynı düşünce, şu çok bilinen örnekle de açıklanır: “Bir ülkede yasalar örümcek ağı gibiyse, bal arıları yakalanırken eşek arıları delip geçiyorsa o ülkede adalet gücün temelidir.” Adalete ulaşmak pahalı ise, yoksul erişemezken varlıklı yararlanıyorsa adalet mülkün değil varlığın temeli olur.
SOSYAL HUKUK DEVLETİ OLMAK; adalete zengin, yoksul; güçlü, güçsüz; arkalı, arkasız herkesin kolay, külfetsiz, hızlı biçimde ulaşabilmesiyle mümkündür. Kuvvetler ayrılığı ilkesi bunun gereğidir. Yargı üzerinde hiçbir kişinin, kurumun, gücün gölgesi olmamalıdır. Böyle bir gölgenin gerçekte olmadığı durumlarda bile kamu oyunda, olabileceği kuşkusunun doğması yargıyı tümüyle zedeler.
Siyasete bir ucundan da olsa bulaşmış kişilerin (dünyanın en tarafsız, en âdil, en dürüst insanları olsalar da) sonradan yargı makamlarında görev almaları, böyle bir kuşkunun doğmasını kaçınılmaz kılar. Yargı mensupları aslında en yalnız insanlardır. Genellikle yargı mensupları dışında kimselerle dostluk, arkadaşlık yapmaz; ailece görüşmezler. Hele toplum içinde, herhangi bir kişinin yanlarına sokulup bir şeyler söylemesine, aralarında bir ilişki varmış havası yaymasına azla fırsat vermezler. Bu, onların mesleklerine gösterdikleri saygının, yargının tarafsızlığını koruma duyarlılığının sonucudur.
Örneği yargı dışından, ama yargının yardımcısı bir kolluk kurumundan vereyim. Bir gün bir jandarma subayı arkadaşımla kasaba caddesinde yürürken, arkadaşımın yanına iyi görünümlü sivil bir kişi yanaşıp bir şeyler söylemeye çalıştı. Arkadaşım şiddetle bağırarak adamı kovaladı. Şaşırdım, niçin öyle davrandığını sordum. “Bak kardeşim, adamı tanımıyorum; belki kötü niyeti yok; ama olabilir. Benimle konuştuktan sonra birilerine ‘Tamam, Komutanı ayarladım, şu kadar para istiyor.’ diyebilir. Resmî makamıma gelsin, derdini anlatsın.” dedi. Arkadaşım çok haklıydı. Yılların birikimiyle mesleğini, kişisel onurunu koruyordu. Aynı durum, başta yargı mensupları, benzer görev ve konumdaki bütün devlet görevlileri için de geçerli. Sonuçta, yargı üzerinde hiçbir kuşkunun izi olmamalıdır.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist


