DASK DOĞAL AFET SİGORTASI YAPISAL İYİLEŞTİRMEDE FİNANSAL KAYNAK OLARAK KULLANILMALI MI?
DASK DOĞAL AFET SİGORTASI, NASIL %100 OLUR?
DASK Sigortası 1999 depremi sonrası Dünya Bankasının tavsiyesi ile ülkemize uygulanmaya başlamıştır. Kısaca zorunlu deprem sigortası olarak bilinen DASK isminde zorunlu denilmesine rağmen DASK oranı hiçbir zaman %100 oranını bulmamıştır. Son yıllarda DASK yaptıran hane sayısı % 45- 50 civarlarındadır.
Mevcut mevzuatta Doğal Afet sigortaları kapsamı içine sel, heyelan gibi depremden sonra en fazla can ve mal kaybına neden olan afetlerinde dahil olması için Bakanlar kurulu kararı ile yapılabileceği ifade edilmekte ise de bugüne kadar bu afet türleri zorunlu sigorta kapsamına alınmamıştır.
DASK, adında yer alan “zorunlu” ifadesine rağmen, uygulamada konut sahiplerinin inisiyatifine bırakılan bir sigorta türüdür. Sigorta, devletin bazı zorunlulukları (örneğin banka kredisi, su ve elektrik abonelikleri, tapu işlemleri gibi) aracılığıyla yaptırılsa da, nihayetinde bu sigorta tamamen zorunlu hale getirilmemiştir. Bu nedenle, DASK sigortası, tam anlamıyla mecburi olmayan bir sigorta sistemi olarak işlev görmektedir.
Sistem, evini yaptıran kişinin evinin depremde yıkılması veya hasar görmesi durumunda zararının bir kısmının karşılanmasını kapsamaktadır.
Ancak, bu sigorta sistemi yalnızca afet sonrası belli bir miktar tazminat ödemeye dayalıdır ve afet öncesi iyileştirme ve risk azaltma gibi proaktif önlemleri içermemektedir.
Toplanan yıllık sigorta primlerinin bir kısmı, sigorta şirketlerine poliçe hizmet – servis bedeli olarak ödenmekte; bir diğer kısmı ise uluslararası kuruluşlara sigorta yaptırılarak, sigorta risklerinin karşılanması amacıyla kullanılmaktadır.
Bu yapıyla, sistem büyük ölçüde zarar sonrası belli bir miktar tazminata odaklanmış ve sistemsel sürdürülebilirlik açısından eksik kalmıştır.
Bu sistem, yalnızca hasar sonrası ödemeye dayalı olarak işlemektedir ve afet öncesi iyileştirme, risk azaltma, binaların ve yapıların güçlendirilmesi gibi konuları kapsamamaktadır.
Ayrıca, yapısal iyileştirme ve güçlendirme alanlarında finansal kaynakların kullanılması da mevcut sistemin içinde yer almamaktadır. Bu eksiklik, sürdürülebilir ve kendini besleyen bir sistemin kurulmasına engel teşkil etmektedir.
***
OTOMATİK DOĞAL AFET SİGORTASININ %100 KAPSAMA ULAŞTIRILMASI NASIL OLMALIDIR?
Otomatik Doğal Afet Sigortası’nın tüm vatandaşlar için zorunlu hale getirilmesi ve kapsamının genişletilmesi, yasal düzenlemelerle mümkün olacaktır.
Bu sistemin %100 kapsama ulaşabilmesi için, Doğal Afet Sigortaları Kanunu üzerinde yapılacak yasal değişikliklerle, Otomatik Doğal Afet Sigortası kapsamı genişletilmelidir. Bu değişikliklerle, afet risklerine karşı sigorta güvencesi sağlanan hane sayısı artacak ve ülke genelindeki tüm binaların sigorta kapsamına alınması mümkün olacaktır.
***
DOĞAL AFET SİGORTASI (DASK) KAPSAMININ GENİŞLETİLMESİ
Doğal Afet Sigortası (DASK), yalnızca deprem riskiyle sınırlı kalmayıp, sel, su baskını, heyelan, çığ düşmesi, kaya düşmesi, fırtına ve yangın gibi diğer önemli afet risklerini de kapsayacak şekilde geliştirilmelidir. Bu kapsamda, tüm vatandaşların binalarının otomatik olarak sigorta kapsamına alınması için bir sistem kurulmalıdır.
Bu sistem, emlak vergisi ödemeleriyle entegre edilerek, kaynağında tahsil edilen sigorta bedelleriyle sigorta poliçelerinin otomatik olarak oluşturulmasını sağlamalıdır. Böylece, her binanın güvence altına alındığı, sürdürülebilir ve otomatik bir sigorta sistemi hayata geçirilmiş olacaktır.
