Gönül Dostlarına!
17 Şubat, Çankırı yöresinde yaşamış Türk tasavvufunun önemli temsilcilerinden Astarlızade Hilmi Efendi’nin vefat yıl dönümüdür. Sadece tasavvuf alanında değil, pozitif bilimlerden tıp, ziraat ve botanik alanında da tahsil ve uygulamaları bulunan, topluma yararlı faaliyetleriyle Çankırılıların gönlünde ayrı değere sahip Astarlızade Hilmi Efendi’ye rahmet dilerim.
Şarlatan ve liyakatsiz tasavvufçuların, sahtekâr ve rantiyeci tarikat mensuplarının sıkça arz-ı endam ettiği günümüzde, Astarlızade Hilmi Efendi gibi gerçek gönül sultanlarına büyük ihtiyaç duymaktayız.
Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
Astarlızade Hilmi Efendi hakkında 2012 yılında yazdığım bir yazıyı, vefat yıldönümünde tekrar paylaşmanın yararlı olduğu kanaatindeyim.
Selâm ve saygılarımla… (A.K.)
***
ÇANKIRILI BİR VELİ
ASTARLIZÂDE HİLMİ EFENDİ
Âlim, ârif, mütefekkir ve mutasavvıfları bütün nitelikleriyle anlatma ve tanıtmanın ne kadar zor olduğu aşikârdır. Bizler, bu tür gönül sultanlarını anlatma ve tanıtmadan ziyade; onları anlama, duyumsama, ruhumuzda ve bünyemizde hissetme gayretinde bulunduk. İnşallah, bu gayretimizden cesaretle vefatının 64’üncü yıldönümünde Çankırı velilerinden ASTARLIZÂDE HİLMİ EFENDİ’yi anlamaya çalışacağız. Allah, inşallah, niyet ve âkıbetimizi hayırlı kılar.
***
“İnsan olma şuuru” ile yaşayan kâmil insanlar, “Allah’tan korkunuz ve sadıklarla beraber olunuz.” ilâhî emri doğrultusunda çağlar boyunca hep “DOST” aramışlar ve “DOST”larla birlikte olmuşlar, onlarla istişare etmek istemişlerdir. Hilmi Efendi Baba da, dünya ve ahiret hayatını Kur’an ve sünnete göre biçimlendiren, hocası ve adaşı Çerkeşli Hilmi Efendi’den almış olduğu feyizle dost arayan ve dostlar tarafından aranan bir mutasavvıftır.
“Astarlızâde Hilmi, Hilmi Efendi, Hilmi Efendi Baba, Efendi Baba” vb. isimlerle daha çok Çankırı ve civarında tanınan ASTARLIZÂDE HİLMİ EFENDİ, Osmanlı’nın son döneminin en hareketli yıllarından biri olan 1876’da dünyaya gelmiştir. Çocukluk ve gençlik yılları; 1876 Meşrutiyet’in ilânı, 1877 / 1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı gibi siyasî çalkantıların ve büyük savaş dönemlerinin yıllarıdır.
Baba tarafından bir başka hemşehrimiz olan Servet-i Fünûn şiirinin ve “PİTORESK” akımın temsilcisi büyük şair Tevfik Fikret’in “TARİH-İ KADİM” ve “SİS” şiirlerinde “Vatanım ruy-i zemin, milletim nev-i beşer”, “Kur’an, köhne bir kitaptır.”, “Biz, zamanın ümmetsiz peygamberiyiz.”, “İstanbul, Bizans’tan arta kalan bakire bir duldur.” sözleriyle materyalist, ateist düşüncelere yer vermiştir. Aynı dönemde yaşayan Hilmi Efendi, İNSAN MERKEZLİ HAYAT ANLAYIŞINI BENİMSEMİŞ; akla, bilime, dine, tasavvufa ve “En büyük cihat, nefisle yapılan mücadeledir.” anlayışına bağlı olarak hayatını düzenlemiş; bu prensipler çerçevesinde Çankırı yöresinde insanlar yetiştirme gayreti içinde bulunmuş abidevî bir şahsiyettir.