Geçmişte, belediyeler emlak vergisi ile çevre vergisi ayrı ayrı tahsil edilirken, zamanla bu vergiler birleştirilip emlak vergisi ile birlikte tahsil edilmeye başlanmıştır. Benzer bir uygulama, Doğal Afet Sigortası bedelleri için de kolaylıkla hayata geçirilebilir.
Bu sistemde, zorunlu afet sigortası bedelinin, emlak vergisi ile birlikte zorunlu olarak tahsil edilmesi sağlanarak, tüm binaların sigorta kapsamına alınması mümkün olacaktır. Bu uygulama ile, ülke genelindeki tüm binaların %100 sigorta kapsamına alınması hedeflenmektedir.
Binaların %100 sigorta kapsamına alınabilmesi için, afete kalma riski yüksek olan ve birinci dereceden zarar göreceği belirlenen fay hattı, dere yatağı ve heyelan alanlarında bulunan bina ve yapıların mutlaka yıktırılması gerekmektedir.
Ancak, bu yapıların yıkılması mümkün olmadığı takdirde, söz konusu binaların sigorta bedelleri piyasa değerinin en az %15-20 gibi yüksek oranlara çekilmek zorundadır. Bu sayede, afete dayanıklı olmayan yapıların sigorta kapsamına alınması sağlanabilir ve potansiyel zararlar minimize edilebilir.
***
SİGORTA BEDELLERİNİN BELİRLENMESİ VE RİSK HARİTALARI ÖNEMİ
Sigorta bedelleri, belirlenirken, her binanın m² inşaat maliyeti göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, afete maruz kalma riski yüksek olan bölgelerde bulunan binaların sigorta bedelleri, daha düşük risk taşıyan bölgelerdeki binalardan farklı olmalıdır. Bu doğrultuda, her türlü afet riskinin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) üzerinde gösterildiği risk haritaları ivedilikle oluşturulmalıdır.
Bu haritalar, risk değerlerinin yüksek olduğu bölgelerdeki bina ve yapıların sigorta bedellerinin, belirlenen sigorta risk ücreti üzerinden tahsil edilmesine olanak tanıyacaktır.
***
SİGORTA BEDELİ BELİRLEME VE AŞAMALI ÖDEME SİSTEMİ NASIL OLUŞTURULUR.?
Mevcut durumda, bina rayiç bedeli değil, yalnızca inşaat m² maliyeti göz önünde bulundurularak belli bir sigorta bedeli belirlenmektedir. Bu durum, 1-2 milyon TL’lik bir ev ile 15-20 milyon TL’lik bir evin sigorta bedelinin aynı olmasına yol açmaktadır, ki bu da adil bir sistem oluşturmaz.
Afet riski ve rayiç bedel gibi önemli faktörler dikkate alınarak, düşükten yükseğe doğru bir aşamalı ödeme sistemi kurulması büyük bir önem taşımaktadır. Kurulacak yeni sistem, farklı değer aralıklarındaki binalar için daha uygun ve adil bir sigorta bedeli belirlenmesine olanak tanıyacaktır.
***
ZORUNLU AFET SİGORTASI VE EKSTRA SİGORTA SEÇENEĞİ SUNULMASININ ÖNEMİ
Zorunlu afet sigortası dışında, vatandaşlarımıza ek bir seçenek olarak, kendi isteğiyle bina ve yapılarını özel sigorta firmalarına sigortalatma imkânı sağlanacaktır. Özetle bu sistem, taşıtlara uygulanan zorunlu trafik sigortası ve isteğe bağlı full kasko sigortası gibi bir modelle benzetile bilinir.
Bu sayede, vatandaşlar hem zorunlu sigorta kapsamında korunacak, hem de ek sigorta ile daha geniş bir teminat alabilecektir.
Zorunlu afet sigortası ile Binanın rayiç bedelinin belli bir kısmı güvence altına alınmaktadır. Afetten veya diğer sebeplerden zarar gören konut, işyeri, fabrika gibi tesislerin önceden belirlenen meblağ üzerinde değil rayiç bedeli üzerinden ödeme yapılması kullanıcılara cazip hale getirilecek bir sistemde geliştirile bilinir.
Zorunlu Deprem sigortasının %100 hale getirilmesi durumunda basit bir hesaplama ile bile toplanacak meblağının büyüklüğü aşağıdaki gibi ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde ortalama 20.000.000 ev olduğu düşünüldüğünde hane başı ortalama deprem sigorta bedeli 3000 TL olarak esas alındığında 20.000.000 ev X 3000 TL =60.000.000.000 TL civarında bir kaynak yıllık toplanmış olunur.
Yine bu kapsamda 2019 yılı itibariyle kabaca 1.880.000 bin esnaf ve sanatkar olduğu ve bunlara ait iş yeri olduğu düşünüldüğünde her iş yeri için 10.000 TL ortalama sigorta bedeli bir fiyat çıksa 18.880.000.000 TL civarında bir yıllık esnaf ve sanatkarlara ait iş yerlerinden bir kaynak toplanmış olacak.
Yine ülkemizde Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu’ndan (OSBÜK) alınan verilere göre, bugün itibarıyla Türkiye’nin 80 şehrinde 325 organize sanayi bölgesi bulunuyor. Bu organize sanayi bölgelerinde yaklaşık 50 bin fabrika üretim yapıyor. 50.000 fabrika için ortalama 50.000 TL ortalama sigorta bedeli ile 2.500.000.000 TL bir kaynak toplamı olacaktır.
Görüldüğü gibi konut işyeri ve fabrika için sadece depremi esas alan bir sigorta anlayışı ile toplanacak meblağ yıllık kaba bir hesapla 81.380.000.000 TL olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bunun Amerika doları karşılığını da doları ortalama 1 Dolar = 40 TL kabul edelim.
81.380.000.000 TL / 40 TL = 2.034.500.000 Amerikan doları yıllık bir ücret bu kapsamda toplanmış olunacaktır. Görüldüğü gibi kaba ve basit bir hesap ile yıllık 2.000.000.000 dolar üstü bir kaynak sadece deprem bazlı risk odaklı sigortalamadan meblağ toplanacağı ortaya çıkmaktadır.
Yapılacak olan zorunlu afet sigortası kapsamına, sel, heyelan, çığ, kaya düşmesi, kasırga, yangın gibi diğer afet risklerinin de dahil edilmesi durumunda, toplanacak meblağ daha da yüksek bir rakama ulaşacaktır.
Ayrıca, binaların piyasa rayiç bedeli üzerinden yapılan hesaplamalar ile toplanacak bu meblağın daha da artacağı açıktır. Genişletilmiş sigorta kapsamı, afetlere karşı daha kapsamlı bir güvence sağlamayı mümkün kılacaktır.
Adı zorunlu olan ancak aslında çoğu zaman isteğe bağlı hale gelen Zorunlu Deprem Sigortası, sigorta şirketleri aracılığıyla değil, emlak vergisi tahsilatında olduğu gibi belediyeler üzerinden otomatik olarak zorunlu şekilde tahsil edilmelidir. Bu tahsil edilen meblağlar, belirli bir kamu bankasında toplanmalı ve bu hesap üzerinden yönetilmelidir. Böylece, sigorta bedellerinin tahsilatında etkin ve sürdürülebilir bir sistem kurulmuş olunur.
Toplanan Kaynağın Afet Öncesi Risk Azaltma ve Afet Sonrası Yapısal İyileştirme için Kullanımı nasıl olmalıdır?
Hesapta biriken kaynak, öncelikli olarak afet öncesinde risk azaltma faaliyetlerine, zorunlu durumlarda ise afet sonrasında yapısal iyileştirmelere yönlendirilmelidir.
Bu kaynak, afet öncesi risk azaltma kapsamında okul, hastane, yurt, spor salonu, köprü, tünel, viyadük gibi kamuya ait önemli altyapı tesislerinde, kentsel dönüşüm projelerinde ve depreme, sele ve heyelana karşı güçlendirme çalışmalarında kullanılabilir.
Güçlendirilmiş yapılar, afet sırasında daha sağlam kalacağından, afet sonrası iyileştirme süreci çok daha kısa sürecektir. Böylece, can ve mal kaybı asgari seviyeye indirilecek ve yüklenen risk önemli ölçüde azaltılmış olacaktır.
Bir kamu bankasının hesabında toplanan paralar Çevre ve şehircilik Bakanlığının ve il müdürlüklerinin uygun göreceği afet öncesi yapısal iyileştirme ve güçlendirme projelerinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı aracılığıyla afet kapsamında yapılması gereken konutlarda veya Toplu Konut İdaresi aracılığıyla kentsel dönüşüm esnasında vatandaşlara 20 yıl süreli (faizsiz) 2 yıl ödemesiz 18 yılda geri ödemeli olarak aynı afet konutlarındaki vatandaşlarımıza tanınan ödeme imkânları gibi veya enflasyona endeksli olarak kredi olarak da kullandırıla bilinir.
Böylelikle kendi kendini besleyen dönüşümlü bir sistem yıllar içinde oluşmuş olacaktır. Kentsel dönüşüm anlamında zaten devletimizde dikey mimariden yatay mimariye geçiş hazırlıklarına başlamış durumdadır.
Kamu binaları bu kaynaklardan sağlamlaştırıldığı için Afet sonrası konteyner kent, seyyar hastane, seyyar okul ve çadır kent vs. masraflar en minimize ye çekilmiş olacaktır.