***
1908’de ilân edilen İkinci Meşrutiyet Dönemi, 1911 Trablusgarp Savaşı, 1912 Balkan Hezimeti ve nihayet 1914’te başlayan ve Osmanlı Devleti’nin parçalanışının belgesi MONDROS MÜTAREKESİ ile biten Birinci Dünya Savaşı yılları; milletin derdiyle dertlenen, milletin dertlerden kurtulması için her türlü gayret ve faaliyet içinde bulunan Hilmi Efendi için en buhranlı yıllar olmuştur. Bir ara mektuplaştığı, iletişim hâlinde olduğu dostu Mehmet Âkif ERSOY gibi O da, yeniden millî mücadele yapılması gerektiğine yürekten inanmış; bu doğrultuda, Mustafa Kemâl Paşa önderliğinde Anadolu’da cereyan eden KUVA-YI MİLLÎYE hareketine destek vermiştir.
Hilmi Efendi, Millî Mücadele’nin zaferle neticelenmesi ve Cumhuriyet’in ilân edilmesinden sonra da ATATÜRK başta olmak üzere yeni devletin kurucu heyeti ile ihtilafa düşmemiştir. Bu tavrını destekler vaziyette, zaman zaman önü siperlikli şapkalar giymiş; bu türden şapkalar giyenleri de kınamamış, kötülememiştir.
***
Akl-i selim olan insanlar tarafından bilinmektedir ki, herhangi bir toplumda CEHALET ve YOKSULLUK gibi iki önemli tehlike bulunuyor ise o toplumda sosyal, kültürel, iktisadî gelişme ve faaliyet ortaya konamaz. Nitekim, Cumhuriyetimizin banisi ATATÜRK de bu anlayıştan yola çıkarak 1924 yılında “Bu memleketin iki önemli meselesi vardır. Bunlardan birisi CEHALET, diğeri de FAKİRLİKtir.” demektedir.
Hilmi Efendi, yaşadığı zaman içinde millet için çok tehlikeli olan bu iki temel sorunla hep mücadele etmiş bilge bir insandır. Cehalet ve yoksulluğun toplumlarda ve toplumu oluşturan insanlarda bir arada bulunması durumunda, hele hele nüfusun az olduğu küçük yerleşim yerlerinde büyük tehlikelere yol açtığı bir gerçektir. CEHALET ve YOKSULLUK’la bütünleşen toplumlarda DEDİKODU, GIYBET, KISKANÇLIK, NEME LÂZIMCILIK, HASET, FİTNE gibi beşerî kusurların çok görüldüğü de bilinmektedir.
Bu tür toplumsal sorunların yaşandığı ortamlarda ve zamanlarda, halka rağmen halkı irşat etme gayreti içinde bulunan manevî mimarlara büyük görevler düşmüştür. Astarlızâde Hilmi Efendi de bu manevî mimarlardan biri konumunda görevini en iyi biçimde idrak etmiş bir toplum önderidir. Yazılanlar, söylenenler bu düşüncenin gerçekliğini ortaya koymaktadır.
Astarlızâde Hilmi Efendi, bir taraftan halk içinde halkın dertlerini dinlerken ve onların sorunlarını çözerken; diğer taraftan da imkânlar ölçüsünde insanlarla asgarî düzeyde görüşme, konuşma ve beraber olma ilkesini benimsemiş; bu ikisi arasında dikkatli bir denge kurmaya özen göstermiştir. Kanuni döneminden kalma Büyük Câmii ile evi arasında 20-25 metre bulunmasına rağmen; vakit namazlarını daha çok evinde kılmasının temel sebebi; dedikodu, kıskançlık, haset, fitne, gıybet gibi beşerî kusurlara zemin oluşturan halkın CEHALET’inden uzak kalma isteğidir.