Böyle bir sistemin kurulması durumunda yıkılma ihtimali olacak bina sayısı azalacağından vatandaşlarımız afetin etkisini en kısa sürede atlatacaklardır.
Afet olmadan da yapısal sorunları olan binaların güçlendirilmesinde ve kuvvetlendirmesi için bu kaynaktan vatandaşa enflasyona endeksi 20 yıl vadeli kredi açıla bilinir.
***
NEDEN KAYNAĞINDA OTOMATİK TAHSİLAT YAPILMALIDIR?
Bilindiği üzere, normal koşullarında DASK (Doğal Afet Sigortası) olmayan vatandaşların evleri zarar görmesi durumunda mağduriyetini giderme zorunluluğu bulunmamakla birlikte da oluşan Afetlerde vatandaşlarımız mağdur olmaması için çıkarılan yasal muafiyetlerle Devletimiz zaten konut yapıp kendilerine 20 yıl vadeli olarak evlerini vermekte, evini yapana yardım kapsamında ödemelerde bulunmakta olduğundan DASK kapsamında olmayan vatandaşlarda DASK kapsamdaymış gibi uygulamada bir muamele görerek ev sahibi olmaktalar.
DASK’ da böyle bir sistemsel değişikliğe gidilmesi durumunda; en fazla 3 yıllık bir geçiş döneminden sonra toplanan meblağlar sigorta şirketleri üzerinden değil de emlak vergisi ile birlikte Afet sigorta bedeli otomatik ve zorunlu olarak tahsil edileceğinden aracı sigorta şirketi kullanımını ortadan kaldıracaktır.
DASK kapsamındaki sigorta bedelleri Kamu tarafından otomatik olarak tahsilatı yapılacağından sigorta şirketlerine pay ve aracı sigorta komisyonu gibi ödemeler de yapılmayarak büyük tasarruf sağlanmış olunacaktır.
Dünya Bankasının isteği üzerine DASK Sigortası 1999 depremi sonrası ülkemize girmiş olmasına rağmen DASK oranı hiçbir zaman %100 oranını bulmamıştır.
Yeniden yapılandırılacak bu sistemde durumu iyi olamayan dar gelirli vatandaşların evlerinin muafiyeti ise sosyal devlet ilkesi ile devlet tarafından karşılana bilinir.
İstenirse şayet yıllar içeresinde belli bir meblağ birikimine ulaşıldıktan sonra bu yöntem sayesinde sigorta kapsamına giren hane oranı %100 bulmasıyla birlikte sistem oturduğu zaman devletimiz Doğal Afet Sigorta kapsamındaki bu ödemeyi Doğal Afet Vergisi adına çevirerek riski kendi yüklenebilir.
Böylelikle sigorta kapsamındaki toplanan meblağının sigorta şirketlerince tekrar teminat altına alınması için global çaptaki uluslar arası sigorta şirketlerine risk için tekrar sigortalatılarak ödenecek bedel ve komisyonlardan da kurtularak tasarruf da sağlanmış olunur.
***
DASK’IN YAPISAL İYİLEŞTİRMEDE FİNANSAL KAYNAK OLARAK KULLANILMASI
Hesapta toplanan paraların, ülke içindeki inşaat ve binaların yapısal güçlendirme projelerinde, inşaat ve altyapı faaliyetlerinde kullanılacak olması, milli gelire ve ekonomik çarkların hızla dönmesine katkı sağlayacaktır.
Böyle bir sistem, inşaat sektörünün sürekli canlı kalmasına, istihdama katkı sağlamaya ve her yıl toplanan bu kaynakların otomatik olarak piyasaya geri dönmesiyle ülke ekonomisi ve kalkınmaya büyük katkılar yapacaktır.
Sonuç olarak, bu yapı hem ekonomik sürdürülebilirliği hem de sektörel büyümeyi destekleyecek, ülkenin ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir döngü oluşturacaktır.
Şunu unutmayalım. Afetler meydana gelmeden önce hazırlıklı olmak, etkin sistemler geliştirmek ve önleyici tedbirleri hayata geçirmek bir tercih değil, zorunluluktur.
Hedefimiz; afetlere karşı dirençli, sağlam ve güvenli yapılar içerisinde, herkesin sağlık, huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir toplum oluşturmak olmalıdır.
Dileğimiz ise, afetsiz bir gelecek ve güvenli yapılarla donatılmış, sağlıklı ve dayanıklı şehirlerde hep birlikte güven içinde yaşamak olmalıdır.
08.06.2025
Yıldırım GÜVEN
Afet ve Acil Durum Yönetimi Uzmanı



İnşallah yetkililer tavsiyenizi dikkate alır da gereğini yapar