Bununla birlikte, O’nu tanıyan insanlarca bilinmektedir ki; Hilmi Efendi, Kur’an, Fıkıh ve Hadis gibi İslâmî bilimlerde; tıp, ziraat, hayvancılık gibi fen bilimlerinde halkın cehaletten kurtulması için büyük gayretler göstermiş ve faaliyetler icra etmiştir. Ayrıca, Abdulhalim ERİŞEN (Çankırı’nın yaşayan gönül sultanlarından Mustafa ERİŞEN’in rahmetli dedesi) gibi Çankırı yöresinin muteber, bilge insanlarıyla istişareler yapmış ve yakın dostluklar kurmuş; Ilgazlı Hacı Ahmet Efendi, Tosyalı Recep Efendi gibi yöresel mutasavvıfların yetişmesinde katkıları bulunmuştur.
***
Hilmi Efendi, DÜŞÜNCENİN SUÇ YA DA GÜNAH SAYILDIĞI SOSYAL VE SİYASAL ORTAMLARDA, ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN HAYAT HAKKI BULMASI İÇİN BÜTÜN İMKÂNLARINI SEFERBER ETMİŞ AYDIN, BİLGE BİR İNSANDIR. Dinî öğretimin zayıfladığı, zaman zaman din karşıtı söylemlerin etkin olduğu, özellikle 1930’lu yıllardan 1950’li yıllara kadarki dönem içinde Çankırı yöresinde manevî değerlerin korunması, yaşanması ve yaşatılması yolunda önemli yararlıkları bulunmuştur. Hilmi Efendi, siyasî ve bürokratlar ile halk arasında iletişim aracı olmuş; yöneticilerle yönetilen halk arasında gönül bağları kurarak toplumsal sorunların çıkmasını önlemeye çalışmıştır.
Astarlızâde Hilmi Efendi, İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte gelen SEFERBERLİK DÖNEMİ ve VARLIK VERGİSİ (11 Kasım 1942)’nin her türlü maddî ve manevî sıkıntılarını da yaşamış; dönemin mülkî ve askerî erkânıyla istişare yapmaya önem vermiş; Çankırı halkının maneviyatını güçlendirmek ve toplumsal dinamikleri canlı tutabilmek amacıyla her türlü fırsatı değerlendirmiş, âkil bir kanaat önderidir.
Çankırı halkının pek çok sıkıntısının giderilmesinde Hilmi Efendi Baba’nın büyük rolü bulunmuştur. O aynı zamanda, keramet sahibi bir insandır. Kendisi kabul etmese, bu özelliğini gizlese bile, Çankırılı kimi insanlar onu öyle görmüştür. Halktan bazı insanlar, Hilmi Efendi Baba ile olan anılarını, onun kerametini yansıtacak metafizik ögelerle süsleyerek anlatmaktan geri durmamıştır. Bu durumun en önemli örneği, 1952 yılında yaşanan Kore Savaşları’dır. Yaşanmıştır, yaşanmamıştır / olmuştur, olmamıştır; bu, hiç önemli değildir. Önemli olan, Kore Savaşları’na katılan Çankırılı gençlerin savaşın en buhranlı dönemlerinde kendine yardım edecek şahıslar içinde, yanlarında Hilmi Efendi’yi görmesi, gördüğünü varsaymasıdır.
***
“Geçmişte Türk milleti, İslâm’ın bayraktârı idi ve gene öyle olacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Allah’ın izni ile bu millet, gene dünyadaki şerefli yerini alacaktır.” diye seslenen Astarlızâde Hilmi Efendi; düşünceleri, hayat tarzı, ahlâkı ve öğütleri ile aziz milletimizin gönlünde taht kurmuş veli bir insandır.
17 Şubat 1962 tarihinde vefat eden âlim, ârif, mutasavvıf ve toplum önderi Astarlızâde Hilmi Efendi Baba’yı vefat yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyor; Hilmi Efendi Baba ve O’nun gibi gönül dostlarının manevî tasarruflarından nasiplenmemizi Yüce Allah’tan diliyorum.
16.02.2026
Ahmet KIYMAZ
“Çankırılı Bir Veli: Astarlızâde Hilmi Efendi”, [Tanıtım Yazısı], Yeni Ufuk Gazetesi, Yıl: 3, Sayı: 94, (Baskı: İhlas Gazetecilik A.Ş.), 17 Şubat 2012, Sincan / Ankara, s. 4.











